Baştan sona rezil bir tablo.Neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Filo jet adında sal bile olamayacak rezil bir gemi

Yürümek için bile ehliyet alması gerekirken adına kaptan denilen bir mahlukla ekibi.

Ve onu sevk ve idare etmesi için görev verilen adına idareci denilen cahiliyeler.

Sonuç

Onlarca ölüm ,kayıp ,acılı aile ve yeni bir toplumsal travma.

Bir deniz kazası, bir trafikte yitip giden canlar, sahte diplomalar, sokak ortasına taşan asayişsizlik ve kurumların gölgesine sığınmış bir liyakatsizlik tablosu…

Bugün Kuzey Kıbrıs’ta yaşananlar, münferit ihmaller dizisi değil; sistemsizliğin, denetimsizliğin ve toplumsal dokuya verilen tahribatın kaçınılmaz bir sonucudur.

Son olarak Girne ile Taşucu arasında sefer yapan "Filo Jet" adındaki katamaranda yaşananlar, felaketin tek taraflı olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Deniz seyrüsefer güvenliği; sadece geminin limandan palamar çözdüğü nokta ile değil, vardığı limanın denetim mekanizmasıyla da doğrudan ilgilidir.

Sorumluluk; elverişsiz bir teknenin sefere çıkmasına izin veren idarecilerden, o liyakatsizliği göremeyen muhalefete, liman denetimlerini kağıt üstünde tamamlayan her iki taraftaki yetkililere kadar uzanmaktadır.

Bu tablo, sadece bir yönetim hatası değil, basbayağı bir kurumsal çöküştür.

Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliği, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatleri ile "Mavi Vatan" doktrini açısından Kıbrıs’ın stratejik değeri tartışılmazdır.

Ancak strateji, sadece coğrafi haritalar ve askeri üslerden ibaret değildir.

Bir coğrafyayı güçlü kılan, üzerinde yaşayan toplumun niteliği, ahlaki harcı ve kurumsal sağlığıdır.

Kıbrıs Türk kültürü; tarihsel süreçte Akdeniz’in hoşgörüsüyle harmanlanmış, dinin bireyle vicdan arasında kaldığı, kamu ahlakına, dürüstlüğe ve kul hakkına saygılı bir kimlik inşa etmiştir. Bu kültür rüşveti, usulsüzlüğü, zorbalığı,ayrımcılığı ve liyakatsizliği reddeder.

Eğer bu adaya yönelik demografik ve idari politikalar, ada insanının bu özgün kültürünü, ahlaki yapısını ve yaşam tarzını gözetmeden yürütülürse; ortaya çıkacak sonuç bugün şikayet edilen karanlıktır.

Kontrolsüz nüfus akışı, kültürel uyumu gözetmeyen entegrasyon süreçleri ve liyakat yerine siyasi empozeleri koyan anlayış; topluma bir bulaşıcı hastalık gibi yayılmaktadır.

Bunun faturasını ise elektriksizlik, susuzluk, orman yangınları, hastanelerdeki zafiyetler ve en nihayetinde can kayıplarıyla yine bu adada yaşayan insanlar ödemektedir.

Doğru olan bellidir.

Kıbrıs’ın stratejik önemini savunurken, o stratejinin taşıyıcı kolonu olan Kıbrıs Türk toplumunun öz kimliğini, ahlaki değerlerini ve yaşam kalitesini korumak.

Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkilerin temeli; kurumsal kaliteyi artıran, denetimi sıkılaştıran ve ada kültürünün dokusuna saygı duyan bir vizyona dayanmalıdır.

Sorumluluk ve denetim zafiyeti Filo Jet katamaran kazası gibi felaketler, tek bir kurumun veya anlık bir ihmalin sonucu değildir.

Deniz seyrüsefer güvenliği, gemi elverişlilik sertifikaları, kaptan ve mürettebatın liyakati ile liman çıkış-giriş izinleri hem KKTC hem de Türkiye Cumhuriyeti liman başkanlıkları ve Ulaştırma Bakanlıkları düzeyinde zincirleme bir denetim mekanizmasına tabidir.

Hem iktidarın yetersiz denetimi hem de muhalefetin bu zafiyetleri kamuoyuna ve yargıya taşımadaki pasifliği, kurumsal çürümenin en somut göstergesidir.

Şunu unutmamak gerekir ki; liyakatsizliğin meşrulaştığı ve denetimin rafa kalktığı yerde, bedeli her zaman masum insanlar öder.