Yazmak istediklerimizi anlatırlar ya da ihbarda bulunurlar ve konuşma sonunda hep şöyle bir terim kullanılır?
“Böyle devlet anlayışı olur mu?
Ya da;
“Bu ne biçim bir hükümet anlayışıdır?”
Böyle soruları ardı ardına onlarcasını sıralayabilirim…
Çünkü halk artık bıkmıştır, bezmiştir ve önce hükümetleri haliyle devleti sorgulamaya başlamıştır!
Çünkü biz de olanların ya da olmayanların birçoğu başka devletlerde olmaz…
Ben hiç şaşırmıyorum artık böyle şikayetlere!
…
İki gün yazmayıp kısa bir yurt dışı ziyareti gerçekleştirdik ama buradan uzak kalmadık…
Sağ olsunlar bizim tüm yazdıklarımızın kaynağı okurlarımız biz olmasak da şikayetlerini gönderip bunları kamuoyuyla paylaşmamızı çeşitli yöntemlerle bize ulaştırmışlar!
Yeri geldikçe hepsini buradan sizlerle paylaşacağız…
Artık bir eğitim döneminin sonuna gelindi ve ilk ve orta derecesi okullar karne dağıtıp uzun bir yaz tatili başladı…
Doğal olarak yeni eğitim yılının kayıtları da.
Çocuklar yaz tatilinin de başlamasıyla elbette büyük bir karne sevinci yaşıyorlar…
Ama veliler öyle değil!
Çünkü biz de hele de çocuk sayınız biraz fazlaysa eğitim demek para harcamak demektir!
Bunun sancıları başlar ve gelen şikayetler bu konuda yoğunlaşır!
…
Bir velimiz belgesini de gönderdi ve yeni kayıt için istenen para belli ki artık bir çoğunun canını acıtacak miktarlarla ulaştı…
Bakın ilk kayıtta ne gibi harcamalar varmış;
Eğitim Gideri Ücreti: 100 TL.
Okul üniforması ve spor kıyafetleri: 375 TL.
Toplamda 475 TL gibi bir rakam söz konusu ki bu tek çocuk için…
İki çocuk olursa 950 TL eder, üç olursa bin 425 TL.
Fiyatlar dövizin hızla artmasıyla zaten tavan yapmış, asgari ücret yerinde sayıyor, hayat pahalılığı dondurulmuş ama okul ücretleri de hatırı sayılır orana yükselmiş!
Burada elbette okul yönetimlerini suçlamıyorum çünkü onların ve öğretmenlerin ne gibi özverilerle eğit verdiklerini, gerektiği zaman cebinden para harcadıklarını da iyi bilenlerdenim…
…
Geçenlerde ciddi bir konuya kısaca değinmiş ve Eğitim Bakanlığı’na göndermede bulunmuştum…
2014 yılında Türkiye Cumhuriyeti Yardım Heyeti eğitim konusunda sadece projeler için 20 milyon TL’ye yakın ciddi bir parayı kullanıma açmış ama bu paranın yarısı kullanılmadığı için geri alınmıştı!
Yine geçenlerde sevgili Cenk Mutluyakalı bir yazısında TC’den projeler için yönlendirilen çok ciddi rakamların kullanılmayıp geri iade olduğunu yazmış ve hayretler içinde kalmıştık!
Bu da bizim aslında proje özürlü olduğumuzu ortaya koymuştu!
Örneğin sırf eğitim konusunda 10 milyon TL gibi bir rakam kullanılmadı ve heba oldu!
Bu paralar pek ala ki TC’li yetkililer ile yapılacak olan iyi bir çalışma ile projelendirilip eğitime katkı olarak kullanılabilirdi…
Örneğin bu paranın bir kısmı parasızlık yüzünden mecburen kayıt parası alan okullara yönlendirilip, kıyafet konularında da indirimli tarifeler uygulanabilirdi.
Niçin olmuyor, niçin yapamıyoruz, niçin başaramıyoruz anlamak mümkün değildir!
Sonuçta eğitim artık ciddi bir külfet haline gelirken devleti sorgulamak ve şikayette bulunmak artık sıradan hale gelmiştir!
Vatandaş, haklı olarak ‘bu nasıl bir devlet ‘diye sitem etmekte ve memnuniyetsizliğini bu tür sorularla dile getirmektedir..
Kimse alınıp gücenmesin ama devleti yönetenler sayesinde devletin saygınlığı her geçen gün eriyip gitmektedir..

Serbest çalışan hekimlerden Huzurevi’ne tam destek..
“Sayın Levent Özadam
Lapta Huzurevi ile ilgili yazınızı üzülerek okudum, evet unutmamamız gereken elimizden geleni yapmamız gereken ve çok hassas olmamız gereken bir konu.
Ben hemen yönetimdeki arkadaşlarımla konuştum önümüzdeki hafta ilk ziyaretimizi yapacağız ve bunu yönetimdeki doktor arkadaşlarımla ayda 1 veya 2 ayda bir kez düzenli ziyaret gerçekleştirip hem hekim olarak hem de insan olarak neler yapabiliriz ne gibi katkı koyabiliriz elimizden geleni yapmaya karar verdik.
Ayrıca yine KTSÇHB yönetim kurulunun başlatmış olduğu sosyal sorumluluk projesi kapsamında bizim değişik noktalara yerleştirmeye başladığımız yardım kutularımız var bunlardan toplayacağımız gelirin bir kısmını da her ay düzenli olarak Lapta’daki Huzurevi’ne bağışlamaya karar verdik.
Duyarlılığınız için teşekkürler. Sağlıkla kalın…”
(Remzi GARDİYANOĞLU)
MESAJ KUTUSU
Sayın Mehmet Ali TALAT, öncelikle genel başkanlığınız hayırlı uğurlu olsun. Yaptığınız konuşmada önceliğinizin UBP zihniyetini temizlemek olduğunu söylediniz ya bakanlık bekleyen bütün UBP’liler bu sözle birlikte büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Oysa bir çoğu yatıp kalkıp bakanlık hayal ediyordu…
…
Sayın Teberrüken ULUÇAY, siz e-kimliklerin bir hafta sonra bütün kaymakamlıklardan dağıtılacağını söylemiştiniz ama belli ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Bu arada eski kimlikler iki günde verilirken yeni kimlikler bir hafta sonrasına sarkıyor. Sizin de garibinize gitmiyor mu?
…
Sayın Tufan ERHÜRMAN, çok büyük bir aksilik çıkmazsa CTP Genel sekreterlik göreviniz artık kesinleşti gibi gözüküyor. Bu arada o makamda bir arkadaşınızın da gözü var ama bakalım aday olma cesaretini gösterebilecek mi?
...
Sayın Kemal DÜRÜST, iş adamı Ömer Gültekin ile birlikte Güzelyurt’ta hem üniversite hem de yurt projesinde sizin de olduğunuzu öğrendik. Demek ki artık bundan böyle eğitim bakanı olamasanız da kendinizi tamamen eğitim işlerine adadınız. Hayırlara vesile olsun…
…
Sayın Serdar DENKTAŞ, bu hafta sonu kamuoyuna basın aracılığıyla sürpriz açıklamalar yapacağınız iddia ediliyor. Umarız fazla gecikmezsiniz çünkü meraktan çatlayanları da göz önünde bulundurmak gerek değil mi?
…
Sayın Doğan ŞAHALİ, parti meclisine giremediğiniz gibi Şeker Sigorta’ya müdür atadığınız Eren Adataş da kurunun yanında yandı gibi görülüyor. Demek ki atamalarda ciddi bir hata yaptınız ve partiliyi fena halde kızdırdınız.
…
Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, parti meclisi seçimi öyle bir sonuçlandı ki Başbakanlık için adınız yeniden anılmaya başlandı. Bu arada bazı partililer kimin elinin kimin cebinde olmadığı bir seçim olduğunu söylüyor, acaba ne demek istiyorlar dersiniz?
…
Sayın Hürrem TULGA, hem hükümete ‘yeter artık’ deyip ekonominin geldiği noktadan şikayet ediyorsunuz hem de gidip şikayet ettiğiniz partinin yetkili organlarında görev alıyorsunuz. Sanki de biraz çelişiyor değil mi?
…
Sayın Suphi COŞKUN, maalesef ki Türkiye’de HDP barajı geçti ama siz burada CTP’nin parti meclisine bile giremediniz! Dün öyle bir açıklama yaptınız ki herkes partinizle ipleri kopardığınız anlamını çıkardı. Hiç de haksız değilsiniz yani…
…
Sayın Yüksel ÇELEBİ, daha önce belediyeye istihdam ettiğiniz emekli bir hemşireyi bu kez işten durdurup yeni mezun birisini almak için kolları sıvamışsınız. Aslında doğru bir iş yaptınız ama haber köye çabuk yayılınca tepkiler de yok değil! Aile ne kadar geniş olursa o kadar oy demektir diye yorum yapıyorlar bilesiniz!
…
Sayın Hakan KUNTAY, bazı isim yapmış kişilerin parti meclisine seçilemediği sürpriz olmadı ama sizin liste dışı kalmanız kimse tarafından beklenmiyordu. Acaba diyoruz son zamanlardaki yükselişiniz birilerini rahatsız mı etti? Bundan böyle iyi bir muhasebe yapmak lazım değil mi?
…
Sayın Çilem DAĞISTANLI, Lapta Huzurevi’nde sizin için boşuna melek demiyorlarmış. Ülke gençliğinin büyük kısmı barlarda diskolarda zaman geçirirken sizin düzenli olarak yaşlı insanlarımızı ziyaret etmeniz umarız herkese örnek teşkil eder…Allah ne muradınız varsa versin..
…
Sayın Gökhan ALTINER, Escape plajına damsız gidince görevliler tarafından içeri sokulmamaktan şikayetçi oluyormuşsunuz. Bir de karadan değil de denizden girmeye çalışın bakalım işe yarayacak mı?
…
Sayın Orsel NEŞE, hafta sonu Lefkoşa’da bir masa etrafında dost toplantısında hep sizin kulaklarınız çınlatıldı. Artık yuvaya geri dönmeniz bıraktığınız yerden devam etmeniz temenni ediliyor bizden söylemesi…
…
Sayın Kutlay ERK, hain açıklaması biraz ağır kaçtı ama aslında doğruluk payı da yok değil! Bu arada bundan sonra aktif siyaseti bırakıp kendi işlerinize ağırlık vereceğiniz de iddia ediliyor. Hoş siyaset genlerinize işlemiş ama bakalım nasıl başaracaksınız…
…
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
.jpg)
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
.jpg)