Dile kolay tam 30 yıl geçti üzerinden…

Derinya eylemini duyunca tosbamıza atlayıp erken saatlerde bölgeye ulaştık!

Güvenlik güçleri bize terk edilmiş binayı gösterdi biz de en üst katına çıktık…

50’ye yakın basın mensubu eylemcilerin gelmesini bekledik!

Bizim bir alt katımızda da bazı polis komutanları ve siyasiler vardı…

Beklenen saat geldi binlerce Rum genci ellerinde Yunan bayrakları ile bulunduğumuz noktaya geldi!

Aşağı kattaki polis yetkililerinden sürekli uyarı alıyorduk…

Dikkat edin diyorlar başka bir şey demiyorlardı!

Tabi ki gençlik, kanımızın deli olduğu günlerde kim dinler uyarıları…

Binlerce Rum genci ortalığı toz dumanına çevirerek geldi çok yakınımıza kadar…

Sonra taş, kaya ve demir çubuğu yağmuru başladı hemen üzerimizde!

Bir yandan fotoğraf çekiyor bir yandan da hedef olmamak için önlem almaya çalışıyorduk…

Birkaç meslektaşımız füze gibi gelen taşlardan yaralandı, sağlık ekipleri anında müdahale etti!

Sonuçta malum olay…

Bir Rum eylemci bayrak diğerine tırmanıp bayrağı indirmeye kalkınca bizim bir alt katımızda olanlar gecikmeden müdahale ettiler ve hedefe tam isabet ettirdiler!

Bayrak inmemişti ama bayrağı indirmek isteyen de artık direğin dibine düşmüştü…

Birkaç gün sonra öğrendik…

Derinya eyleminin arkasında kilise vardı!

Eylemci gençlere uyuşturucu dahil, alkol ve sigara sağlayan Ortodoks Kilisesi…

Gençler talimatı oradan alıyordu!

Kiliseden aldıkları güç ve talimatla canlarını ortaya koyup tek hedefleri saldırmak ve bayrakları indirmekti…

Bizde bayrak indirmek vatan hainliği ile eş değer olduğu için güvenlik güçleri de aldıkları talimat gereği gerekeni yaptılar!

Bayrak inmez, ezan susmaz geleneği bir kez daha yerine getirilmişti…

Bu olayın her yıl döneminde yine Kilise talimatıyla eylemler yapılıyor…

Yapılmaya da devam edecek!

Çünkü güney bize göre çok daha fanatik…

Kilisenin talimatıyla sokağa inmeleri sadece birkaç dakikalık bir iş!

Ne gariptir ki ellerinde de Kıbrıs değil Yunan bayrakları…

Türklere saldırmak ve yok etme duyguları genlerine işlemiş!

En iyi Türk ölü bir Türktür sözü bilinç altlarına iyice yerleştirilmiş…

Elbette kilesinin girişimleriyle!

Ta ki 2023 yılında kapılar karşılıklı açılıncaya kadar…

Güney’de herkes Kuzey’i merak ediyordu!

Çünkü kendilerine Kuzey’deki bölgelerin ve caddelerin tanklarla dolu olduğu yalanı söylemişti…

Yine kilisenin güdümünde sakın gitmeyin mesajları verildi ama nafile!

Çünkü halkın içinde merak vardı…

Nasıl bir Kuzey diye!

Ve elbette bırakılan topraklar ve yaşanmış evler…

Yaşadıkları eski evlerine akın ettiler!

Beklediklerinin aksine Türk misafirliği gördüler…

Hatta kullandıkları bazı eşyaları izin alarak Güney’deki evlerine götürdüler!

Önyargılar da yavaş yavaş kırılmaya başlamıştı…

Belli ki zaman her şeyin ilacıdır!

Ve anladığımız odur ki iki toplumun da çok ama daha çok zamana ihtiyacı var…

Şunu bilir şunu söyleriz;

Güney’de kiliseler dini kurumlar dışında siyasette de etkin olduğu müddetçe barış imkansızdır…

Onların bu konuda güçlerini kırmakta neredeyse imkansızdır!

Düşünsenize, Annan Planı her iki tarafça kabul görseydi kuzeyde sadece 600 Türk askeri kalacaktı…

Sizi bilmeyiz ama düşündükçe bizim tüylerimiz kalkıyor!

Bu şartlarda ve kilise gerçeğinde iyi komşuluk ilişkilerinden başka da bir alternatifimiz de yok…

MESAJ KUTUSU

Sayın Mehmet KAYA, yerel ve genel seçimlerine yönelik çalışmaları hayli yoğunlaştırdığınız seçim anketleri ile kamuoyunun nabzını ölçtükten sonra her bölgeye özel strateji belirleyeceğinizi duyduk. Bu arada küçük ortaklar huysuzlanmaya başladı onlar da ilginizi bekliyorlar...

...

Sayın Ünal ÜSTEL, dün akşam Girne'de nezih bir mekanın VİP odasında yakın dostlarla buluşup danışma kurulu oluşturduğunuz yönünde bilgiler gelmeye başladı. Umarız saygın isimlerden oluşan ekibinizin önerilerini dikkate alır ve uygulamaya sokarsınız...

...

Sayın Dursun OĞUZ, güneyde mahkumlar için uygulanan af kararından sonra ülkede de bunun uygulanabilmesi için girişim başlattığınız iddia ediliyor. Cezaevinin rahatlaması bakımından önemli ama seçim öncesine denk geleceği için tepkilere de hazırlıklı olmalısınız...

...

Sayın Gürsel UZUN, 2 yıl hapis cezası alan Kıb-Tek çalışanının kurumdaki akıbeti başta sendikalar olmak üzere kamuoyu tarafından mercek altına alındığı için ilişiğinin kesilmesi için düğmeye basmanız konusunda yoğun mesajlarınız gelmeye başladık, merakla bekleyeceğiz...

...

Sayın Hasan ADAHAN, Meserya belediye başkan adaylığınız resmen açıklandı ama derin sessizliğiniz halen devam ediyor. Partililer ve bölge halkı sizden hareket bekliyor, halkın arasına girmenizde yarar görüyoruz. Seçimlerde en büyük gücünüz babanız olacaktır...

...

Sayın Mehmet YALÇIN, DP'den Lefkoşa milletvekili adaylığınızın artık kesinleştiği yoğun kulislere başladığınız söylenmeye başladı. Bakanlık müdürü olarak da çevreniz bir hayli arttığına göre umarız bu durumu iyi ve doğru değerlendirirsiniz, hayırlara vesile olsun...

...

Sayın Kemal DÜRÜST, nihayet siz de emekliler kervanına katılarak yeni bir hayata başlangıç yapmışsınız. Bir de çiftlikteki işleri gençlere bırakırsanız emekliliğin tadı çok daha fazla çıkacaktır iki günlük dünyada sağlık ve aileden daha önemlisi yok,,,

...

Sayın Serhat AKPINAR, bir süre önce aktif siyasete artık vereceğini açıklamıştınız ama parti tabanı bir kez daha aday olma kararı almanız yönünde yoğun istek mesajları göndermeye başladı. Bölgede partinin en büyük gücüsünüz, değerlendirmenizde yarar görüyoruz...

Sayın Halil KASIM, bölgenizde yapılan son kamuoyu yoklamasında yüzde 60’ın biraz üzerinde desteğe sahip olduğunuz ortaya çıktı. Partililer dışında partisiz kesim de yeniden seçilmeniz için büyük çaba gösteriyor, yeniden başkanlığınız için kutlar başarılarınızın artarak devam etmesini temenni ederiz…