Küçük bir motosikletim vardı özellikle yaz aylarında havadar olduğu için işe gelip giderken bunu kullanmayı tercih ederdim…
Bir akşamüstü Lefkoşa’da Ledra Palace ışıklarında yerdeki yağ birikintisini görmedim ve feci halde düştüm!
Aslında küçük bir kazaydı ama o oldu…
Değil motosiklet sürmek başka bir sürücünün arkasına bile binmiyorum!
O korkuyu bir türlü içimden atamadım, büyük ihtimalle de atamayacağım…
…
Çok sayıda motosiklet tutkunu arkadaşım, dostum var…
Sohbetlerde onları hayranlıkla dinlerim!
Çok da taktir ederim çünkü onlardan aldığım kültüre göre motosiklet sürücülüğünün kural demek olduğunu, disiplin demek olduğunu öğrendim.
Yaptıkları uzun turlarda hep bir liderleri vardır ve en tecrübelisi ya da gidecekleri bölgeyi en iyi bileni grubun başına geçer…
Tura çıkmadan önce hep toplantı yaparlar, kuralları hatırlatırlar, yeni sürücülere daha fazla önem gösterirler…
Baba nasihati niteliğindedir konuştukları!
Tur biter ve yine toplantı yaparlar, yanlışlar, doğrular ve aksaklıklar belirlenir…
Hayranımdır onların bu disiplinine ama beni de bir türlü o turlara katılmaya razı edemezler!
Çünkü ben hep dört tekerden yana olduğumu söylerim…
…
Konu tabi ki Pazar günü yaşanan felaket…
Gencecik bir yaşamın son buluşu!
Hem de pisi pisine…
Bizimkisi tabi ki dışarıdan gazel okumadan başka bir şey değil!
Çünkü ölümlü kazalar sonrası ateşin gerçek acısı bazı ailelerin yüreğine düşüyor…
Ana ve babalar, kardeşler can kaybediyor!
Hem de bir daha geri dönemeyecek olan canlar…
Hayatları kararıyor ailelerin kötü haberden sonra!
Biz birkaç günde unutup gidiyoruz ama kabristanlıklarda yıllarca ağıtlar yakılıyor…
Ateşin düştüğü yeri yaktığı böyle bir şey işte!
…
Ama öyle motosiklet tutkunu gençler var ki anlamak mümkün değil…
Onlar için yaşam biçimi motosiklet sürüp hız yapmak!
Öyleleri var ki;
“Ölümüm motordan olsun” bile diyerek sevdalarını bu sözlerle anlatıyorlar…
Kaza ve sonrasında gelen ölüm!
Nasıl olur da bir genç motosiklet kazasından gelecek olan ölüme tutkulu olabilir ki…
Anlayamam, aklım ve fikrim almaz bunu asla!
Hiç mi düşünmezler ardında bırakacakları gözü yaşlı yüreği dağlanmış sevdiklerini…
Bir insan nasıl olur da doğal bir ölüm yerine motosiklet kazası sonrası ölümü tercih eder!
…
Allah kimseye böyle bir evlat acısı tattırmasın…
Ama artık temenniden de öte bir şeyler yapmak gerek!
Gözümüzün önünde gencecik fidanlar gidiyor…
Tutku ve gençlik ateşi o demir yığınlarını bir canavara dönüştürüyor!
Bunun muhakkak bir bilimsel açıklaması ve tedavisi olmalı…
“Ölümüm motordan olsun” diyebilen bir gençlik yaratmışsak eğer bunun önüne geçmek için muhakkak ki herkesin yapabileceği bir şeyler olmalıdır!
Tabi ki başta ana ve babalar, sonrasında da devletin kurumları ve sivil toplum örgütleri…
UBP’li 88 genç!
CTP-DP dönemiydi…
Devletin çeşitli kademelerinde istihdam edilenler bu hükümet tarafından işten durduruldu!
Dün işten durdurulan bir grup UBP’li genç ziyaret ederek işlerine geri dönmek istediklerini söylediler…
Gerekçeleri de şuydu;
Başbakan Hüseyin Özgürgün muhalefet döneminde hepsine söz vermiş…
Hem de namus sözü!
“İktidara gelince hepiniz tekrar işinize döneceksiniz” demiş…
Kendisine bunu hatırlatmamızı istediler!
İstihdam edilmeleri etik ya da değil…
Sadece hatırlatma görevimizi yapıyoruz!
“Postadan tarıma!”
“Tarım teknik iştir.Ancak bu eğitimi almış kişiler yön verebilir.Atılan her adım için de ilgili yasaların bilinmesi gerekir.Atanan müdürlerin mutlaka Tarımla ilgili eğitim alması gerekir ki doğru kararlar üretebilsin.
Tarım bakanlığı bakanlık müdürü idari görevleri dışında bakanlığa bağlı dairelerin verdiği ön izinleri de kontrol edip onaylar ki bir yanlış karar verilmesin. yani hayvansal gıdalar,yemler,meyve sebze izinleri,tarımsal ilaçlar,gübre biyosidal ürünler ve daha birçok ürünün onayı bakanlık müdürü tarafından yapılır.
TARIM BAKANLIĞI BAKANLIK MÜDÜRÜ UBP Tarafından atanmıştı ama CTP tarafından görevden alınmadı. Bugünkü hükümet bakanlık müdürünü görevden alıp yerine POSTA DAİRESİ’nden birinin atanması için Cumhurbaşkanlığına onaya gönderdi.
Takdir halkımızın…
(Emine SOLYALI)
TAK bu yapısıyla devam edemez!
Devletin resmi haber ajansı…
Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)’da yine sıkıntılı bir dönem yaşanıyor!
Her nedense son birkaç hükümet döneminde bu güzide kuruluşumuza hep cimri davranıldı…
Karkası yıllar önce biten bina şu anda atıl durumda!
Çalışan sayısında eksiklikler var!
Haberciliğin pek de ne demek olduğunu bilmeyenler burada ek mesai yapılmasını istemiyor!
Yeterli kaynak aktarılmadığı içinde kısıtlı çalışandan mucizeler yaratması bekleniyor…
Mesai dışı ek mesailer ödenmeyince dün kurumda eylem başlatıldı!
Aylardır paralarını alamıyorlar çünkü…
Şu dönem ajansta çok ciddi sorunlar yaşanacak ve kimsenin tındığı yok!
Oldu olacak kapatın gitsin de herkes rahatlasın…
MESAJ KUTUSU
Sayın Mehmet HARMANCI, LTB çalışanı Z.Ş yaklaşık bir yıldır işe gitmediği, ilgili amiri durumu yönetime bildirdiği halde her hangi bir soruşturma başlatılmadığını duyduk. Bu arkadaşın durumundan haberdar mısınız!
…
Sayın Ufuk DAĞLI, aynı apartmanı paylaştığınız bazı komşularınız park sorunu yaşadıklarından şikayetçi olduklarını belirten mesajlar göndermeye başladı. Hayırdır sizi bu kadar kim kızdırdı acaba!
…
Sayın Özdemir BEROVA, Dipkarpaz Ortaokulu müdürünün önceki gün bir veli tarafından dövüldüğünü ve polise şikayetçi olmadığını biliyor muydunuz? Bence bir araştırın derim, orası çok daha büyük olaylara gebe!
…
Sayın Ahmet LATİF, dün su tahlil sonuçlarını göndereceğinizi söylemiştiniz ama akşama kadar bekledim gelmedi. Dalgınlığınıza mı geldi acaba! Bugün mutlaka bekliyorum tamam mı!
…
Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, pilot olan oğlunuzla kokpitte resim çektirmeniz ülkenin en büyük sorunu haline getirilmeye çalışıldı. Evlatlarla çekilen böylesi mutlu pozlar insanları acaba niye rahatsız eder ki!
…
Sayın Serdar DENKTAŞ, yıllardan beridir kaynak yaratılmaması devletin haber ajansı TAK’ta sorunların birikip paklamasına neden olmak üzere! İyi bir çizgi tutturmuşken burasını da bir omuzlayıverin lütfen!
…
Sayın Kudret ÖZERSAY, Türkiye ile imzalanan protokolü iktidara gelince değiştireceğiniz yönündeki açıklama hem vatandaştan rağbet görmedi hem de deniz aşırı birilerini kızdırdı diye duyduk! Popülizme şimdiden başlamayın olur mu!
…
Sayın Fikri ATAOĞLU, Kalecik’te AKSA’nın bacasından kara ve zehirli duman çıktığını biliyor muydunuz! Özellikle bölge halkı buraya uzman bir ekip gönderip durumu yeinde incelemenizi istiyor!
…
Sayın Hasan KARAOKÇU, LSD türü uyuşturucu konusundaki açıklamanıza tepkiler gelmeye başladı. Bunun kasıtlı ve maksatlı yapıldığına dair iddialar var. Bu konuda kamuoyunu bilgilendirmeniz bekleniyor!
…
Sayın Bumin PAŞA, Telekomünikasyon Dairesi’ne yapılan araç alımlarını mercek altına aldığınızı memnuniyetle öğrendik. Bir de ambarda çalışan arkadaşlara stok tutmaları için bilgisayar alımı da yaparsınız mutlu olacaklar!
…
Sayın İmam ALTINBAŞ, İNG BANK’ı satın alıp başına da Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ahmet Melih Karavelioğlu’nu getirmeniz bankacılık sektöründe tartışma konusu oldu. Herkes ineğin altında buzağı arıyor haberiniz olsun!
…
Sayın Bilal SAN, Merkez Bankası’nda üst düzey yöneticilik görevi yapanlarla iş sözleşmesi yapmıyor musunuz! İsteyen istediği kadar çalışıp sonra elinin kolunu sallayarak çıkabiliyor mu! Bu işte bir aksilik ve eksiklik var değil mi!
…
Sayın Menteş GÜNDÜZ, yüz kızartıcı olmayan suçların sicil kayıtlarının silinmesi konusunda yaptığınız çalışmalar neticesini verdi ve yüzlerce kişi derin bir nefes aldı! Halkı yakından ilgilendiren bu tür konuların devamını bekliyoruz.
,,,
Sayın Ahmet SENNAROĞLU, birileri fena göz etmiş olacak ki yaşadığınız sağlık sorunları ardı ardına gelme başladı. Ankara dönüşü yanıma bir uğrayın nefesi çok güçlü bir hoca tanıyorum. Büyük geçmiş olsun…
…
Sayın Halil ORUN, mevcut başkan Hasan Sadıkoğlu’nun UBP rozeti takmasından sonra İskele’de yeni bir strateji belirlemek için kulislere başladığınızı duyduk. Vekillik ve başkanlığı pek ala ki paylaşabilirsiniz değil mi!
…