Dün akşam Özgürlük Mücadelesi Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ün mozolesi Türkiye’den gelip bin bir tartışmalara neden olan su ile yıkandı…
Elbette sembolik bir olay bu!
Ama anlamı çok büyüktü…
Bunu öğrenince aklıma gelen ilk şey merhum liderimizin bir deyişi oldu;
“Türkiye için hayati olduğu kadar şeref ve haysiyet meselesi olan Kıbrıs davası, Türkiyesiz hiçbir zaman halledilemez ve halledilemeyecektir…”
Bana göre Türkiye ile ilişkiler konusunda söylenmiş en anlamlı ve değerli sözdür bu!
Bunun özü şudur;
Türkiye varsa varız, yoksa yokuz!
Gayet net ve açık…
…
Türkiye’den gelen bereketli su biraz geç de olsa topraklarımıza ulaşmaya başladı…
En çok da dün Mesarya ile buluşması içimi serinletti!
Arpadan başka bir şey yetişmeyen o da kuraklık oldu mu ot bile bitmeyen Mesarya ile…
Gözlerimi kapadım ve birkaç saniye yemyeşil Mesarya’yı hayal ettim!
Gürül gürül akan suyuyla…
Gerçekten de asrın projesidir bu!
Kıbrıs Türküne ‘besleme’ dedikleri için Türkiye’nin şu anki yönetimini bir çoğumuz tasvip etmesek de sözünde duran bir Türkiye var karşımızda…
Dr. Küçük’ün de dediği gibi!
Sadece Kıbrıs davası değil bir çok konuda Türkiyesiz olmuyor bu ata yadigarı topraklarda!
…
Türkiye’nin burada uyguladığı bütün politikaları benimsiyor muyuz?
Hepsini elbette hayır!
Yıllardan beridir yapılan maddi ve manevi yardımları kimse inkar edemez…
Onlar olmasaydı Kıbrıs Türkü’nün ayakta kalabilmesi imkansızdı!
Ama bir de dayatmalar var işte…
Ya da geçmiş hükümetlerin beceriksiz ve basiretsiz yönetimleri sonucunda kaybedilen yıllar!
Ve ardından bozulan ikili ilişkiler…
Rahmetli İsmet Kotak anlatmıştı;
Ercan’dan İstanbul’a uçup sonra bindiği taksicinin nerelisin diye sorup da onun da Kıbrıslıyım dedikten sonra şoförün el frenini çekip arabayı durdurduktan sonra Kotak’a arabadan indirmek istemesini…
“Madem ki siz bizi istemiyorsunuz, biz de sizi istemiyoruz, in arabamdan” deyişini!
Hak etmediği bir süreç yaşamıştı Kıbrıs Türkü, şimdi de kırıntıları yok değil…
…
İki siyasi parti ve bir öğrenmen sendikası geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosunun Rum üyeleri ili birlikte Türkiye’yi AB’ye şikayet etmişler…
Şaşırmadık!
Beklenen bir şey olsa da insanın yüreği dağlanıyor!
Şikayet mektubunu lütfen hepiniz okuyunuz…
Okuyunuz ki bir zamanlar Dr. Fazıl Küçük Türkiyesiz Kıbrıs meselesi halledilemez derken, yıllar sonra hem de içimizden bazıları hangi ağır ithamlarla Türkiye karşıtlığında bulunmuşlar!
Türkiye’yi Kıbrıs’ın kuzeyini işgal etmekle suçluyorlar…
Bunu hep yapıyorlardı ama bu kez çok farklı!
İçeride söyledikleri zaman insan bu kadar rencide olmuyor ama yanlarına Rumları alıp da bu ithamlarda bulununca ‘bunlar ne biçim insanlar’ diye hayıflanmamak elde mi!
Hadi iki küçük ve Kıbrıs Türk toplumunu hiçbir zaman Meclis’e sokmadığı partiyi anlarız da bir öğretmen sendikasını yakışır mı böyle ağır ve asılsız hakaretler…
Ne çabuk unutuldu geçmişte yaşananlar!
…
Türkiye günah ve sevaplarıyla, kendine yapılan tüm eleştirilere rağmen Kıbrıs Türkünü hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır!
Bu uğurda Anadolu’nun bıyığı terlememiş gençleri Kıbrıs Türkünün özgürlüğü uğruna canlarını feda etmişlerdir…
Gelin görün ki bazı sivil toplum örgütleri bu gerçekleri görmemezlikten geldikleri gibi okul koridorlarında PKK’lı kadınların dağdaki sözde mücadelelerini konu eden kitap tanıtımlarını ilk okul duvarlarında deşifre etmişler, bir anlamda en iğrenç biçimde Türkiye düşmanlığını körüklemişler ve işin daha da ilginci sorumlu bakanlık kılını bile kıpırdatmamıştır…
KKTC’de de terör örgütü olarak ilan edilen PKK’ya destek çıkan bir zihniyetten belki daha iyisini bekleyemeyiz ama şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki şükürler olsun ki Kıbrıs Türkünün ezici çoğunluğu kimliğini inkar edenlere şimdiye kadar taviz vermemiş, bundan sonra da vermeyecektir!
Bu örnekler bile şu anda devam eden müzakere sürecinin ne kadar hayati olduğunu göstermeye yetmektedir…
Sağlıkta kurmaylar suskun!
İnanılmaz bir sessizlik var ortada…
Dün de yazdığımız gibi herkes kafasını devekuşu gibi kumun altına soktu ve görmüyor, duymuyor ve konuşmuyor!
Cep meselesi çünkü…
İşin ucunda rant olduğu için tek kelimelik bir açıklama yok!
Anayasa Mahkemesi kararı ayaklar altında…
Etik değerler zaten çoktan bitmiş!
Sağlıkta yasal olmayan her şey mübah sayılır olmuş…
Bazıları sağlık simsarlarının aleti olmuş, hasta ticaretine başlamış ama!
Susun bakalım…
Nasıl olsa iki kurban verdiniz, bir üçüncüsüne gönlünüz razı olmaz değil mi!
Mezarlığa şortla gidilir mi!
Bir kadın ile telefonda dün çok ilginç bir diyalog yaşadık…
Bize genelde haksızlık ve hukuksuzluk ihbarları gelir ama bu kez farklıydı!
Telefonun ucundaki kadın sesi Lefkoşa Kabristanlığı’nı ziyaret eden ve kılığına kıyafetine dikkat etmeyenlerden şikayet ediyordu…
Hele de kalçaları ve göğüsleri meydanda olan şortlu kadınları görünce ağlamaklı olmuş!
“Bu nasıl kabir ziyaretidir” diye isyan etti…
Elbette bunun bir dini vecibesi vardır ama yakınlarını ziyaret eden insanlara kim karışır, ne der işte onu bilemiyorum!
En iyisi Allah’a havale etmek dedim…
MESAJ KUTUSU
Sayın Ahmet KAŞİF, sizin oğlanın kredi işi henüz sonuçlanmadı. Öyle ağır şartlar koydular ki bütün vergi ve genel borçları bitmeden de sonuçlanmayacak gibi görülüyor. Burada tek avantajınız hükümetin 27 sayıyla pamuk ipliğine bağlı olması! Haberiniz olsun istedik!
…
Sayın Cemal ERDOĞAN, Esentepe’de Seaterra diye bilinen ve yabancıların ikamet ettiği sitede yıllardan beridir zaten su yok ve tankerlere mahkum durumdalar şimdi de bölgedeki sürekli yanan çöplükten şikayetçi olmaya başladılar. Top sizde artık!
…
Sayın Zorlu TÖRE, bundan böyle askeri törenlerin yapılmayacak olmasına karşı çok sert bir bildiri ile karşı çıkacağınız söyleniyor. Belki yeri uygun değildi ama mutlaka devam etmeliydi değil mi! Bakalım altından hangi çopanoğlu çıkacak!
…
Sayın Metin BEYOĞLU, Başbakanlık müsteşarlığınız hayırlı ve uğurlu olsun. Hani bir laf vardır ya bekleyen derviş muradına ermiş diye, sizinki de aynısı oldu. Bu arada disiplinli ve otorite sahibi kişiliğinizle başarılı çalışmalarınızın burada da devamını dileriz.
…
Sayın İsmail ARTER, bölgedeki UBP’li dostlarınız artık sitem etmeye başladı. Onları da ziyaret edip kahvelerini içmenizi beklediklerini söyleyen mesajlar gönderiyorlar. Hatta soğuk bira ısmarlayacaklarını söyleyenler bile var…
…
Sayın Kayhan GÜRKAN, DPÖ Ekonomik Planlama Daire Başkanlığınız hayırlı ve uğurlu olsun…Bundan sonra bütün işiniz gücünüz hesap kitapla olacak. Teşkilat disiplininiz ise en büyük avantajınız, başarılar dileriz…
…
Sayın Mehmet HARMANCI, çok sefer uyardık ama belediyedeki arkadaşlar elektronik postalarda yaşanan sıkıntıyı bir türlü çözemediler. Bir arızanın bu kadar uzun sürmesi Başkent belediyesine yakışmıyor…
…
Sayın Fuat NAMSOY, çalışanların toplu iş sözleşmesini imzalamamanız yılların başkanına hiç yakışmıyor! Eğer sorun maddi sıkıntılardan kaynaklanıyorsa bunun da açıkça çıkıp söylemeniz gerekiyor değil mi!
…
Sayın Faiz SUCUOĞLU, yılların eksiği olan Onkoloji Hastanesi’nin kurdelasını kesmek size nasip oldu ya ne mutlu size…Şimdi sıra buraya gerekli hekim ve hemşirelerin bir an önce istihdam edilip vatandaşın hizmetine açılmasıdır. O kudrette sizde vardır…
…
Sayın Şemsi KAZIM, Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığınız ziyaret sizin de bir üniversite kuracağınız yönünde algılandı. Şu aralar en karlı sektör bu olsa gerek değil mi! Hayırlısıysa olsun deriz, maksat memleket kazansın…
…
Sayın Mert ÖZDAĞ, baskı ve tehditler elini taşın altına koymasını bilen hiçbir basın mensubunu yıldıramaz. Bu konuda kamuoyu desteğinizi arkanıza almanız da çok önemlidir. Büyük geçmiş olsun diyoruz…
…
Sayın Mehmet Ali GÜRÖZ,anjiyodan sonra sigaraya veda edince kilolarda epey artış kaydedilmiş diyorlar. Biraz dilet biraz da spor eski günlere dönmeniz için gerekli gözüküyor değil mi! Hoş tombul yanaklar da sizi epey şirin gösteriyor…
…
Sayın Aziz KAYA, Lefke’den vatandaşlar aradı Türkiye’den gelen suyu mutlaka istediklerini ifade ediyorlar. Sizin oralarda sıkıntı yok ama yine de bir düşünmekte yarar görüyoruz. Bu suyun manevi önemi de çok büyük diyorlar!
…
Sayın Fevzi TANPINAR, Şafak Nöbeti her ne kadar bazılarının muhalefetine neden olsa da eskisinden çok daha görkemli bir etkinliğe imza atmak için yoğun bir çalışma temposunda olduğunuz söyleniyor. Mustafa Ceceli de iyi bir isim değil mi!
…
Sayın Tuncer ÖZBAHADIR, yıllar önce canınız çok yanmış olabilir ama ha keşke bu eylemi bir cenaze namazında yapmasaydınız. Merhumun ailesine olaydan çok etkilendi ve acıları katlandı.
…
Sayın Kartal HARMAN, Kurban Bayramı’nda gazete çalışanlarına izin vermeyeceğiniz konusunda ciddi bir infial yaşanıyor. Meslektaşlar durumu AİHM’e götürmeye hazırlanıyor bizden uyarması. Grevler kapıda bilesiniz…