30 yıldan fazla bir sürede kendi ofisinde avukatlık yaptığı için özel sektör ruhunu taşıyor…
Dışişleri Bakanlığı’na alışmış görünüyor ama alışamadığı şeyler de var;
Bunlar protokolde olmanın gerektirdiği şeyler…
Yapılan ziyaretler, resmi resepsiyon ve yemekler…
Ben anladım ki yoğun ziyaretçi trafiği kendisini epey sıkmış, ama bunların şart olduğunu da iyi kavramış…
Kendisi hem iş hem de özel hayatında epey disiplinli bir kişiliğe sahip olduğu için bakanlığın ilk günlerinde gözüne çarpan devlet olma ciddiyetine yakışmayan görüntüler nedeniyle şaşkınlığını gizlemiyor…
Ama da bakanlıklar içinde en disiplinli ve düzenli olanın kendi bakanlığı olduğun da kabul ediyor, her türlü eksikliklere rağmen…
…
Dışişleri Bakanı Emine Çolak ile dün Radyo Vatan’da bize göre çok da yararlı bir program gerçekleştirdik…
Mesleği gereği ilk olarak ülkenin hukuk yapısını, mahkemeleri gündeme getirdik…
Çünkü biliyorduk ki şimdi bakan olduğu için konuya daha geniş bir açıdan bakma şansı vardı!
Ve her sene adli yılın açılışıyla yapılan konuşmalar, eleştiri ve sitem dolu…
İşte burada her şeyde belki tasarrufu anlarız ama konu yargı oldu mu bunun adı tasarruf olmaktan çıkar ve ihmal olur bize göre!
Sayın Çolak’ın da bu konudaki görüşü farklı değil…
Bu konuda, ‘bir türlü hükümetlerin önceliği olamadı’ diye sitem etti kendisi de!
Bina yetersiz, yargıç sayısı yetersiz, çalışan sayısı yetersiz…
Hala çökmediyse bu bile büyük başarıdır!
…
Bakan Çolak, geçtiğimiz bir Rum gazetesine verdiği demeçteki açıklamaları nedeniyle bizim tarafta epey eleştirilmişti…
Peki ne demişti Sayın Çolak bu açıklamada;
“Garantörlük konusu çözümü geciktirmemeli…”
Bizdeki muhalifler ve sosyal medya yorumcuları olayı şöyle anladı ya da yanlış aksttirmeye çalıştı;
“Bakan Çolak Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkıyor!”
Zaten bizim sorunumuz bu işte;
İnsanların ağzından çıkan kelimeleri cımbızla çekip, bunları toplayıp anlamını tamamen değiştirdikten sonra kamuoyuyla paylaşmak!
Bundan kimin bir yararı olacaksa artık…
Emine Çolak’ın Türkiye’nin garantörlüğüne filan karşı olmuşluğu yok…
Onu bu konudaki düşüncesi tamamen garantörlük konusunun öncelikle garantör ülkelerin konusu olduğu…
Bu konuda ne bir karşıt görüşü var ne de muhalif bir duruşu!
…
Sayın Çolak 30 küsur yılık bir hukukçu ve mesleğinde de zirveyi görmüş birisi…
Hukuk ve Kıbrıs sorunu arasında organik bir bağ olduğu için de sormamak olmazdı;
“İki taraf arasındaki mülkiyet sorunu bir hukukçu gözüyle nasıl çözülmeli” diye de sorduk…
Bu konuda da gayet ılımlı düşünüyor;
Elbette hukuk ön planda olacak ama insan haklarını da unutmamak lazım diye konuyu güzel özetledi…
Yani o da kimsenin evinden topraklarından koparılıp sokağa bırakılması gibi bir durum ortada yok…
Tazminat ve takas iyi bir denge içinde mülkiyet sorununu çözebilir…
Ama şunu da unutmamak lazım ki;
Buradaki malların 1974 öncesi sahiplerini de unutmamak gerek!
40 senedir içinde oturduğumuz ama bizim olmayan bir mekanda ısrarlı olacaksak bunun da bir bedeli olacak!
Ve bu bedel bir şekilde ödenecek…
Her şeyin bir bedeli olduğu gibi!

--------------------------------------
Şive meselesi…
Şive meselesi…
“Her yörenin her bölgenin kendine has bir şivesi oluyor... Biz Kıbrıslıların da...Bize has bize özel bir şivemiz var.
Ancak metin veya yazılarımızda neden kitap dilini kullanmıyoruz... Kitap dilini yazılarımızda kullanmamız Kıbrıslı kimliğimizi kaybettirmez...Ta ilkokul yıllarından eğitimini almışız...Özellikle gençlerimizin yazılarında hep fark ediyorum... "Kendine" yazmak yerine "Gendine" diye yazılıyor... Bence yazılarımızda öğrendiğimiz kitap dilini kullanmalıyız...
Ancak metin veya yazılarımızda neden kitap dilini kullanmıyoruz... Kitap dilini yazılarımızda kullanmamız Kıbrıslı kimliğimizi kaybettirmez...Ta ilkokul yıllarından eğitimini almışız...Özellikle gençlerimizin yazılarında hep fark ediyorum... "Kendine" yazmak yerine "Gendine" diye yazılıyor... Bence yazılarımızda öğrendiğimiz kitap dilini kullanmalıyız...
Naçizane fikrim diyorum…”
(Feyzan KORUR)
MESAJ KUTUSU
Sayın Hasan BAŞOĞLU, bakanlık ve devlet dairelerinde kullanılan RHA araçların sivil plaka ile değiştirilmesi konusunda bir soruşturma başlattığınızı ve bu konudaki yazışmalarınızı tamamladığınızı memnuniyetle öğrendik. Bizim bildiğimiz polis dışında hiçbir kurum sivil plakalı araç kullanamaz ve aksini yapanlar suç işlemiş olur. Sonucu merakla bekliyoruz…
…
Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, sizin bakanlık açıklamasında önceki gece tozlu hava nedeniyle uçuşların iptal olduğu açıklanırken Sivil Havacılık Dairesi bu açıklamayı yalanladı ve ham tersi bir açıklama yaptı. Bize göre bu önemli bir ayrıntıdır ve derhal soruşturma başlatılması gerekir. Böyle ciddiyetsiz olmaz!
…
Sayın Erdoğan NAİM, Vakıflar Bankası yönetim kurulu üyeliniz hayırlı ve uğurlu olsun. Resmi karar yarın açıklanacak ve bu makama resmen atanacaksınız. Özellikle disiplini sevdiğinizi biliyoruz ve bu konuda ciddi tedbirler alacağınızdan kuşkumuz yoktur.
…
Sayın Salih İZBUL, eğer Sağlık Bakanlığına getirilmeseydiniz Kıb-Tek’e yönetim kurulu başkanı olacağınızı biliyor muydunuz? Nereden nereye değil mi, resmen direkten döndünüz ve umarız şimdiki bu önemli görevinizin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirirsiniz…
…
Sayın Osman KIRŞAN, 30 yıldır UBP üyesi olan babanızın bu kez ilçe başkanı tarafından üye yapılmadığını duyduk. Demek ki İskele ilçe başkanlığınız şimdi daha bir önem kazandı ve bu karar sizi epey kırbaçlayacak gözüküyor…
…
Sayın Hasan SADIKOĞLU, dün Lefkoşa’da Hüseyin Özgürgün ile önemli bir toplantı yapıp Osman Korşan’ın ilçe başkan adaylığı görevini kesinleştirdiğinizi öğrendik. Bakalım bu yarışta siz mi galip çıkacaksınız yoksa ilçe başkanınız Ali Rıza Usluer mi? Gazanız mübarek olsun…
…
Sayın Vatan MEHMET, geçen hafta İsmet Akim söyleşi için sizi 1.5 saat kadar bekletince çileden çıktığınızı duyduk. Neyse ki önünüze meyve tabağı koyulup da vitamin takviyesi yapılınca yelkenleriniz su inmiş. Bu meslekte olur böyle şeyler…
…
Sayın Zorlu TÖRE, UBP’ye genel başkan olunca hükümeti bozacağınız yönündeki açıklamalarla acaba iyi mi yapıyorsunuz! Eğer böyle olursa istifa ettiğiniz DP ile mi hükümet kurma çalışması yapacaksanız acaba? Bir düşünün hele!
…
Sayın Narin F.ŞEFİK, Yüksek Mahkeme Başkanlığı göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Eski başkanlar yargının ilgisizlikten dolayı çökme noktasında olduğunu çok defa söylediler ama bir türlü hükümetlerin ilgisini çekemediler. Sorumluluk sırası siz de…
…
Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, UBP kurultayına daha epey bir zaman var ama ekibinizle birlikte tansiyonu yükseltme kararı aldığınız söyleniyor. Zaten sesiniz epe gürdür bakalım bundan sonra nasıl çıkacak?
…
Sayın İlkay KAMİL, hem DP’li hem de UBP’li birisi olarak UBP kurultayında Özgürgün’e güçlü destek kararı aldığınız söyleniyor. Aslında iki partinin yok aslında birbirinden farkları değil mi?
…
Sayın Biray HAMZAOĞULLARI, öğretmenlerin Karpaz’da görev yapmak istememeleri konusunda yerden göğe kadar haklısınız çünkü oralarda devlet kendini iyiden iyiye bir türlü hissettiremiyor. Acaba bu konuda partiniz ne düşünüyor?
…
Sayın Kemal Eşref OKTAR, UBP içinde yaşanan son kurultay tezgahlarından sonra ilk genel seçimlerde milletvekilliğine aday olacağınızı duyduk. Çok geç kalmadınız mı acaba? Göçmenköy’de ateşi yakarsanız bütün Lefkoşa’ya yayılma ihtimali çok yüksek, hadi hayırlısı.
…
Sayın Mehmet AKTUNÇ, düğün dernek hazırlıklarını son günlerde yoğunlaştırdığınız gözleniyormuş. Önay kızımızla birlikte şimdiden bir ömür boyu mutluluklar dileriz. Allah sizi bir yastıkta kocatsın…
…
Sayın Ferhat ATİK, bizim dergaha hoş geldiniz, felsefe ve buram buram duygu yüklü o yazılarınızı özlemiştik. Farkında mısınız bizim yollar hep aynı dergahta birleşiyor, hayırlara vesile olsun artık…