Ta 1974’ten itibar aslında olması gereken çağdaş ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde oluşturulması gereken demokratik bir toplum yapısının inşası için taşların tek tek yerine konulması gerekirken çarpık ilişkilerin olduğu ve ganimetin pervasızca ve hayasızca belirli zümreler arasında paylaşılması ile tıpkı Lefkoşa Türk Belediyesi gibi külliyen kokuşmuşluğa doğru içinden çıkılamayacak bir bataklık oluşturuldu.
38 yıl içerisinde bir “hukuk devleti” kurduklarını iddia edenler aslında “devlete ilişkin bir hukuk” yapısı oluşturma gayreti içine girmişlerdir ki bu da halk içerisindeki eşitsizlik durumunun eşitlikmiş gibi gösterilerek burjuva ve küçük burjuva tarafından demokratikleşme çağrılarına bağlı olarak “hukuk devletinin” de yapısı ile ilgili yoğun çaba sarf ettiklerini göstermektedir!! Tam bir SAÇMALIK.
Bu uyutma politikası çerçevesinde kendi içinde “tutarlılık” gösteren burjuvanın bu yaklaşımı ile ilgili siyasi yelpazenin solunda olanlarca bu yapının devamında hala daha “hukuk devleti”nin var olduğuyla ilgili ısrarla bu devlet yapısından eşit ve adil kararlar çıkmasına seyirci kalınması pek de gerçekçi değil kanımca.
Adil ve kalıcı bir yapı oluşturulması yönünde atılacak olan ilk adım her alanda olduğu gibi HUKUK ALANINDA da DEVRİMSEL değişikliklerle Anayasa da dahil yasaların yeniden düzenlenmesi olacaktır. Şu anki ülkedeki hukuksal yapı, şekil itibarı ile amiyane olacak ama “BU KADAR EKMEĞE BU KADAR KÖFTE” cinsinden. Benim inancım odur ki Yargı’nın başında olanlar da artık bu geminin bu şekilde yürümeyeceğinin farkındalığına varmış ve sürdürülemez olan bu sistemin değiştirilmesine ve murad edilen çağdaş bir yapıya bürünülmesine katkı koymak istemektedirler.
Hal böyle iken geçmişten gelen geleneksel köhne zihniyete bağlı olarak mevcut hükümetin takınmış olduğu hukuk tanımaz tavır, dengeler sürecinde devlet yapısının kökten sarsılmasına da pencere açmaktadır. YASAMA ve YÜRÜTME’nin felç olmuş yapısında kendine göre bir “sistemin” işleyişine YARGI’nın sözüm ona çomak sokması mevcut Hükümeti o kadar çok rahatsız etmiştir ki Mahkemelerin vermiş olduğu kararlar bile artık kale alınmayıp kafaya göre takılınıyor.
-Bir Hükümet Başkanı düşünün ki “Yasalara aykırı olduğunu bilmemize rağmen Lefkoşa Belediyesi ile ilgili yasa gücünde kararname kararı aldık” diyebiliyor!
- Maliye Bakanı emekli maaşlarından kesinti yapılamayacağını bile bile kesinti yapıyor ve konu mahkemeden dönünce emeklilerin 2 aylık kesinti paralarını geri vereceğine dair Mahkeme huzurunda söz vermesine rağmen kesinti paralarını ödemiyor.
- Yüz kızartıcı suç işleyen bir bürokrat görevden alınıyor fakat “el öpme merasimine” bağlı olarak kutsal olması gereken öğretmenlik görevine geri dönmesi için çeşitli ayak oyunları yapılıyor.
-Hukuka aykırı olarak Kamu Kurumlarından hiçbir gerekçe gösterilmeden partizanca duygularla işten durdurulanlar yine mahkeme kararı ile aylar sonra işlerine dönebiliyorlar .
-Mahkeme ara emrine rağmen Parti Başkanlığı yetkileri hukuka rağmen tepe tepe kullanılıyor.
-Mağusa eski hastanesinde bir UBP’li çalışan demirbaşları çalıp satıyor, soruşturmaya hukuk müdahil edilmiyor, olay örtbas ediliyor ve geçtiğimiz ay bu şahıs üstüne üstlük bir de terfi ile ödüllendiriliyor.
-Şehir Planlama Dairesi Müdürü şahsen rüşvet aldığı iddiası ile Bakan ve Danışmanı tarafından paralarla yakalanıyor olay yine yargıya gitmeden görevden alınıp müşavirliğe geçişi sağlanıyor.
-Spor Dairesi eski Müdürü ile de ilgili birçok iddia var olmasına rağmen yine hukuk yolu bypass edilip görevden alınıp müşavirliğe geçişi sağlanıyor.
-Hükümet Partisinden bir Belediye Başkanı kafatası çaldırtıyor.
-Tam anlamıyla Hukuksuzluk UBP Hukuku formatında halka kakalanmak isteniyor.
Daha birçok hukuk tanımaz hukuk dışı uygulamalar daha var ki saymakla bitmez. İşte bu bağlamda devlet kurduk diye övünürken hindi gibi kabaranlar aslında devlet olmanın unsurlarına en büyük saygısızlığı yapanlardır.
İşte tam da bu noktada kendi kurduğu devlete bile inanmayan ve bu yönde hareket edip bu kokuşmuş yapının yılmaz bekçileri olanlar ve sadece kendi sıcak koltuklarının hesabını yapmaktan başka hiç bir şey yapmayanlar bir yanda, Kıbrıs’ın geleceğinin federal bir devlet yapısı içerisinde Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak sürdürülebilir bir uluslar arası hukuk çerçevesi içerisinde olduğuna inanan ve bu yönde hareket edenler VE hep dışlanıp ötekileştirilerek, hatta “VATAN HAİNİ” damgası da vurularak yaşam hakkı tanınmayanlar bir yanda!!!
Unutanlara hatırlatmakta yarar var diye tekrarlıyorum “Hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlarından kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir”
NOT: BU YAZIMI YAZDIKTAN SONRA LEFKOŞA TÜRK BELEDİYE ÇALIŞANLARINA KARŞI UYGULANAN DEVLET TERÖRÜ NEDENİYLE TÜM BU REZALETE SEBEP OLANLARI ŞİDDETLE KINIYORUM.
