Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanlarının mücadelelerinde haklı olduğu duru su kadar net. Sendikaları BES’in yönetsel şeffaflığı ve hesap verebilirliği, BES kasasında olması gereken paranın nerede olduğu hala açıklanmadığından tartışılır durumda olsa da, LTB işçileri maaşları ödenmediği ve sosyal yatırımları yapılmadığı için elbette haklılar. Fakat tepkilerini şiddete başvurarak ifade etmelerini anlasak da kabul edemez ve doğru bulamayız.
Kolluk kuvvetleri aracılığıyla şiddet kullanmayı meşruymuş gibi göstermesine karşın, devletin gösterdiği şiddet de kabul edilemez. Nitekim yasalar ne derse desin, istisnasız her toplumda devletin polis eliyle kullandığı şiddet bireylerin vicdanında meşruiyet kazanamamıştır.
İşçiler de şiddet kullanarak haklılıklarına gölge düşürebilirler. Pet şişe fırlatmak, lastik yakmak, çöp konteynerlerini dökmek, taş atmak ve zorla binalara girmek şiddet içeren eylemlerdir. Çocuklarına bakamaz duruma getirilen anne babaların, yığılan kredi borçları altında ezdirilen bu insanların öfkesini anlamamak için insanlıktan hiç nasibini almamış olmak gerekir. Yine de öfke, içinizden nasıl çıktığına bazen sizin bile şaşabileceğiniz kontrolsüz bir canavar gibidir. Kontrol dışına çıkan, ölçüsüzleşen her güç gösterimi insanda polisin uyguladığı şiddete benzer bir duygu uyandırır.
Yıllar önce Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük binası işgal edilmişti. Üniversiteye helikopterler iniyor, zırhlı polisler, ellerinde silahlarıyla yurtlara giriyordu. Bu işgali hiçbir şekilde meşru görmemekle birlikte, üniversitede işgal sonrası polisin uyguladığı şiddetten üniversitenin öğrencileri rahatsız olmuştu. Bağımsız, çoğu kadınlardan oluşan bir grup öğrenci olarak işgalin gecesinde rektörlüğün önünde oturma eylemi yapmaya kararı verdik. Kendiliğinden, aniden gelişen eylemde bizi bir araya getiren polise karşı tutum almak ve bunu pasif direnişle yapmaktı.
Kendi aramızda şiddeti, pasif direnişi ve sivil itaatsizliği tartıştığımız o günlerde, polisin üniversiteye girmesiyle beraber düşüncelerimizi pratiğe dökmek gibi bir şansı farkında olmadan yakalamış olduk. Oturma eylemimiz sürüyor ve yerimizden saatler geçse de kalkmıyorduk. Polisler sonunda başımızda beklemekten sıkıldı ve bize sataşmaya, dipçikleri ile bizleri dürtüklemeye başladı. Bizler ısrarla polislere cevap vermiyor ve yerimizde kımıldamamaya devam ediyorduk. Polisler öğrencilerin tepkisizliği karşısında daha da öfkelendi ve bizleri daha fazla dürtüklemeye yeltendi. Eylemimizi dışardan izleyen diğer öğrenciler, şiddete karşı sessiz duran grubumuzun ne yapmaya çalıştığını kısa sürede kavradı ve tek tek yanımıza gelerek, bizlerle birlikte yere oturmaya başladı. Oturma eylemi çoğalan öğrencilerle daha geniş bir katılıma ulaşınca polis üniversiteyi sessiz sedasız terk etmek zorunda kaldı. Polis saldırganlığını bizde sınamış ancak şiddet göstererek üzerimizde iktidarını kuramayacağını anlamıştı...
Gerek Türkiye’de gerek Kıbrıs’ta pasif direniş modelleriyle eylem yapanlara sıkça rastlanmaz. Bunun nedeni bir yanıyla Türkçe konuşan toplumların sapına kadar erkek egemen bir kültürle yoğrulmuş olmalarıdır. Bizler kolay sinirlenir, öfkelenince gayet erkeksi biçimlerde tepki göstermeyi ve erkek egemen söylemlerle güç gösterisi yapmayı şandan sayarız!
Halbuki şiddet uygulayan sizi korkutmayı amaçlıyor ve sizi sindirerek kendi varlığını güçlü kılmaya çabalıyordur. Beni korkutamazsın demenin biricik yolu size gözdağı vereni dikkate almamaktan, güç gösterileri ile kaygılanmayacağınızı karşınızdakine anlatabilmekten geçer. Bu tavır, aynı zamanda şiddete eğilimli olanların kendi tutumlarını sorgulamalarını da sağlayacaktır.
Dilerim ki pasif direniş modelleri geliştirmek içi boş bir temenni olarak kalmaz ve saatlerce insanların yerinden kalkmadığı eylemlere/direnişlere şahit oluruz yakın gelecekte...
Çünkü çöpü, tepesi haklı nedenlerle atan herkes yere dökebilir ve herkes beynine hücum eden sinirlerin etkileşimiyle lastik yakabilir. Ama herkes ellerindeki silahları ile ‘meşru’ şiddet kullanabilen polisleri dikkate almadan, silahsız, taşsız, pet şişesiz ve lastiksiz saatlerce yerinde oturamaz. Bu, bazılarının, arkalarındaki devletin erkiyle eylediği güç gösterilerinin ağına düşmeyeceğinizi, seviyenizi indirmeyeceğinizi ve gerçekte güçlü olanın kim olduğunu göstermek açısından iyi bir vesile ve şiddete karşı konulacak tek doğru tavırdır.