Dün sabahın ilk telefonu beklediğimiz gibi Faiz Sucuoğlu’ndan geldi…

Ne kadar mutlu olduğu sesine yansıyordu!

Attan inip eşeğe filan binmedim diye başladı sözlerine…

Dün öyle yazmıştık ya!

Belli ki hayli rahatsız olmuş…

Egosunun kesinlikle olmadığını ifade etti!

Ama mutlu olmasının sebebi de bakan olarak atanması filan değildi…

Sucuoğlu başbakanlık görevinden alınıp milletvekili olunca ortada nasıl bir algı yaratılmıştı…

Ankara Sucuoğlu’nu istemiyor!

Elbette bu bir siyasetçi için derin üzüntü kaynağıdır…

Hele de Ankara sevdalısı birisi için yüreğinde derin yaralar oluşturur!

Sucuoğlu mutlu ve mesuttur zira artık bakanlığa atanmasıyla birlikte bu algı da ortadan kalkmıştır…

Söylentilere göre de Sucuoğlu Ankara’nın değil de Fuat Oktay’ın kurbanı olmuştur!

Ankara bir şekilde kendisini görevden indirmiştir ama şimdi de yine Ankara tarafından bakanlık görevine atanmıştır…

Sanki de özür diler gibi!

İade-i itibar meselesi tam olarak…

İşin ilginci Faiz Sucuoğlu bakanlığa atanacağını başbakandan öğrenmedi!

İlk mesaj Ankara’dan geldi…

Lüks bir otelin 8’nci katında öğrendi güzel haberi!

Muhataplar hükümet değil de Ankara olunca koşulsuz kabul etti…

Çünkü sırtından 4 yıllık yük artık kalkmıştı!

Olumsuz imaj da böylelikle kendiliğinden ortadan kalkmıştı…

Sucuoğlu bunun için mutlu ve mesuttur!

Bundan böyle de artık doya doya keyfine çıkarabilir…

Yaşanan bu gelişmeler bize bir kez daha neyi gösteriyor?

Parmağımızın ardına hiç saklanmayalım…

Artık kendi kararlarımızı kendimiz alamıyoruz!

Bu son yılların geleneği haline geldi…

Hatanın da çoğu bizde!

Bazı gerçekleri söylemeye cesaret bile edemiyoruz…

Sonuçta yaşananlar ortada!

Kendi irademize sahip çıkmazsak ve sessiz kalmayı tercih edersek doğa boşluk tanımaz ve o boşluğu hiç gecikmeden doldurur…

Biz de ardından baka kalırız…

Filler tepişirken, çimenler eziliyor!

KKTC’de öğrenci taşımacılığı yine krizin ortasında.

Bir tarafta taşımacılar, diğer

tarafta hükümet…

Açıklamalar karşılıklı, suçlamalar havada. Peki bu kavganın

ortasında kim var?

Çocuklar ve veliler.

Taşımacı “hak edişlerim, sözleşmelerim çözülmeden bu iş yürümez” diyor. Bakan ise

yüzde 40 artış yapıldığını hatırlatıp sektörün de üzerine düşeni yapmasını istiyor. İyi

de vatandaşın suçu ne?

Ortalama 180 eğitim günü üzerinden, yakın mesafe için yaklaşık 170 bin TL servis

ücreti konuşuluyor.

Neredeyse “Taksiyle götürüp getirsen aynı para” denilecek

noktadayız.

Üstelik parasını peşin ödeyen özel okul velisinin çocuğunun yolda

bırakılması kabul edilebilir mi?

Bir başka gerçek daha var: 40 yıllık araçlarla çocuk taşınan bir ülkede hâlâ

taşımacılığın kalitesi tartışılıyorsa, ortada sadece taşımacının değil, sistemin de ciddi

bir sorunu var demektir.

Hükümet taşımacıyı hedef göstermek yerine çözüm üretmeli.

Taşımacı da çocukları ve velileri mağdur edecek eylemler yerine çözüm masasını zorlamalı.

Çünkü bu kavga böyle devam ederse ne hükümet kazanacak ne taşımacı…

Kaybeden yine çocuklar olacak, faturayı da yine veliler ödeyecek.

Yıllardır aynı hikâye:

Filler tepişiyor, çimenler eziliyor.

Ama artık o çimenlerin üzerinde çocuklar var.

Onların eğitim hakkı, kimsenin pazarlık masasındaki kozu olmamalı.

MESAJ KUTUSU

Sayın Ceyhun DALKAN, Birliğinize kayıtlı bir göz doktorunun, ticari kaygılarla

hastasına reçetesini vermediği yönündeki şikâyet dilekçesine aylardır cevap

verilmediğini öğrendik. Bir hastanın mağduriyeti karşısında bu sessizlik Tabipler

Birliği’ne yakışıyor mu?

Sayın Ünal ÜSTEL, seçim startını resmen verdiğinizi resmen verdiğini ve başlangıç olarak da medya buluşmalarını başlattığınızı duyduk. Bu arada birkaç güne kadar da anket sonuçları elinize ulaşacakmış seçim politikaları belirlemek için en doğru yöntemdir, hadi bakalım hayırlara vesile olsun…

Sayın Mehmet HARMANCI, daha önce de uyardığımız gibi seçim öncesi bel altı vuruşları beklediğimizden de erken başlayıp operasyon düğmesine basıldı. Bunların sol kesimden gelmesi de fazlasıyla manidar bir durumdur yaşanan bazı gerçeklerin abartılı olarak başkalarından ima yoluyla paylaşılması yerine sizin bizzat kendi açıklamalarınız çok daha değerli olacaktır…

Sayın Erhan ARIKLI, kamuoyunda tüm gözler sizin üzerinize çevrildi. Tüzük kurultayında alınacak kararlar sonrası genel başkanlık görevine devam edip etmeyeceğiniz konusunda da tarihi ve hayati bir karar alma aşamasındasınız, birkaç takoz dışında parti desteğiniz devam ediyor, bu arada anketler biraz inişte olduğunuza işaret ediyor, haberiniz olsun istedik…

Sayın Koral BOZKURT, beklenen gelişmeler bu kez fazlasıyla erken başladı. Önce medyada türlü eleştiriler ve yıpratma kampanyaları sonra da ardından tamamen duygusal görüşmeler başlayacak, hazırlıklı olmanızda yarar görüyoruz. Bunlara bir kere paçanızı kaptırırsanız sonrasını da artık siz düşünün…

Sayın Hasan TAÇOY, Bakanlık görevine daha ilk günden hızlı bir başlangıç yaparak denetimlere başladınız. Güney’de bin lira olan trafik setleri bizde üç bin liraya satılıyor hadi bakalım şimdi kolları sıvama vaktidir. Bu arada birkaç kelle almazsanız fahiş fiyatların önüne geçmeniz olası değildir bizden uyarması…

Sayın Sıla Usar İNCİRLİ, seçim öncesi partinizde yaşanan duraklama dönemi limanlara verdiğiniz hassasiyet ve manifesto ile yeniden bir ivme kazandınız. Bu arada siz tek başınıza iktidar olmaktan bahsederken bazı vekillerin bunun zor ihtimal olduğunu söylemese çelişkili bir durumdur kendilerini uyarmanız şart oldu…

Sayın Ömer ARHUN, Yenikent bölgesinde aileniz adına büyük bir yeşil alan projeniz öğrenen bölge halkı tarafından şimdiden memnuniyetle karşılandı. Bu projede özellikle çocuklar ve gençleri ön plana çıkarırsanız çok büyük bir amme hizmetini de yerine getirmiş olacaksınız. Umarız tüm iş insanlarına iyi örnek teşkil eder…