Allah’ı var şimdi, Arif Albayrak’ı çok severim…
En azından kasıntı değil!
Yolda gördü mü selamını esirgemez, sempatik ve güler yüzlü…
Espriye de bayılır…
Meclis’te yaptığı şovlarla bırakın bizim basını Türkiye basınında bile manşetlere oturdu…
Kah elinde tespih ve başında takke, kah balonlarla meclis kürsüsüne çıkışı…
Hele de bir de eşekli protestosu var ki, o zaman akaryakıt zammına tepki için eşek sırtında girmişti meclis bahçesinden içeri…
Biz de ‘helal olsun’ demiştik koro halinde!

Üç gündür merakla beklerim;
Bu kez neyle çıkacak karşımıza diye!
Okkalı elektrik zammından sonra yani…
Sürpriz bir eylem bekliyorum kendisinden;
Mesela eşeğin sırtına bir jeneratörle gelebilir ya da bir kamyon dolusu mumla, belki de çam ağacından yontulmuş kocaman kazıklarla…
Gelsin de neyle gelirse gelsin!

“Yok gelmeyecek” diyenleri duyar gibiyim…
Niye gelmesin ki?
Benim bildiğim Albayrak halkçıdır, devrimcidir, kimseden çekinmez…
Hükümet olduğu için partisinden bile!
Öyle değil mi ya;
Muhalefetteyken, UBP zamları bindirdikçe halkın sırtına, o Meclis’te protestonun Allahını yapmadı mı?
Şimdi hükümette diye ne değişti ki?
Belki kendisi hükümet partisinin milletvekili ama ezilen ve horlanan, zamların altında canı çıkan yine aynı halk…

Hadi Sayın Albayrak yüzümü çıkarma benim;
Muhalefeteyken başka iktidardayken başka diyenleri utandır lütfen…
Öyle bir protesto yap ki mecliste yer gök inlesin…
Değil Türkiye basını, dünya basını göklere çıkarsın seni!
Milletvekili nasıl olur göster onlara…
Halkına cefa çektirenlere, zam yağmuruyla fakirleştirenlere meydanı boş bırakma…
Özlemle ve hasretle bekliyoruz!




“Hoşçakal Kaymaklılı”

“Onu 1963 yılından sonra elinde büyük flaşlı fotoğraf makinesiyle, önce Dr Fazıl Küçük'ün yanında sonra da R.R. Denktaş'la her yerde görmeye başladık. En güzel resimleri çeken hep oydu. Daha fazla Halkın Sesi'nde ve de gene Bozkurt'ta da çalıştığını hatırlıyorum. Dünürümdü. Amcamın hanımının rahmetli yengemin akrabalarındandı.
Tenekeci Irkad'larla çok görüşür ve paydos saatlerinde 1974 sonrası içerlerdi. Onlar da beş on sene önce ölüp gittiler.
Kaymaklılı'nın da ölümünü bugün gazeteden okudum. Bu topluma gazetecilik alanında çok hizmet vermiş bir yaşlı arkadaşımızdı. Eğer yazsaydı tarihimiz konusunda şahit oldukları hakkında çok şeyler yazardı diyorum.
Ama yazmadı, yazık...
Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Hoşçakal Koca Kaymaklılı...
Seni unutmayacağız....”

(Ulus IRKAD)



MESAJ KUTUSU

Sayın Arif ALBAYRAK, Meclisin en ses getiren vekili olarak geçmiş yıllarda da yaptığınız gibi elektrik zammına karşı eyleminizi dört gözle bekliyoruz. Parti genel sekreteriniz bile ‘bize yakışmadı’ dedikten sonra, şimdi gözler sizde…

Sayın Suat GÜNSEL, Beşir Atalay sizin okula açılışa geldi kimsenin sesi çıkmadı, ama siz GAÜ’de açılışa katılacak diye yaygara çırakmaya çalışıyorsunuz. Sizin gibi dünya devleri arasına girmiş birine hiç yakışıyor mu?

Sayın Asım AKANSOY, vatandaş diyor ki, madem ki elektrik zammı size yakışmadı, partinin genel sekreterlik görevinden istifa ederek bu görüşü daha somut hale getirebilirsiniz. Bir deneyin bakalım ne zararınız olacak?

Sayın Mutlu AZGIN, önümüzdeki ay yapılacak olan kurultayda Lefkoşa ilçesinin oyları belirleyici olacakmış. Yani bu da demektir ki sizi ve ekibinizi tarihi bir sorumluluk bekliyor. Partinin kaderi iki dudak arasına kadar geldi. Kolay gelsin…

Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, dün öyle bir açıklama yaptınız ki kurultayda istihdam edilenler de dahil hiç birimiz bir şey anlamadı. İnsanlar ortalarından çatlayacaklar, aydınlatıcı bir açıklama bekliyorlar.

Sayın Zeren MUNGAN, gazino işletme izinleri tehlikeye giren 5 otelin sahibi sizden randevu alamamaktan sitem ediyorlarmış. Tamam çok yoğunsunuz ama bari müsteşarınızı bari olsun onlarla görüştürün…

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, ne güzel bir süreliğine de olsa kendinizi unutturmuştunuz. Misilleme açıklaması hiç de hoş olmadı. Siz sanırız devletin imkanlarını babanızın malı filan zannediyorsunuz. Çok ayıp!

Sayın Mustafa AKINCI, Cumhurbaşkanlığı adaylığınız konusu köşemizde yayınlandıktan sonra inanılmaz destek mesajları gelmeye başladı. Demek ki geçen süre sizi epey aratmış olmalı değil mi?

Sayın İsmail ABİDİN, İskele polisi ile başınızın derde girmesine fazlasıyla üzüldük. Ne yazık ki bazı kurumlar ve kurumların başındakiler, turizm özürlü oldukları için doğal karşılamanız gerekir. Büyük geçmiş olsun…

Sayın Önder SENNAROĞLU,
15 Kasım Cumhuriyet Bayramı arifesinde çok sayıda borcu olan vatandaşın elektriklerinin kesilmesi bayram sevincine gölge düşürdü. Ha keşke hafta başını bari bekleseydiniz…

Sayın Özgül MUTLUYAKALI, basının duayenleri ile bir süre önce yaptığınız söyleşiler nedeniyle teşekkür ederiz. Vefasızlığın ve nankörlüğün hat safhada olduğu bizim meslekte iyi ki sizler gibiler de var…

Sayın Halil FALYALI, ikinci çocuğun da yolda olduğunu öğrendik. Hayırlı ve uğurlu olsun, bu hızla giderseniz kısa bir sürede en azından bir hentbol takımını kurarsınız.

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, bir siyasetçi ancak bu kadar kısa bir sürede çark eder ve komik duruma düşer. Yine de Sertoğlu’nu bağrınıza bastığınız için memnun olduk. Zararın neresinden dönülürse kardır değil mi?

Sayın Mehmet KÜÇÜK, Halil Kaymaklılı’nın cenaze töreninde gözlerimiz sizi çok aradı ama maalesef bulamadı. Oysa kendisi bir dönem gazetenin simgesi olmuştu. Ha keşke bir temsilci gönderseydiniz bari… Üzüldük doğrusu!




Günün Fıkrası

Cennetin anahtarları…


Peder ve Bahadır ölürler ve cennetin kapısına giderler. Kapıda bir melek beklemektedir. Melek pedere sorar ;
-Hiç günahın var mı? Peder;
- Aziz melek ben rahiptim, tüm hayatım boyunca Tanrıma dua ettim, karıma ve çocuklarıma sadık kaldım, insanlara ve hayvanlara hep yardım ettim. Melek, “Çok iyi bunları biliyorduk zaten al sana cennetin gümüş anahtarı. “ der ve sonra Bahadır’a döner. “Senin hiç günahın var mı Bahadır?“
Bahadır; “Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım ama Tanrı’ya çok dua etmedim açıkçası bir de günahım var çok sert ve hızlı araba kullanırdım.”
Melek Bahadır’a döner ve ; “Bunu da biliyoruz. Çok iyi al sana cennetin altın anahtarı.” Peder bu olaya sinirlenir; “Ben hayatımı insanlara, Tanrı’ya adadım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün tutuyorsunuz.“ Melek gülerek ; “Oğlum, sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Bahadır araba kullanırken herkes dua ediyordu.“