Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun KKTC tarihinde bir ilke imza atarak, Cumhuriyet Meclisi milltevekillerine dün akşam verdiği resepsiyon birçok yönden ilgi çekici mesajlar içeriyor.

Ama bu mesajlar, toplumsal ajandada sıralanan problemlerin, yurttaşın nasıl halledeceğini artık öngöremediği sorunların çözümünü maalesef hedeflemiyor.

Resepsiyonun ayrıntıları bile siyasetin ne tür manipülasyonlarla yol aldığını gösteriyor: Resepsiyona davetli olup da katılmayan milletvekilleri arasında Ferdi Sabit Soyer, Tahsin Ertuğruloğlu, Hüseyin Angolemli, Nazım Çavuşoğlu ve Doğuş Derya gibi isimler var.

Ancak resepsiyona katılmayanlar arasında, seçim sırasında Cumhurbaşkanı’nın hazırladığı ileri sürülen listede yer alan milletvekilleri de bulunuyor. Listeye girip Eroğlu’nun da desteğini alarak oylarını artıran bazı milletvekilleri, listeyi yalanlamak maksadıyla resepsiyona katılmamayı tercih ediyor…

Eroğlu’nun resepsiyonda ‘zor bir dönemden geçildiği’ne vurgu yapması, siyasal partilerin ‘olgunluk devresi’ne girdiğini söyleyerek, ‘Artık diyaloğun, bir araya gelip muhabbet etmenin, çeşitli konuları tartışmanın zamanı gelmiş ve geçmiştir’ ifadelerini kullanması, hem siyasi aktörlerin bütününe hem de Ankara Hükümeti’ne gönderilen bir mesaj olarak okunabilir.

Cumhurbaşkanı’nın milletvekillerinden ve hükümetten koparak, Cumhurbaşkanlığı makamında oturmayı doğru bulmadığını, gerek hükümet edenler gerekse de siyasi parti temsilcileri ile diyalog içinde olacağını beyan etmesi ise Eroğlu’nun siyasetteki gücünü daha da pekiştirmeye çalışacağı şeklinde yorumlanabilir.

CTP-BG’nin gelecek sene yapılacak yerel seçimlere şimdiden hazırlandığı ve partinin yerel seçimlerden güçlü çıkarak, yeni bir erken seçimi zorlayacağı şeklindeki öngörüler, Eroğlu’nun UBP ve DP-UG’un UBP çatısı altında birleştirilmesini amaçladığı iddiaları ile birleştirilince Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun yaptığı diyalog çağrısının fazlasıyla havada kaldığı düşünülebilir.

Fakat mesajların dili ne derse desin, kendi hayatında bir dizi sorunla başa çıkmaya çalışan sokaktaki yurttaş için siyasetin zirvesinde ne olup bittiğinden çok, zorlaşan yaşam mücadelesini nasıl vereceği en büyük sorun.

Dünkü resepsiyonu, refah seviyesinin düştüğü, yoksullaşmanın arttığı, toplumun çaresizleştirildiği bir ortamda, sosyal yaralara merhem olamayacak, iktidar motifli bir davet olarak değerlendirmek de mümkün.

Siyasetin zirvesinde olan bitenle, yurttaşın gündelik hayatını sürdürmek için verdiği mücadele birbirinden o kadar kopuk ki, yönetenlerle yönetilenlerin gündemlerinin tamamen ayrıştığı söylenebilir.