Lefke, sadece bir coğrafya değildir; bağrında barındırdığı milyonlarca yıllık tarihi değerleri ,doğal güzellikleri , her bahar nazlıca başını kaldıran orkideleri ve bölge insanının nefes aldığı o bakir tepeleri ile bir mirastır.

Ancak geçtiğimiz hafta sonu, bu mirasın kalbine saplanan paletli bir dozerin sesi, sadece toprağı değil, bölgenin geleceğini de sarstı.

Deneyimlerime dayanarak söylüyorum; doğaya yapılan en ağır müdahaleler genellikle Cumartesi-Pazar günleri, yani denetimin en zayıf olduğu, "mesai dışı" saatlerde gerçekleşir.

Çünkü bu saatlerde inşaatı durduracak ceza kesecek kamu personeli yoktur!

Saatler 10’ u gösterdiğinde Gemikonağı Göleti ile aynı havzada, alçak orman arazisi sayılan o tepede hummalı bir çalışma vardı. Birileri dozer ile yol açıyor, dağı hoyratça deşiyordu.

Sosyal medyada bu kıyımı paylaştığımda amacım devletini koruyup kollamakla görev yapanların ve bunun için maaş alanların tatilde olsa bu uyarıyı görmesi ve bu elim olaya müdahale etmesiydi.

Konu vatan toprakları ve o vatanı vatan yapan toprakların üzerindeki ağacı ,deresi, çiçeği, böceği , dağı, taşı ise görev ve sorumluluk tatil dinlemez.Bunun için hiçbir mazarettte kabul edilmez.

Peki, bu vatan toprağını korumakla görevli olanlar,bizlerin vergileriyle maaş alan o yetkililer dozerin kepçesi vatan toprağının bağrına inerken neredeydi?

Dozer ertesi gün de çalışmaya devam ettiğine göre, belli ki o "sağırlık" kasti bir tercihti.

Disleksi sorunu olanlar birtarafa beni asıl yaralayan ise , tabelasında "çevre" yazan, ''turizm amblemi'' bulunan örgütlerin sessizliği oldu.

Her yıl orkideleri korumak için kortej oluşturan yerel dernekler, o çiçeklerin kökleri dozer altında ezilirken neden sustunuz?

Yeşil Barış Hareketi; Ülkenin her taşı için elini taşın altına koyduğunu söyleyen bu köklü hareketin ilgi alanı Lefke harici yerler mi yoksa?

Bir tek sosyal medyadan konudan haberdar olur olmaz dozerin çalıştığı alana deyim yerinde ise hızır gibi yetişen orkideler ile dozerin doğaya inen o acımasız kepçesini ayni karede sosyal medya hesabından paylaşıp yardım isteyen Bilgin Müzezzin kardeşim vardı.Yurt sevgisinin nasıl olması gerektiğini birçok kesime hatırlatan bu hareketi için kendisine tüm içtenliğimle teşekkür ederim.Doğanın asil koruyucusu ünvanını kendisine takdim ediyorum.

Konuyu birazda yasalarla anlatalım.Anlatalım ki bu başıbozukluğun yanlış olduğunu doğru ve olması gerekenin nasıl yapılması gerektiğini buna tevessül edecek olanlarda öğrenmiş olsun.

Kamu malıda olsa özel mülkte olsa her yapılacak işin bir kuralı vardır.

Bunun ilk kuralıda İzin almak ve verilen izne uygun hareket etmektir.

KKTC yasalarına göre "doğal zemin", üzerinde yapılacak her türlü müdahale "inşai faaliyet" kapsamında değerlendirilir.Bu süreçte almanız gereken izinler ve dikkat etmeniz gereken hususlar vardır.

Bunlardan birincisi planlama onayıdır.

Özellikle dağlık arazilerde eğim, doğal yapı ve çevresel etkiler kritik olduğu için ilk adım Şehir Planlama Dairesi'nden onay almaktır.

İkincisi kazı izni ve inşaat ruhsatıdır.

Hafriyat, tek başına bir işlem olarak değil, genellikle bir inşaat projesinin parçası olarak görülür.Arazinin bağlı olduğu belediyeden (veya belediye dışı ise Kaymakamlıktan) "İnşaat Ruhsatı" veya özel bir "Kazı İzni" alınmalıdır.

Polis onayıda gerekebilir.

Eğer hafriyat çalışması yol kapama gerektiriyorsa veya trafik akışını etkileyecekse, Polis Genel Müdürlüğü Trafik Birimi'nden de onay alınması gerekir.

Üçüncüsü Atık Taşıma ve Kabul Belgesidir.

Kazı sonucu ortaya çıkan toprağın ve kayaların rastgele bir yere dökülmesi yasaktır.

Nereye Dökülecek? Hafriyat toprağının Belediyenin veya Çevre Koruma Dairesi'nin belirlediği resmi döküm alanlarına taşınması gerekir.

2 tondan fazla hafriyat çıkacaksa, ilgili Belediyeden veya mülki amirlikten "Atık Taşıma ve Kabul Belgesi" alınması zorunludur.

Dördüncüsü Dağlık Araziler İçin Özel Uyarılardır.Erozyon ve Heyelan Riskidir.

Dağlık bölgelerde yapılan kontrolsüz kazılar toprak kaymalarına neden olabilir. Bu nedenle Belediye veya Şehir Planlama Dairesi sizden bir Jeolojik Rapor veya istinat duvarı projesi talep edebilir.

Ağaç kesimide önemli bir unsurdur.

Eğer hafriyat yapılacak alanda zeytin, harup (keçiboynuzu) gibi yasayla korunan ağaçlar varsa, kazıya başlamadan önce Tarım Dairesi / Orman Dairesi'nden ağaç sökme veya budama izni almanız şarttır. İzinsiz ağaç kesmenin ağır cezaları vardır.

Özetle;

Yukarıdaki işi gözlemlediğimde deneyimlerimlede birleştirdiğimde bu izinlerin alınmadığı kanaati güçlüdür.

İzin almadan yapılacak bir hafriyat, "kaçak inşaat" muamelesi görür; iş makineleriniz mühürlenebilir ve yüksek miktarda para cezası ile karşı karşıya kalabilirsiniz.Bunlara ilaveten görünen o ki bölge orkide bölgesi ve koruma altında olan bu bitkiler için özel izin gerekir. İnşaat süreçlerinde yasal izinlere ve çevresel etki değerlendirmelerine (ÇED) uymak, bu dengeyi bozmamak adına hayati önem taşır.

Konu basit ve dikkate alınmayacak bir konu değildir.Konu çevre ve çevreyi korumak "doğayı sevmek"ten öte, kendi yaşam kalitemizi ve gelecekteki ekonomik varlığımızı sigortalamaktır.

Bugün Lefke’de eksik olan şey yasa değil, "utanma duygusu ve vicdanlardaki sessizlikti".

Ahlak; sadece bireysel bir erdem değil, iş, meslek ve siyaset hayatının temel direğidir. Eğer bir toplumun fertleri doğayı sadece bir "rant alanı" olarak görüyorsa, o toplumda onurdan ve vicdandan bahsetmek mümkün müdür?

Dozerler dağı düzeltiyor olabilir ama bozulan toplumsal ahlakı hangi makine düzeltecek?

Yazık ki ne yazık...