banner118

Sağlıktan eğitime ekonomiden çevreye birçok sorunumuz mevcut.

Fakat en önemli sorunumuz kamu gücünü ve yetkilerini kötüye kullananların devleti zarara uğratanların özelliklede Milletvekili seçilenlerin bakan olanların hesap vermesinde yaşanan zorluklar.

YDP Genel başkanı Erhan Arıklı hoca bundan 4 ay önce tüm Milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığının dışında tüm dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istediklerini vurguladı.Yani milletvekillerinin kürsü dışında söylediklerinden yargılanmasının önünün açılmasını.
Bunula ilgili meclise Yasa değişiklik önergeside sundu.İmzaya açık olduğunuda belirtti.

Kaç kişi imzaladı dersiniz.Hiç.

Yozlaşma.İstikrarsızlık.

İktidarın yozlaşmasının çeşitli sonuçları vardır elbette. En önemlilerinden biri özgürlüğün çiğnenmesidir.

Siyasi iktidarın sahibinin Müslüman mı Hıristiyan mı,Federasyoncumu,KKTC savunucusumu Milliyetçimi ,Komünistmi ,inanan mı ateist mi olduğunun bir önemi yoktur. Bunlar, bizi ikinci derecede ilgilendirecek şeylerdir. İlk olarak bakmamız gereken şey iktidarın sınırlı olup olmadığıdır. İktidar sınırlı değilse iktidar sahipleri kişisel özellik ve inançları ne olursa olsun yozlaşacaktır. Ve bu yozlaşma bir sürü sıkıntı yaratacaktır. Özgürlüğün gasp edilmesi bunlardan biridir. Ama yolsuzluk, tahakküm ve diğer insan haklarının (hayat, mülkiyet ve sivil özgürlükler) çiğnenmesi de er yada geç muhakkak vuku bulacaktır.

Temsilde adaletin ağırlığı yönetimde istikrarın temel şartıdır.

Görüyorsunuz işte KTHY batırıldı.Peki batıranlar devleti zarara uğratmamışmı.

Yönetimin en başında bulunan ilgili bakanın bunda suçu yokmuydu.

Ne oldu.Kim hesap sordu dönemin bakanından.

Bir zamanlar Marsilyaya ailesi ile seyehat eden bir bakan vardı.Devletin kasasından.Rüşvet dendi .Yolsuzluk dendi.Ne oldu.

Eczacılık depolarında unutulan fazla alınmış tarihi geçmiş 200 milyon değerinde ilaç .Devlet zarara uğratılmışmı.Kesinlikle.

Peki bu olayın yaşanmasında dönemin ve ondan sonra göz yuman araştırmayan Sağlık bakanının hiçmi suçu Yoktu.

Nerede.Kim hesap sormuş.

Meclis başkanlığı ve meclis genel kurulu meclis çalışmalarına gelmeyen UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgünün Milletvekilliğini düşürmek için bile karar üretemiyor.

Çünkü herkes dost ahbap çavuş ilişkisi içinde.Yarın ya banada olursa endişesi hakim.

Anayasaya ve meclis iç tüzüğüne büyük bir rahatlık içinde aykırı davranıyorlar.

Mecliste bulunan tüm milletvekilleri Anayasayı çiğniyorlar anlayacağınız.

Çünkü Anayasa böyle bir durumda Milletvekilinin düşürmek için meclis genel kuruluna yetki vermiş.Dost ahbap Milletvekillerine yani.

E yani siz meclise 4 ay özürsüz ve mazaretsiz gelmeyeceksiniz ve meclis başkanı durumu idare edecek.Milletvekilliğinin düşmesi için meclis genel kurulunun karar vermesini bekleyeceksiniz.

Onlarda karar vermeyecek.Milletvekilide işe gelmeden maaşını almaya devam edecek.

Halbuki 85 madde açık. a fıkrasında

Milletvekilinin ölümü; seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giymesi; çekilmesi; kısıtlanması, milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi; bir ay süre ile özürsüz veya izinsiz olarak Cumhuriyet Meclisinin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer diyor ama biz bu maddenin altına b fıkrası koyarak ama demişiz

Ve Milletvekilliğinin sona ermesine Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu karar verir demişiz.

Ve İşte bu maddeden dolayı demokrasi sekteye uğruyor. Demokratik değerleri demokrasi kültürünü ve inancını yok ediyoruz.

Halkın halk tarafından yönetilir genel ilkesini kesintiye uğratıyoruz.

Ne yapmak lazım.Tabii ki bu b fıkrasını oradan kaldırmak lazım.Meclise 1 aydan fazla toplantılara özürsüz ve izinsiz katılmayanın milletvekilliğinin genel kurul kararına bağlı olmadan düşmesi lazım.

Çünkü gördüğümüz üzere gelen giden tüm iktidarlar istesenizde istemesenizde birbirlerini korumak görevini üstlenmişler.

Özgürlükçü-liberal filozof Lord Acton ‘’Bir yerde özgürlük korunmak isteniyorsa ilk yapılması gereken şey kamu otoritesinin, kamu iktidarının sınırlanmasıdır’’.der

Hazır Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Anayasa referandumunun birlikte yapılmasının düşünüldüğü Nisan ayında daha demokratik bir Anayasa için Yalnız yargıçların sayısını artırılması ile ilgili değil yukarıdaki b maddesininde kaldırılması, Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ,çevrenin korunması başlığı altında dalga geçer gibi konan yalnız denizlere değil tüm çevreye atık atılamaacağının ve böylece vatandaşın, olası tehlikelere karşı önceden uyarı yaparak dava açabileceği ile ilgili kirleten öder ilkesinin yerleştirilmesi.

Ve tabii Meclis’in toplantı yeter sayısının 17’ye düşürülmesi; Belediye başkanlığı süresinin üç dönemle sınırlandırılması ve tabii meclis tatil süresinin kısaltılması ile ilgili yasa değişikliklerininde Anaysa referandumuna birbütün olarak dahil edilmesi.

Thomas Jefferson “Güç sözkonusu olduğunda, insanlara fazla güvenme ve onları Anayasanın zincirlerine bağla”demiş.

Anayasa referandumuna eskisinden daha çok ihtiyaç var .Yozlaşmanın önüne geçmek insan haklarının çiğnenmemesi için.

Fakat mecliste bulunanların kaçının buna ihtiyacı var göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner130

banner50

banner68

banner40