Ekonomik paket ne diyordu hatırlayalım.

2013-2015 dönemini kapsayan ekonomik paketin temel amacı; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının refah seviyesinin artırılması doğrultusunda sürdürülebilir ve rekabet edebilir bir ekonomik yapının istikrarlı büyümesini sağlamak ve istihdamı artırmak olarak yazıldı. Bunun bugün ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kuzey Kıbrıs’ın refah seviyesi günden güne artıyor. O kadar artıyor ki hırsızlık günden güne başını almış gidiyor. Bunun yanında huzurun da azaldığı bir ortamda yaşamak zorunda kalıyoruz. Önüne gelen belinde silah taşıyor sanırım. Akşam saatlerinde iki kurşunlanma haberi geldi sitemize. Bu da gösteriyor ki herkesin belinde bir (oyuncak) tabanca!

Ben mi anlamıyorum yoksa farklı dilden mi konuşuyoruz bilemem. Kim ne için taşır silahı? Silah taşımadaki amaç nedir? Sokak ortasında birini öldürmek kolay mı? Silah taşıma izni neden alınır?  Kimi kimden koruyor ya da kimden korunacak bu insanlar ben anlamadım doğrusu. Adam silah izni alıyor kendini korumak için ama gidip bir başkasını öldürüyor. Bu nasıl oluyor anlamadım!

Gelelim ana konumuz olan kamuda istihdamlara.

24 Şubat günü öncesine kadar torpili olan yaşadı. İşe giren girecek kalan kalacak. Ama ya sonrası?

Kamuda personel istihdamında azami tasarrufun sağlanması için ne öngörülmüştü onu hatırlatalım. Evet, ‘Özelleştirme Yasası kapsamında alınacaklar hariç olmak üzere kamuda bir yıl içinde yeni istihdam edilecek toplam personel sayısı (geçici personel dahil); program dönemindeki her yıl için merkezi idarelerde 2010-2012 Program döneminde emekli olanların %25’ini aşmayacak şekilde ilgili yıl Bütçe Yasası’nda düzenlenecektir. Bakanlıkların ve idarelerin (vergi, bütçe ve gümrük dairesi vb.) nitelikli (uzman) personel ihtiyaçları öncelikle karşılanacaktır. Program döneminde istihdam edilecek personel sayısı en geç 2013 yılı Ocak ayının sonuna kadar taraflarca müştereken tespit edilecek, izleme ve gözden geçirmeler tespit edilen bu sayılar üzerinden yapılacaktır. Tüm kamu kurumlarında istihdam edilen personel ile her ne ad altında olursa olsun yapılan düzenli ödemelere (emekli, sosyal yardım, burs, özürlü vb) ilişkin kişi sayısındaki gelişmeler aylık olarak izlenecektir’ denmişti.

Bugün sayın Başbakan akıllıca davranıp bu yılki istihdam kadrosunu doldurdu. Kolay mı bir yılda alınacak insanı bir ayda almak. Tabi ki değil ama gün kalmadı. Artık geri sayım başladı. İstihdam edilenlerin gelecekle ilgili ne beklentileri var bilemiyorum ama bence diken üzerinde dursalar daha garanti olacaklar.

Bugün Polis Genel Müdürlüğü Polise ihtiyacı olduğunu açıklamıştır. Peki bu ihtiyaç duyulan Polisler nasıl istihdam edilecektir? İstihdam kadrosu dolmuşsa nerden ödenecektir_?

Ya da hemşirelerimiz. Girne Akçiçek Hastanesi geçtiğimiz ay görkemli açılış yapmış fakat bir saat sonra kapatılmıştı. Peki neden? Tabiî ki yeterli sayıda hizmet verecek hemşire ve doktor olmadığı için hizmete açılamamıştı. Peki, Acillerdeki doktor eksikliğine ne diyeceksiniz? Doktor sıkıntısı halen devam ederken nasıl bir istihdam yapılması düşünülüyor? Ya da halen eğitimdeki kaos sürerken, öğretmen eksiklikleri giderilmezken okullardaki eğitimden beklenilen mucize nedir?

Tüm bu saydıklarımız ülkemizin en güçlü noktaları. Yani eğitim, sağlık ve güvenlik gibi 3 ana kadroya istihdam nasıl yapılması düşünülüyor?

Tüm bunların cevabı aslında belli.

Yapılan istihdamlarda işittiğimiz kadarıyla bir madde gözden kaçmamış. Geçici alınan bu insanlar ‘hiçbir mazeret belirtilmeden işten durdurulabilir’.

Yani bu ne demek?  Bu, şu demek oluyor.

24 Şubat tarihinde kim kazanırsa kazansın işe alınan tüm geçiciler işten durdurulmakla karşı karşıya kalacaktır. Yani dün işe alınanlar bugün yine işsiz kalabilirler. İşte bu yüzden bunun bilincinde olan kişiler geleceklerinden tedirgindirler.

Sayın başbakan bu istihdamları işe yarasın diye yapmıştır ve bunu bilmeyen yoktur.

Peki ya istihdamlar ters teperse…!!! bunu biliyormudur?