Yine aynı şey oluyor.
Ülkede onca dert, tasa çarpıklık ve sıkıtı varken gündemde tek olay öne çıkıyor.
Toplumun her kesimi her platformda bunu tartışıyor.
Gazetelerde, sohbetlerde, sosyal medyada hatta telefon görüşmelerinde bile bu konu yazılıyor, konuşuluyor.
Ne olduğunu tahmin ederiniz, Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Doğuş Derya’nın yemin törenindeki tavrı.
Durum bana ister istemez Katoliklerin sıkça kullandığı tesadüfen okuduğum bir özdeyiş hatırlatıyor.
“İyi bir adam meyhanede bile bozulmayacak, kötü bir adam ise kilisede bile düzelmeyecektir”.
Bana sorarsanız herkes bir şekilde, herhangi bir sebeple karakterini her daim belli eder.
Dolayısı ile herkesin yaptığını yapıp bu konuyu tartışmak yerine insan hayatının yaşadığım ülkede ne kadar ucuzladığına kafa yoruyorum.
Hafta sonu 11 yaşındaki bir çocuğun ve ailesinin başına dünya yıkıldı.
Farkında mıyız?
Bir çocuk eğlenmek için gittiği plajdan ağır yaralı olarak ayrıldı.
Girne Kaymakamlığı yaptığı açıklamada iskelenin kaçak ve izinsiz oluğunu açıkladı.
Bu noktada sormadan geçmemek gerek iskele yıkılmadan neden bu kaçak yapı belediye, kaymakamlık ya da bölge sakinler tarafından fark edilmedi, izni var mı yok mu sorgulanmadı?
Plaj işletmecisi isyanda…
Neymiş efendim Güzelyalı Plajı derken töhmet altında kalıyormuş oysa iskele Karşıyaka Spor Kulübü aitmiş.
Peki ama iskele yapılırken aklı neredeydi acaba???
Neden o zaman da konuya aynı hassasiyeti göstermemişti?
Aslında sadece binalarımız değil çarpık olan düzenimiz ve bu düzenden beslenen beyinler de çarpık…
Bence her şeyden önce sadece insanların değil tüm canlıların yaşam hakkı üzerine hep birlikte bir yemin edelim, daha sonra diğer detaylara girelim.