Türkiye Cumhuriyeti, Pazartesi günü adamızda bulunan bakanları ile mesaj verdi.

Bu ziyareti tüm basın ele aldı ve bazıları ziyaretten duyduğu rahatsızlıkları dile getirdi.

Aslında bize verilen mesaj açıktı. Bu mesajın asıl hedefi ‘Eroğlu’ idi.

Bunca yıl yapılmayan mı yapıldı? Hayır, tam aksine. Her defasında ayni roller farklı aktörlerle oynanıyor. Bizler de bu filmi usanmadan izliyoruz.

Türkiye istediği her konuya müdahale edebiliyor. Ona bu fırsatı verdiğimiz sürece de edecektir. Biz Türkiye’nin desteği ile ayakta durmaya alıştık. Oradan kesilen maddi kaynak geleceğimizi sıfırlayacaktır. Bunun bilincinde olan hükümet yetkilileri Türkiye olmadan adım atmayacaktır. Bu yüzden Türkiye, KKTC’ye müdahildir.

Nedense Eroğlu’nu fazla desteklemeyen Türkiye Cumhuriyeti, Küçük’e açık destek vererek, niyetini de belli etmiştir.

Bugün baktığımız zaman kurultay yarışı İrsen Küçük ve Ahmet Kâşif arasında gerçekleşmiyor.

Bu yarışta, Küçük Eroğlu’nu Eroğlu ise Küçük’ü hedef almıştır.

Gündeme damgasını vuran demeçlerle birbirlerine atıfta bulunan siyasiler, artık yarışın sonuna yaklaştı.

Evet, son 4 gün…

Güney Kıbrıs bugün ekonomik çöküş yaşarken bizim refah düzeyimiz onların imreneceği boyuttadır. Kaldı ki Güney’in ekonomisi ile yıllar önce yarışmamız söz konusu bile değildi. KKTC’den Güney’e çalışmak için gidenlerin sayısı o kadar fazla idi ki ekonomik krizin etkisi ile Güney’de çalışanlar bir anda işsiz kalarak kendi ülkemizin ekonomisinin bozulmasına neden oldu.

Şuan işsizliğin günden güne arttığı bir ülkede gelecekten söz etmek maalesef mümkün değildir.

Gelip görün ki adamızı ziyaret maksadı ile gelen bakanlar da zaten bu mesajı vermiştir.

Beşir Atalay’nın istikrar sözünden yola çıkan herkes istikrara bir adım yakındır.

Beşir Atalay istikrardan bahsederken, Derviş Eroğlu’nun istikrar için söylediği sözler de yabana atılacak gibi değildir.

Eroğlu, ‘Ama hangi istikrar?’ dercesine öyle bir cevap vermiştir ki sanırım ‘mesaj’ yerine şimdi ulaşmıştır, 'aşağı doğru mu yukarı doğru mu?'