Açılış bahanesiylede olsa adamıza gelen Beşir Atalay ve Binali Yıldırım ve yanlarındaki ekip basınımızı oldukça yakından ilgilendirdi.Gündemide epey
meşgul edeceğe benziyor.Bence Beşir bey haklıydı söylediklerinde ve kötü bir şey dediği kanaatine bir türlü varamadım.Hatta dahada ileri gidecem ve
az bile söyledi bence.


Şimdi gelelim ne söylediğine, istikrar için, ekonominiz için, iç çatışmları ve koltuk savaşını bırakın diyor.Peki bunu neden söylüyor, çünkü daha önceki
yaşanmışlık ve tecrübeyle dile getiriyor.Böylesi bir süreci Türkiye bile kaldıramazdı, derkende oldukça samimiydi.İsteği ise açık ve netti (İSTİKRAR).
Bunuda isteme hakkına sahiptir.Tüm dünyada ciddi ekonomik kriz yaşanırken bizleri teyet geçti,bu nasıl oldu?Hiç düşündünümüzdü?Maaşlar iki gün hesaba geç yatınca nasıl avaz, avaz bagırıp isyan edişlerinizi unuttunuzmu?Yılda KKTC için ayrılan paranın hesabını bilen varmı?Böylesine bir güç varken arkamızda biz miskinler ve tembeller topluluğu olarak yan gelip,yatmaya alıştık.Kendi ekonomimizi düzenleyebiliyormuyuz?HAYIR peki sanayimizde ilerleme varmı?HAYIR üreten bir toplummuyuz?HAYIR o zaman arkadaşlar, nerden geliyor bu değirmenin suyu diye insan bir düşünmezmi?


Meşhur Nasreddin hoca hikayesi vardır hani parayı veren düdüğü çalar misali.Düdüğü çalmanız içinse, kendi ekonominizi oluşturmanız ŞARTTIR.Bizim tek dostumuz vardır oda Türkiyedir.Şimdiki  okuyacagınız hikaye buna bir örnek.


Baba ve oğul konuşuyorlarmış. Babası oğluna sormuş, "Senin kaç tane dostun var?"

Oğlan cevap vermiş: "Ohooo yüzlerce..."

Babası oğluna açıklamış.

"Bak oğlum" demiş insanın bir sürü arkadaşı olabilir ama yüzlerce dostu olamaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. İnsanın hayatı boyunca ancak 1 ya da 2 tane dostu olabilir.

Oğlan saçma demiş. Benim bir sürü dostum var ve hepsi beni sever ve her zaman bana yardıma koşacaklarına eminim.

Öyle mi demiş babası? O zaman gel seninle bir test yapalım.

Adam birkaç tane tavuk kesmis ve başka birkaç ıvır zıvır'la birlikte bir çuvala doldurmuş. Çuval'dan kanlar akıyormuş. Şimdi git demiş bu çuvalı arkadaşlarına götür ve onlardan yardım iste. Çuvalı birlikte bir yerlere gömün.

Çocuk çıkmış yola, bir arkadaşının kapısını çalmış, arkadaşı elindeki kanlı çuvalı görünce çocuğun yüzüne kapıyı kapatmış. Diğer arkadaşları bir daha görüşmek  istemediklerini belirtmişlir, çünkü hepsi çuvalın içinde bir ceset olduğunu sanmış.

Oğlan yüzü allak bullak babasına dönmüş olanları anlatmış. Babası demiş; "İşte senin arkadaşlarının dostluğu bu kadar. Şimdi al bu çuvalı benim
dostuma götür."

Oğlan tekrar sırtlamış çuvalı düşmüş yola. Babasının dostu kapıyı açıp, oğlanı ter içinde, elinde kanlı bir çuvalla görür görmez etrafa şöyle bir
bakmış ve hemen almış içeriye. Sen Ahmet'in oğlusun değil mi demiş? Evet demiş çocuk. Ver elindekini diyerek çuvalı almış. Arka bahçeye
çıkarmış, arka bahçede bir çukur kazıp çuvalı gömmüş. Çocuğa su  ikram etmiş. Bu arada yetmemiş, gömdüğü yer belli olmasın diye sarımsak ekmiş oraya.

Çocuk ben artık gideyim demiş. Adam da babana söyle sarımsak tarlasına  gözüm gibi bakıyorum demiş.

Çocuk gitmiş babasına durumu anlatmış, gerçekten senin dostun varmış benim ise sadece sıradan arkadaşlarım demiş. Yooo bitmedi demiş babası, şimdi tekrar git dostumun kapısını çal ve açar açmaz yüzüne okkalı bir tokat yapıştır. Çocuk  olur mu hiç öyle şey demiş. Olur olur, ancak o zaman anlayacaksın dostluğun ne demek olduğunu.

Çocuk çaresiz utana sıkıla tekrar düşmüş yola. Kapıyı çalmış. Babasının dostu kapıya çıkar çıkmaz da babamın size iletmek istediği bir şey var demiş. Nedir o demeye  kalmadan çocuk okkalı bir tokat yapıştırmış babasının dostunun suratına. Üzülmüş bir yandan da nasıl vurdum diye.

Babasının dostu demiş ki, benim de babana iletmek istediğim bir şey var... Söyle o  babana "biz bir tokata satmayız koskoca sarımsak tarlasını" demiş!

İşte böyle. Çocuk o zaman anlamış dostluğun değerini ve babasının yüzlerce arkadaşın  olacağına bir dostun olsun yeter derken ne demek istediğini...

Sen gülerken yanındakiler de güler,
Ama ağlarken yalnız ağlarsın,
Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,
Asla yıkılmasın.
Öyle bir dost edin ki,
Asla bırakmasın..