Meclis’in hekim vekillerinden, CTP Girne milletvekili Abbas Sınay’ın Girne Dr. Akçiçek Devlet Hastanesi ve Mağusa Devlet Hastanesi’ndeki doktor, hemşire sayıları ile MR, tomografi vb. cihaz karşılaştırması yaparak, de facto nüfusu Mağusa’dan daha yüksek olan Girne’deki devlet hastanesinin doktor, hemşire ve cihaz sayısının Mağusa Devlet Hastanesi’nin oldukça altında seyretmesini eleştirmesi ilgi çekici.

“Kıbrıs Türk Ekonomisi Kamu Maliyesi İlgili Değerlendirme” başlıklı, Dünya Bankası’nın 21 Aralık 2012 tarihi Raporu’nda Kıbrıs Türk sağlık sistemine geniş yer ayrılıyor ve “Sağlıkta yataklı tedaviye, neredeyse OECD ortalamasının iki katı kadar harcama ayrılmaktadır. Hem sağlıkta hem de eğitimde, yakın zamanda gerçekleşen hızlı düşüşlerle birlikte durağan bütçe, hem harcamaları azaltmış hem de (üniversiteler dışındaki) sermaye harcamalarını kesmiştir. Bu, sunulan hizmetlerin kalitesine zarar vermekte ve daha yoksul olan haneler için çok ciddi bir yük teşkil eden önemli boyutta cepten harcama gerektirmektedir. Genel eğitime dair sonuçlar bilinmezken, gelir düzeyiyle kıyaslandığında sağlıkla ilgili sonuçlar kötü düzeydedir” deniliyor.

Rapor’da, Kuzey Kıbrıs’ın karşılaştırmalı sosyal sektör harcamalarında, Güney Kıbrıs, AB bölgesine kıyasla anormal bir durum yarattığı ortaya çıkıyor. Sağlık harcamalarında Güney Kıbrıs gibi ‘eli sıkı’ olan Kuzey Kıbrıs, bütçesinde kamu görevlilerinin emekliliğine harcanan payın yüksekliği nedeniyle sağlık yatırmı yapamadığı gibi, yoksullar için sosyal yardım bütçesine çok düşük bir pay ayırıyor.



Rapor’da “Yönetimin sağlık harcamaları nispeten düşüktür ve hastaneler arasında eşit değildir” tespiti yapılıyor ve “Kıbrıs Türk ekonomisinde devlet sektörü sağlık harcamaları başka ekonomilere kıyasla düşüktür ve cepten yapılan harcamalar nispeten yüksektir” ifadeleri dikkat çekiyor.

OECD ülkeleri ile kıyaslandığında Kuzey Kıbrıs yataklı tedaviye OECD’nin tam iki katı para harcıyor ve ayakta tedavi hizmetleri içinse bütçesini OECD’ye göre yarı yarıya azaltmış durumda.

Dünya Bankası Raporu’nda Kuzey Kıbrıs’ta hastane yatak sayısının toplam nüfusa göre fazla olduğu vurgulanıyor ve doktor başına düşen hemşire sayısının oldukça düşük olduğu kaydedilerek, hastane yatak sayısının azaltılması, hemşire sayısının ise artırılması öneriliyor:
“ABD’de ve diğer OECD ülkelerinde, hastane yatakları 100,000 kişi başına 300’ün altına düşmüştür; Avrupa ve yeni Üye Devletler yatak sayılarını azaltmakta ancak bunu tıp teknolojisinin ihtiyacı azalttığından dolayı daha yavaş bir şekilde yapmaktadır. İnsan kaynakları sermayesine – doktorlar, diş doktorları ve hemşireler - bakıldığında Kıbrıs Türk ekonomisinin sınırlı olduğu gözlemlenmektedir. Ancak, kamuya istihdam kararları nedeniyle elde edilmiş bir oran olan doktor başına sadece 1.2 hemşire ile (Şekil 5.8), Kıbrıs Türk ekonomisi doktor sayısında azaltmaya gitme fırsatını yitirmiştir. OECD genelinde hemşirelerin doktorlara oranı 2.7’dir; tahsisat kararlarının diğer ekonomilere göre daha fazla piyasa tarafından yönlendirildiği ABD’de bu oran, Kıbrıs Türk ekonomisindeki oranın yaklaşık 4 katı yani 4.5’tir. Seçenekler dikkatli bir şekilde incelenirse, Kıbrıs Türk ekonomisi pahalı olan hastane yatağı stokunu azaltabilir ve personel oluşumunu hemşirelere kaydırabilir.”

Şekil 5.7: 100,000 kişi başına sağlık Hizmetlerleri Kaynakları, 2009


Şekil 5.8: Doktor başına düşen Hemşire, 2009





Bebek ölüm oranlarının Türkiye, OECD ve AB ortalamalarının çok üzerinde seyrettiği Kuzey Kıbrıs’ta, kadın-erkek yetişkinlerde ortalama yaşam süresinin Güney Kıbrıs, AB, OECD ülkelerinin ortalamasının oldukça altında kaldığı belirtilen Rapor’da “Kıbrıs Türk ekonomisinin bir sağlık krizi ile karşı karşıya olduğu” ifade ediliyor. Ve “… sağlığın iyileştirilmesine yönelik olarak kamunun elinde bulundurduğu fark yaratabilecek tek temel unsur kamu harcamalarıdır. Mevcut kaynaklar ivedilikle sağlık sonuçlarını iyileştirecek şekilde kullanılmaya başlanmalıdır. Bu da tipik olarak toplumdaki en zarar görebilir kesimleri hedef alan daha iyi koruyucu hizmetler ve ayakta tedavi hizmetlerinin sağlanması anlamına gelmektedir” deniliyor.

Kısacası, başta kamu görevlilerinin emeklilik giderleri gelmek üzere, kamu personeli harcamalarındaki yükseklik nedeniyle, devlet ayaklı tedavi yatırımlarına daha az pay ayırıyor ve plansız istihdamların maddi külfetinden ötürü yurttaşlarının daha kısa süre yaşadığı, yeni doğanlarının daha sık kaybedildiği, yoksullarının sosyal yardım alamadığı bir ülkede ne kadar yaşayabilirsek o kadar yaşıyoruz…