Gündem yine başbakan ve muhalif vekillerinin bir araya gelmesi idi.

Aslında bizler de heyecanla neler olacak diye merak da etmiyor değiliz hani!

Evet sonunda bugün başbakana rest çekildi.

UBP tabanının da rahatsızlık duyduğu, fakat henüz hiçbir adım atılmayan ikiye bölünmede son söz başbakana bırakıldı.

Kaşif kabinenin yarısını işaret ederken başbakan bu konuya pek de olumlu bakmamış. Kolay mı bunca süre ‘ben ben’ deyip sonra ‘sen sen’ demek… elbette değildir. Zaten bugün yaşananlarda bunun ispatıdır.

Başbakan Küçük’e önerilen UBP’nin yeniden bütünleşerek kucaklamasıydı. Ama bunu yaparken de bazı şeylerden feragat edecekti.

Peki, kolay kolay vazgeçeceğine inanmadığımız Başbakan için elbette bu çok zor kabul edilecek bir taleptir.

UBP’nin yeniden büyümesi ve güven kazanmasının yolu da ancak ikiye ayrılan Küçük ve Kaşif taraftarlarının kucaklaşması ile olacaktır.

Herkes bunun bilincindedir.

Kâşif tarafı 'yolun sonu' geldiğini vurgularken, Başbakana ‘rest çekerek’ ya kenetleneceğiz ya da erken seçim kararı alacağız dendi.

30 Nisan’a kadar gün verildi. Türkay Tokel tarafından verilen bu tarihe büyük tepki göstererek kapıyı vurup çıkan Hüseyin Özgürgün’ün haykırışı da yabana atılır gibi değildi.

‘Mahvettiniz bu partiyi’ diye çekip giden Özgürgün, unutmamalıdır ki kendisi de bu sistemin bir parçasıdır.

Bağırmak çağırmak çözüm değil tam aksine karmaşalık yaratmaktır. Önemli olan uzlaşı yolunu bulmak ve bu yöndeki çalışmaları birlik beraberlik içerisinde sürdürmektir.

Kabinede değişimin şart olduğunu ve bu yüzden sıkıntılı günler geçirdiklerini sürekli olarak vurgulayan Kâşif tarafı, kucaklaşma olmaması halinde 30 Nisan’dan sonra erken seçimi işaret ettiler. Alınan erken seçim kararı da en geç Eylül ayında yapılması yönünde oldu.

Tokel’in 30 Nisan son gün kararına, Mehmet Tancer de destek vererek önerge sundu. Eğer 30 Nisan’a kadar başbakan bu yönde olumlu ve uzlaşıcı karar alamaz ve inatla hükümet aynen devam edecek derse muhalif vekiller muhalefetin desteğini de alır almaz Eylül ayında erken seçim olması için imza atacaklar.

Kısaca UBP’de değişim şart.

Bunun aksi olması halinde Eylül ayı içerisinde gerçekleşecek olan erken seçimden çıkacak sonuç çok açık ve nettir.

Muhalif vekiller bu kararı alarak diğer partileri de erken seçime sürükleyecek ve bu seçimde kazançlı taraf muhalefet olacaktır. İkiye bölünmüş UBP'de ne bir başbakan ne bir meclis başkanı ne de bakan kalacaktır. Büyük UBP projesi de böylelikle yok edilen UBP projesi ile son bulacaktır.

Peki, Eylül ayında bir seçim olursa bu seçime hangi partiler tam anlamıyla hazırdır?

Belki UBP’nin muhalif vekilleri 10 ay daha dayanamayacak ama erken seçimin sonucu onlar için pek de sevindirici olmayacaktır…

Yani henüz hiçbir partinin hazır olmadığı bir seçimde kaybeden en zayıf halka olacaktır. Bugün en zayıf halka olarak UBP’nin ortada olduğu aşikârken kazanması da söz konusu değildir. 

Yani ikiye bölünmüş bir UBP mi yoksa partisine sahip çıkan muhalefet mi kazanır?

İrsen beyin de erken seçime olumlu baktığını düşünürsek, UBP kesin bu yarışı başlamadan kaybedecektir.

Küçük, cesur kararlar alarak hareket etmelidir aksi takdirde kaybeden UBP olacaktır.