Siyasetin doğası gereği makyavelist olduğunu dillendirenler çoğunlukta. Siyaset mekanizmasının giderek kirlendiği günümüzde ahlak ve erdemden söz etmek mümkün görünmüyor. Zira siyasetin bizatihi kendisi makyavelist.. En hafif tabirle gözünü hırs ve ihtiras bürüyen siyasetçilerden her şey beklenir oldu.

Bu insanların memlekete bir gram faydaları yoktur ama başta kendileri olmak üzere eşe, dosta, akrabaya devletin olanaklarını gözler önüne sermekten geri durmazlar. Ahlak kuralları onlar için yazılmamıştır. Perde arkasında çevirdikleri filmlerin haddi hesabı yoktur ancak; vatandaşın karşısına çıktıklarında vatandaşı çeşitli algı ve göz boyamalarla kendisini cesur çıkışları yüzünden alkışlatan pozisyonuna girerler.

Böylelerinin şakşakçıları , yağdanlıkları hiç eksik olmaz; politikacıyı gölge gibi izlerler. Gerektiğinde kraldan çok kralcı kesilirler. En ön saflarda onları görürsünüz; yani politikacının çuvalından beslenenleri.

Onlar politikacının mensubu olduğu partinin askerleridir, militanlarıdır her şeyidir. Ahlaki normlar sadece kelimelerde bırakmış olan politikacı manipülatif ve menfaatçidir. Duruma göre açıkgözlü ve riyakarlık maskelerini bünyesinde barındırır ki gerektiğinde o maskeleri takabilsin. Onlardan empati, samimiyet ve dürüstlük beklenilmez. Bu özelliklere karşı negatif tutum takınırlar.

Makyavelist politikacı, bir kere sahip olduklarını, devletin kendisine verilen olanakları sonuna kadar kullanmak isteyecektir. Hırs ve ihtirasları öylesine gözlerini bürümüştür ki; sahip olamadıklarını da tasarrufuna almak istemektedir. Bu nedenle çeşitli stratejiler üretilir onun için. Hani şu siyasete yön verenler var ya perde arkasında olanlar. Onlar zaten meydana çıkmazlar ama her yerdedir. Politikacının yağdanlıklarından bir üst mertebede durur onlar. Değişen şartlara göre siyaset yaptırırlar politikacıya. Siyaseti asıl onlar kontrol ederler. Ahlaki değerlere, insanı insan yapan unsurlar onlar için bir şey ifade etmeği gibi, bu tür kalıplardan etkilenmezler. Onların hedefi bellidir: politikacıya siyasette amaçlarını gösterip, araçlarını meşrulaştırmak.

Doğasında makyavelist tutumda olan bir politikacının bencilliğini sorgulamak son derece saçmadır. Çünkü zaten onun hamurunda ahlaksızlık var. Ahlaksızlığını sorgulatmamak için de bunu siyaset mekanizmasıyla meşru kılınması yönünde politikalar geliştirir. Makyavelist politikacının başkalarına güvendiği de neredeyse olanaksızdır. Herkese önyargı ve kuşkuyla yaklaşırlar. Bunların ayrıca güçlü bir şekilde kontrol etme manyaklıkları vardır.

Onların kontrol edemediği her şeyi sanki aleyhlerine işlenmiş yeni bir tehdit şeklinde algılarlar. Şimdi bu satırları okurken bile gözlerinizin önüne bir kaç politik figür gelmiştir değil mi?

Aslında günümüzde onlardan o kadar çok ki..

Yazıma son verirken, devlet adamlığı ile siyasetçi arasındaki temel farkları hatırlatan güzel ve anlamlı bir araştırma yapılmış. Aslında bu aşağıdaki paylaşımı, hepimizin bir yere not etmesi gerekiyor.

DEVLET ADAMI İLE SİYASETÇİ ARASINDAKİ FARK

Devlet adamı yaşatmak için vardır, siyasetçi yaşamak için…

Devlet adamının özel hayatı yoktur, siyasetçi özel hayatı için vardır.

Devlet adamı yakmamak için yanar, siyasetçi yanmamak için yakar.

Devlet adamını hakperestler destekler, siyasetçiyi fanatikler.

Devlet adamı hak ve adalete dayanır, siyasetçi sandığa güvenir.

Devlet adamı birleştirici, siyasetçi ötekileştiricidir Devlet adamı toplar, siyasetçi böler.

Devlet adamı uzlaşmacıdır, siyasetçi insanlar arasındaki itilaftan beslenir.

Devlet adamı sevdirir, siyasetçi korkutur.

Devlet adamı mütebessimdir, siyasetçi mağrur ve asık suratlıdır.

Devlet adamı öfke ile kalkanın zararla oturacağını, siyasetçi öfkenin de bir sanat olduğunu sanır.

Devlet adamı konuşur, siyasetçi bağırır.

Devlet adamı vicdana hitap eder, siyasetçi cüzdana…

Devlet adamı gelişir, siyasetçi değişir.

Devlet adamı sevdirir, siyasetçi korkutur.

Devlet adamı mütebessimdir, siyasetçi mağrur ve asık suratlıdır.

Devlet adamı öfke ile kalkanın zararla oturacağını, siyasetçi öfkenin de bir sanat olduğunu sanır.

Devlet adamı konuşur, siyasetçi bağırır.

Devlet adamı vicdana hitap eder, siyasetçi cüzdana…

Devlet adamı gelişir, siyasetçi değişir.

Devlet adamının düşüncelerinde istikrar vardır, siyasetçi gömlek değiştirir gibi fikir değiştirir.

Devlet adamı tek yüzlüdür, siyasetçi çok yüzlüdür.

Devlet adamı dik durur, siyasetçi diklenir.

Devlet adamı kendini milletin hizmetine adar, siyasetçi ise millet kendine itaat etsin hatta minnet etsin ister.

Devlet adamı yanlışları hemen görür, siyasetçi atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra fark eder.

Devlet adamı din ile politikayı ayırır, siyasetçi dini politikaya alet eder.

Devlet adamı liyakate bakar, siyasetçi sadakate.

Devlet adamı icabında “hayır” diyebilenleri sever, siyasetçi “evet “efendim”' cileri

Devlet adamı millete hesap verir, siyasetçi seçmenine.

Devlet adamı rüyasında milleti görür, siyasetçi seçmenini.

Devlet adamı emin adımlarla ilerler, siyasetçi zikzak çizerek yürür.

Devlet adamı uzun vadeli düşünür, siyasetçi günlük yaşar.

Devlet adamı görür, siyasetçi bakar.”Bakanlar”ın siyasetçiler arasından seçilmesinin hikmeti bu olsa gerek.

Devlet adamının yanında vatandaşlar vardır, siyasetçinin yanında yandaşları vardır.

Devlet adamı vatan tutar, siyasetçi taraf tutar.

Devlet adamının adı edebi kalır, siyasetçi koltuktan düştüğü gün kaybolur.