CTP-BG içindeki DP-UG’la koalisyona gidilmesini savunan bir grup, bir yandan UBP’yi yıpratmaya çalışırken bir yandan da DP-UG’la görüşmeye devam ediyor.

CTP-BG içinde UBP ile koalisyon yapılmasını savunan bir başka grup ise DP-UG’u yıpratarak, CTP-BG/UBP koalisyonunun en akılcı koalisyon ortaklığı olduğunu savunuyor.

Parti içindeki bir başka grup ise Özkan Yorgancıoğlu başkanlığında koalisyona gidilmesini kendi siyasi çıkarlarına aykırı bulduğundan hiçbir parti ile koalisyona girilmemesi için mücadele veriyor.

Bölünmüş CTP-BG’nin her şeyi tabana danışma ihtiyacı da zaman kazanmaya ve CTP içindeki ayrışmaları ötelemeye hizmet ediyor.

Böyle bakıldığında, CTP’nin hiç olmadığı kadar dağınık göründüğü söylenebilir.

Bu dağınıklığın ardında parti içinde hiçbir grubun sürece liderlik edemediği gerçeği yattığı düşünülebilir.

Mevzuya daha da uzaktan bakıldığında, UBP’nin de benzeri bir iktidar savaşı içinde nasıl bölündüğü akla gelecektir.

Yönetenlerle yönetilenlerin çıkarları kesişmemeye başladığı andan itibaren siyasal partilerin kurduğu derebeylikler çökmeye mahkumdur.

Yönetenler hangi koalisyonu kurarsa kursun yönetilenlerin asgari refahta bir hayat yaşamak, ucuza ancak kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti almak vb. taleplerini karşılayacak imkana sahip değillerdir artık.

Kitlelerin karnını sadece Anayasa değişiklikleri ile doyuramazsınız. Türkiye’ye bağımlılığın nasıl azaltılacağına dair sistematik bir dönüşüm planınız yoksa duygusal çıkışlarla saflarınızı belirlediğinizle kalırsınız. CTP-BG ile DP-UG’la koalisyona girerse Ankara’ya karşı büyük bir mevzi mi kazanılır? Her ay sonu maaşların nasıl ödeneceğini bilemedikten sonra, bu gerçekten ne işe yarar?

CTP-BG hükümete girmese ne olur? Muhalefette tutamayacağı sözler verip ilk erken seçimde iktidara tek başına gelirse sözlerini yerine mi getirebilecektir?

Birileri, yönetecek olanlarla yönetilenlerin çıkarlarının artık örtüşmediğini hala anlamamış olmalı ki, derebeyliklerini kurup partileri içinde iktidar mücadelesine kapılabiliyor. Kral çoktan kendi monarşisini kurmuş; istediği derebeyliği kontrolü altına alıyor, istemediğini yok ediyor. Zaaflarına yenilmiş biri kaybetti diye krallık kaybedecek değil.

Krallığa tabi olmak istemeyenler feodalizmi yıkıp çağdaş kapitalizmi kuracak bir projeyi oluşturmadıkları sürece karnı zil çalanların en ağır tepkisi ile iktidarlarını her şartta kaybedecektir.

Devlette istihdam olanakları artık kısıtlıysa, özel sektörünüze ivme kazandırılmıyorsa yoksullaşmanın önü nasıl alınır, bir toplumun refahı bu şartlarda nasıl yükseltilir?

Yönetilenlerin yoksullaşması yönetenlerin çözmesi gereken en büyük sorundur. 3 kuruş için emeğini satan, borç içinde nefes almaya çalışan insanların yaşadıkları sıkıntıların nasıl azaltılabileceğine dair yanıtı olmayanlar toplumu hiçbir siyasi bedel ödemeye hazırlayamazlar. Çünkü zaten insanlarımız kendi hayatlarını kurma, çocuklarını büyütme mücadelesinde artık çok büyük bedeller ödüyorlar!