Hep güzel şeyler yazmak isterdim, neşe dolsun ruhumuz, hayat zaten yeteri kadar zordur, sıkıntılı konularla içimizi karartarak daha da zorlaştırmasının anlamı yoktur diye düşünmüşüm hep. Ama olmuyor işte. Olmuyor, çünkü yaşamakta olduğumuz dünyada bu mümkün değil ne yazık ki. Her duyarlı insan gibi, yanlışlıkları, aksaklıkları ve vurdumduymazlığı görüyor ve tepki verme gereğini ruhum ve beynimde duymaktayım.
Tam sakin bir gün yaşıyoruz düşüncesiyle gevşemeye çalışırken insan, ya doğuda vatan evlatları şehit düşüyor ya da İsrail Gazze'yi bombalıyor, ya da petrole zam haberi ya da bir sendikanın grev kararı haberi ya da bilemedin eskilerin dediği gibi komşunun eşeği kuyruksuz sıpa doğurdu misali olayların haberleri ya radyolardan yada televizyondan ya da haber sitelerinden bir şekilde bize ulaşır ve ruh kimyamızı alt üst ediyor.
İşte o anda; "Ne Oluyoruz Allah Aşkına?" diyesi geliyor insanın. Nedir bu haller? gibi sorularla isyan endişe ve huzursuzluk karışımı duygular kaplıyor ruhumuzu. İşin en kötü kısmı ise olayı ülkemiz bazına indirgemek istediğimizde endişeler ve huzursuzluklar daha da derin bir mecra almaktadır.
Güzel ülkemizde son zamanlarda memnuniyetsizlik, mutsuzluk ve gelecek endişesi halk arasında belirgin ve yaygın bir duygu şekli olarak fark edilmektedir. Etrafa baktığımızda; zenginde mutsuz fakirde. Kadınlarda mutsuz erkeklerde. Gençlerde mutsuz yaşlılarda. Bu tür mutsuzluğun nedenlerini sosyal bilimciler daha iyi belirler, ama bence Şu anda yaşanan popüler kültür insanlara; bu dünyaya bir kere geldin. Ye, İç, Gez, Kafana hiç bir şeyi takma, yarını düşünme, özgür ol, ne kadar çok yersen, ne kadar çok gezersen, ne kadar lüks giyersen o kadar mutlu olacaksın gibi düşünce ve yaşam tarzı empoze ediyor. İnsan da doğal olarak bunların bir kısmını dahi gerçekleştiremeyince mutsuzluğa ve umutsuzluğa kapılmaktadır.
Diğer yandan, yüzeysel konular değerli oldu. Kim kiminle, nerede ne yedi ne içti ne yaptı gibi olaylar önemliymiş gibi değer buluyor insanlar arasında. İlkesizlik, hedefsizlik, geleceğe dönük plansızlık yaşam tarzı oldu insanımızda. Böyle inananların, böyle düşünenlerin sayısı her geçen artıyor tüm çevrelerde. İnsanı hafif kılan bu çıkmaz sokak sahte parlak renkleri ve cazibesi ile çekiyor tüm insanları kendine.
Devlet, milli eğitim, partiler, sivil toplum örgütleri, sendikalar tüm örgüt ve bireyler, toplumun temel taşı aileler hepsi bu konuda methaldardır ve acil bir şekilde devreye girmeli. Acil bir şekilde girmeli diyorum çünkü konu geçekten ciddi boyutlara ulaşmıştır. Çünkü söz konusu mevzu geleceğimiz ve geleceğimizin garantisi gençlerimiz.
Konu ile alakalı, yani toplumsal çöküşün nedenlerini çok güzel bir dille anlatan bir şiiri paylaşmak istiyorum. Bu güzel dizeler şair Ahmet Selçuk İLKAN'a aittir. Zevkle okudum sizlerle paylaşmak istedim. Umarım sizinde hoşunuza gider.
HALK BÖYLE İSTİYOR OĞLUM! ...
'Bir babanın doğum gününde
oğluna mektubudur... Görülmüştür'
Sevgili oğlum
Bugün tam on yedi yaşındasın
Görüyorum ki artık
Her şeyin farkındasın
Ama ne zaman ararsam seni
Ya diskoda Ya barda
Ya da televizyon karşısındasın
Haklısın oğlum
Devir artık bu devir
Sen de çemberini çağına göre çevir
Senin neyine
Resim roman şiir
Senin neyine
Sanat vesaik
Ne diyor meşhur televizyon büyükleri
Vur patlasın çal oynasın
Devir artık bu devir
Nasılsa
Son düğmesi de koptu insanlığın
Vefa can çekişiyor arka sokaklarda
Umut mendil sallıyor giden trenlerin ardından
Onur, adres arıyor mezarlıklarda
Dostluklar çöp tenekelerinde sahipsiz
Ve anahtar teslimi aşklar satılık köşe başlarında
Hem de üç kuruş mutluluklara...
Ama sen de haklısın
Sana mı kaldı
Kurtarmak vatanı
Sana mı kaldı
Uyandırmak yatanı
Sana mı kaldı
Duvara yapıştırmak
Bu memleketi satanı
Anasını ağlatanı....
Gel gör ki oğlum
Senin de kurtuluşun yok bu gidişten
Ne etsen- ne yapsan
Bir düğün
Bir bayram
Bir lale devri
Hangi ekrana baksan
Kim kiminle evleniyor
Kim kiminle çıldırıyor
Kim kime daldan dala
Gelinim olur musun diyor
Kimisi sahte gelin
Kimisi zengin bir prens
Kimisi de insanlıktan bir yudum bir nefes
Bekliyor da bekliyor
Bak her gün ayrı bir kanalda
Bambaşka bir 'ünlüler çiftliği'
Her kanalda şöhret olmanın dayanılmaz hafifliği
Ve işte böyle
Pazara dökülüyor bir bir
Herkesin yumak yumak ipliği
Yıllar var ki oglum
Birileri işte
Bizi hep böyle gözetliyor...
Ve sen de görüyorsun ki
Bu sahneler
Bizi ne de güzel özetliyor
Kimin umurunda yarınlar
Kimin umurunda çocuklar
Kimin umurunda bu isyankâr çığlıklar
Bir kavgadır
Bir yarıştır
Bir rezalettir gidiyor.
Kime sorsan
Cevaplar dünden hazır
Halk böyle istiyor oğlum
Halk böyle istiyor
Gel gör ki
Bir reyting uğruna
Ne 'güneşler batıyor' oğlum
Ne güneşler batıyor....
Ahmet Selçuk İLKAN