Bu ülkede doğdum ben, neredeyse ömrüm geçiyor sağlık sistemindeki çarpıklıklar bitmek bilmiyor.
Hatta bitmek ne demek günden güne daha bir çetrefilli hal alıyor.
Boşuna denmiyor herhalde ne hâkime ne hekime diye.
Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yeni bir dönem başlıyor.
Ancak bu dönem hastalar için daha mı iyi olacak daha mı kötü olacak işte o bir muamma.
Yıllardır devlet hastanesi doktorlarının özelde çalışmasını engelleyemeye Sağlık Bakanlığı soruna çözüm adına bana sorarsanız yeni yollara başvuruyor.
Sonuçta ise mağdur olan yine hastalar olacak gibi görünüyor.
Yapılacak birkaç tahlil için bile yüzlerce liradan bahsedilen bu ülkede, insanların hem tahlil hem tedavisini özelde yaptırması zaten çok zor.
Aylardır tahlillerin sorunlu olarak yapıldığı, cihazların doğru düzgün çalışmadığı Panadol’un bile eksik olduğu hastanemizde yeni bilgisayar sistemine geçiliyor.
Hayırlı olsun.
Amaç ise “kâğıtsız hastane modeline” geçiş olarak açıklanıyor.
Hiçbir şeyin tam olmadığı doktorların bir günde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kaldığı bu ortamda bilmem en acil ihtiyaç bu muydu?
Sağlık Bakanlığı tarafından açılan ihale sonucunda Türkiye’den bir şirket Doktor Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nden başlayarak hastalara dair tüm bilgilerin bilgisayar sistemine geçirilmesi projesi başlatıyor.
Projenin 1.5 ay içinde hayata geçirilmesi hedeflenirken, elbette sürenin uzama ihtimali de göz önünde bulundurulmalı.
Var olan sistemin şu an çalışmadığı hastanede değil muayene olmak tahlil yaptırmak bile işkence gibi.
Hastalar saatlerce tahlil kuyruklarında bekletiliyor.
Randevu sistemi çalışmıyor. Tahlil sonuçları geç veriliyor.
Sabah 7 de hastaneye giden bir hasta tahlilini en iyi ihtimalle 9 da yaptırabiliyor.
Yeni sistemle tüm bu sorunların ortadan kalkacağı vaat ediliyor.
Ama yeni sistem yeni sorunları da beraberinde getirecek gibi görünüyor.
En iyi ihtimal ile iki aya kadar sistemin hizmete geçeceğini düşünürsek, tüm hasta bilgilerinin bilgisayara taşınmasının ardından yaşanabilecek en küçük bir aksaklık yapılacak tüm işlemlerin aksaması anlamına geliyor.
Hadi has bel kader sistemin çökmediğini düşünelim, sadece tahlil yapmak veya röntgen çekmek için hastaneyi kullanan hastaların bile zorunlu bir hastane doktoruna muayenesi söz konusu olacak.
Böylece doktorlara binen yük daha da bir artmış olacak.
Tahlil yaptırmak için muayene olmak zorunda kalan hastalar için de işkence iki kat artmış olacak.
Bunun yanında aradığı ilacı hastanede bulamayan hasta eline reçetesini alamadığı için dışarıdan gidip gerekli ilacı alma şansına da sahip olamayacak.
Doktora hastaya hastanede bulunabilen ilacı yazma zorunluluğu getirilecek.
Dünyada hastane ve sağlık sisteminin bu şekilde çalıştığı söyleniyor.
Ben de bu durumda soruyorum var olan hastanelerimizde dünyada olan hangi teknoloji, hangi konfor hangi özellik var acaba da bilgisayara geçiş ya da kâğıtsız hastane modelimiz eksikti diye…
Yoksa bu süreçte de birileri cebini doldururken günün sonunda mağdur yine vatandaş ve hatsalar mı olacak?
Güneyde ücretsiz tedavi hakkını da kaybeden onlarca insan nereye başvuracak?
Bu hastane bir avuç doktor ve çalışmayan pek çok cihazla bu ihtiyaçlara nasıl cevap verecek.
Yoksa her konuda olduğu gibi bu konuda da uzaktan demeç verme zihniyetine devam edilirken, ölenler ölecek kalan sağlarsa bizim mi olacak?