Hemen şimdi diyorlar…

Belli ki bir takım siyasi sloganları kullanarak yine rant sağlamaya çalışıyorlar!

Peki kimler?

Sivil toplum örgütleri…

Sendikalar!

Sığınma evi istiyorlarmış…

Hem de hemen şimdi!

Bize de iyi niyetli olduklarına inanmak kalıyor…

İsteyen inanabilir de, bize inandıramazlar işte!

Bunun adı sadece kadın üzerinden politika yapmaktır…

İnanınız ki bu ülkede kimsenin hele de sendikaların kadınları filan düşündükleri de yoktur!

Kadın kendini düşünürse ne ala…

Gerisi palavra!

Kadına şiddet konusunda en son konuşması gerekenler sendikalardır…

Samimi olmadıkları için!

Göçlerinin önünde kadınlar dayak yerken, mahkemelerde bunlar ifşa olurken…

Ne yazık ki sendikalar bildikleri halde hep sessiz kalmışlardır!

Kadına şiddete ses çıkarmamışlardır…

Çünkü artık bu ülkede herkes bilmektedir ki bir sendikacı bir öğretmen karısına şiddet uygulayıp mahkemede bile bu belgelenince buna isyan edeceklerine, kadına şiddet uygulayan meslektaşlarını deşifre edip dışlayacaklarına aksini yapıp ona sahip çıkmışlardır!

Şimdi nasıl olur da kadına şiddete tepki gösterip, bir de kadın sığınma isterler insanın aklı almıyor doğrusu…

Hemen şimdi kadınlara sığınma evi öyle mi?

Geçiniz bunları lütfen…

Hiç inandırıcı olmuyorsunuz çünkü!

Bu ülkede geçmiş yıllarda bir öğretmen ve zamanın sendika başkanı karısının kemiklerini kırarcasına darpta bulunmuş, mahkeme eşleri boşamış hatta adama 100 metre yaklaşmama yasağı koymuş ama nedense şimdi kadınlara sığınma evi isteyen zihniyet deve kuşu gibi başını toprağın altına gömmüştür…

Öğretmenlik mesleğinden, sendikacılıktan atılacağı yerde bu zatı muhtereme sahip çıkılınca da olay ört bas edilmiş ve dolayısıyla kamuoyunun gözünde aklanmıştır!

Onun için kimse palavra sıkmasın…

Kadın üzerinden rant sağlamaya kalkışmasın!

Onları sahiplendiklerini söylüyorlarsa yalan söylüyorlar çünkü…

Çünkü kendinden olan kadın düşmanlarına sahip çıkanlar kamuoyunun önünde kesinlikle inandırıcı olamazlar!

Bilmem anlatabildik mi?

İsterlerse bir dahaki sefere isimler ve belgelerle de yayın yapabiliriz…

Bürokratlar aday olunca…

7 Ocak genel seçimleri…

Adaylar kıpır kıpır!

Mesajların ardı arkası kesilmiyor…

Hele de bürokratlar tam gaz çalışıyorlar!

Ama çalışırken işlerini de ihmal ediyorlar…

Son üç gündür işe gitmeyen bürokrat milletvekili aday var!

Vatandaş daire kapısında imza için bekliyor ama ne gelen var ne de giden…

Belli ki bu seçim döneminde artık dairelerde iş dönmeyecek!

Bunun mutlak bir çaresi olmalı…

Bürokratlar aday oldu diye vatandaşın çile çekmesine kimsenin gönlü razı olamaz!

Okullar güvenliksiz!

Lefkoşa’nın göbeğinde güzide bir okul…

Bülent Ecevit Anadolu Lisesi!

Yüzlerce gencimiz eğitim aldığı okul burası…

Ve okulun hemen karşısındaki havuzlu parkta sabahın 9’unda bir başka genç!

Sabahın köründe bira içiyor…

Bu fotoğraf çekildikten sonra da içmeye devam ediyor!

Okulun çevresinde tek bir güvenlik görevlisi yok…

Birisi çıkıp da bu gence sabahın köründe burada ne yapıyorsun diye sormuyor!

Çünkü bizim eğitim sistemimizde okullarda güvenlik diye bir şey düşünülmemiş…

İlgili ilgisizlere önemle duyurulur!

“Ya benim engellim?”

“Benim engellim muafiyet alabilmek için iki yıl daireden daireye, kuruldan kurula sürünürken bu hakkı olan muafiyeti alabilmek için ki çoğu zaman alamamaktadır bile, minareye merdivensiz çıkmamızı talep ederlerken biz engellilerden Bakanlar kurulumuz bir kalemle sendikalarımıza muafiyet verebiliyor. Yeyin efendiler yeyin ama unutmayınız bu vebalin altında kalacaksınız. Hakkımızı helal etmiyoruz size. Daha beş dakika önce bir kızımız ağlayarak bana ulaştı ve araba alabilmek için neler çektiğini anlattı. Siz gollifa gibi dağıtınız bakalım…”

(Günay KİBRİT)

“Dümdüz edecekler…”

“Yıllardır vekillik,bakanlık yapmışlar kimisi da dolanmışlar ve ülkenin içine etmişler.
Şimdi de aha bizi seçin veya çocuklarımızı torunlarımızı gardaşlarımızı seçin da her şeyi düzelteceğiz derler ya 
Vallahi da tallahi da bunca zaman yetmemiş gibi kalan yanlarımızı da düzeltip bizi dümdüz edecekler…”

(Arif ALASYA)

“Asker suçluysa…”

“24 Kasım’ın askeri bir idare tarafından kutlanmaya başlanması bugünü değersiz mi kılmalı ?

Mesela askeri idare zamanında cadılar bayramı kutlanmaya başlasa resmi olarak bunu da ret eder miydik ?

Öğretmenlerin hayatın akışındaki yeri önemlidir ,varsın 1 değil 2 gün kutlayalım 
Öğretmenler gününü… 

Çocukken küstüğüm ,kızdığım öğretmenlerimi bile gördüğümde bugün sarılıp ,HOCAMMM diyebiliyorsam ,
Zamanında bu insanlar işlerini doğru yaptıkları içindir .

Yeni nesil öğretmenlerimizin de ne kadar önemli ve hayati bir iş yaptıklarını iyice anlamalarını dilerim .

Kutlu olsun…”

(Murat ŞENKUL)

Hastane memnuniyetleri mutlu ediyor…

“Bir çok kez en büyük motivasyon kaynağımızın hastalarımızın yüzünde yaratabildiğimiz bir tebessüm olduğunu,iyileşmeleri için döktüğümüz alın terinin faydalı olduğunu görmek olduğunu ve birde bu emeği görüp teşekkürü borç bilen hasta yahut hasta yakını olunca bizde yarattığı motivasyon ve iş doyumunun hiçbir para birimiyle ölçülemeyeceğini ifade etmişimdir.Bunun bir örneğini de bugün Başhekimliğimiz tarafından benimde çalışmakta olduğum servisinize geribildirim olarak almanın tarifsiz mutluluğu ve huzuru içersindeyim.Bu vesile ile tüm mesai arkadaşlarıma ve aldığı olumlu geri bildirimleri nezaket göstererek yazıya döküp bizleri kutlayan Başhekimliğimize teşekkürü bir borç bilir ve örnek olmasını temenni ederim…” 

(Ali ÖZGÖÇMEN)