Girne Limanı’nındaki işletmelerden metrekare başına işgaliye harcı alınır. Sahil kenarındaki oturma alanları için metrekare başına 25 Euro; restoran ve cafe içerisindeki alanlardan metrekare başına 20 Euro işgaliye harcı alan Girne Belediyesi, yıllarca Girne Yat Limanı’ndaki yetki karmaşına sığınarak genel aydınlatma sorununa çözüm bulmadığı gibi, Liman’daki işletmelerin çöplerinin daha sık toplanması için de herhangi bir çaba ortaya koymadı.
Geçen seneye dek senede yaklaşık 400 bin Euro işgaliye harcı, işletme ruhsatı yenilenmelerinden de hatırı sayılır ekstra bir gelir kazanan Girne Belediyesi, Liman’daki sorunları çözmekte hiçbir inisiyatif almadı. Aksine Girne Belediyesi’nin ödemediği elektrik faturaları nedeniyle arıtma pompalarının elektriğinin KIB-TEK tarafından kesildiği zamanlar oldu. Liman, kanalizasyon kokuları arasında yemek yemeğe çalışan turistlerin hafızasında, hatırlamak istemedikleri travmatik anılara sahne oldu. Kimi zaman çöpler de toplanmadığından, Liman’a gelen turist Girne’yi ‘çöp kent’ olarak tanımladı.
Girne Limanı; Vakıflar İdaresi, Girne Belediyesi, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı’nın doğrudan sorumluluk alanına giren bir bölge olmakla birlikte, nihayetinde Girne Belediyesi’nin sorumluluğundan alınıp Turizm Bakanlığı Çevre Dairesi’ne bağlanınca değişim yaşanabileceğini sananlarsa büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Turizm eski Bakanı Ünal Üstel döneminde yapılan iskele, yürüyüş parkuru olacakken ucuz malzemeden yapıldığından 2 seneye kalmaz yürünemez hale gelmesi beklenen, sadece yatlara hizmet eden ve çöplere yataklık eden bir iskeleye dönüşüverdi.
Liman’da sürekli duran iki Çevre Dairesi aracına ve Girne Turizm Enformasyon Ofisi’nin üzerinde konumlanmış Girne Çevre Dairesi’na karşın, bölgedeki sorunların çözümü bu sefer de seçime takıldı. Yeni kurulacak hükümet yılda yaklaşık 400 bin Euro’yu Liman’daki işletmelerden toplayacak ama muhtemelen yine Girne Yat Limanı’na elektrik direklerini dikmeyecek, işletmelerin çöpleri için daha fazla bidon koymadığı gibi çöpler için bir depolama ve arıtma alanı da yaratmayacak. Yat Limanı’nın yamalı asfaltı gene turistlerin ayakkabılarına zift yapıştıracak ve parke taşlar yine döşenmeyecek. İşletmelere ve yatçılara danışmadan oturdukları yerden kararlar alan büyük mü büyük bakanlar ve Daire amirleri işletmelerden alınan vergilerle hizmet değil, partizan istihdamlarının maaşlarının ödenmesi için para tahsil ettirecek.
Devlet kapitalizmi ve devlet patronajı tam da böyle işler işte. Özel sektörden ve halktan alınan vergilerle yurttaşa hizmet vermek yerine oy karşılığı devlete yapılacak yeni istihdamlar için kaynak yaratır. Sonuç: Çöp ve kanalizasyon kokuları içinde, elektriksiz, yol üzerinde akşamları hamam böceklerinin yürüyüşe çıktığı, tarihi kalesi aydınlatma tekniklerinden habersiz amirlerin elinde hilkat garibesine dönmüş, mendireğindeki lambaları bile tamir edilmeyen zavallı bir liman.
Geriye, bugün çektiğim kahve fincanlarının aziz hatırası kalacaktır elbette. Fotoğraftaki fincanlar Girne Çevre Koruma Dairesi memurlarının iş çıkışı bıraktığı kahve fincanları...
