Herpetoloji amfibi (çift yaşamlı) ve sürüngen bilimidir. Herpetoloji iki kelimeden oluşur bunlar herpeton (sürüngen) ve logos (bilim)’dur. Herpetoloji kelime anlamı olarak sürüngen bilimi olmasına rağmen amfibiler de bu bilim dalı içerisinde incelenir. Herpetofauna belli bir bölgede yaşayan amfibi ve sürüngenlerin tümüdür.
Kuzey Kıbrıs herpetofaunası; 3 amfibi ve 23 sürüngen [3 kaplumbağa (2’si deniz ve 1’i tatlı suda yaşayan), 11 kertenkele, 9 yılan] türüyle temsil edilmektedir. Geçen gün çıkan bir habere göre Kıbrıs sürüngen listesine Toprak Yılanı (Rhynchocalamus melanocephalus) adında bir yılan türü daha eklenmiştir.
Bir ada olarak Kıbrıs faunasının biyoçeşitliliği (tür, gen ve ekosistem çeşitliliği) Doğu Akdeniz Kıtası ülkelerine göre çok zengin değildir. Coğrafik izolasyona bağlı olarak Kıbrıs’taki endemizm (belli bir bölgeye özgü olan canlılar) yüksektir. Kıbrıs’taki hayvanlar anakaradaki benzerlerinden uzun zaman önce ayrılmışlar ve farklı evrimsel yollar izlemişlerdir. Trodos kertenkelesi, Kıbrıs Su Kurbağası ve Kıbrıs Kırbaç Yılanı Kıbrıs’a endemik türlerdir. Kıbrıs Kırbaç yılanı hariç diğer ikisi adanın kuzeyinde de bulunabilen türlerdir. 7 tür de alttür seviyesinde adaya endemiktir. Yarı Sucul Yılan hariç diğer 6 tür adanın kuzeyinde de bulunabilen alttürlerdir.
Adanın jeolojik oluşumu üç jeolojik zaman periyodunda gerçekleşmiştir. İlk olarak Paleozoyik zaman devrinde Trodos Dağları tek bir ada şeklinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Daha sonra Mezozoyik zaman devrinde Beşparmak Dağları farklı bir ada olarak şeklini almaya başlamıştır. Senozoyik zaman devrinde deniz seviyesi değişikliklerine bağlı olarak Mesarya ovası son şeklini almış ve şimdiki ada şekillenmiştir. Kıbrıs’ın Anadolu anakarasından yaklaşık 5 milyon yıl önce ayrıldığı düşünülmektedir. Bu izolasyon adanın bugünkü herpetofaunasının oluşumunda önemli bir rol oynamıştır ve endemik sürüngen ırkları için de temel faktör olmuştur.
Kıbrıs’ta zehirli kertenkele ya da kurbağa türü bulunmamaktadır fakat adadaki yılan türlerinin yaklaşık % 30’u zehirlidir. Kedigözlü yılan ve Çukurbaşlı yılan, zehir dişlerinin üst çenenin gerisinde olması nedeniyle ince vücut kısımlarını (parmak vb.) ısırmadığı sürece zararsızdırlar. Buna karşın üst çenenin önünde bulunan bir çift zehir dişine sahip Koca Engerek’e (gufi) çayırlık ve kayalık-taşlık alanlarda, özellikle gece vakti rastlanıldığı için, birçok memeli türü hatta insan için bile tehlikeli olabilmektedir.