‘Borç İlişkilerinden Kaynaklanıp Tahsili Geciken ve/veya Tahsil Edilemez Borçların Yapılandırılması’ adı altındaki yasa önerisiyle, yeni hükümet döneminde önerilen değişiklikler faiz mağdurlarını tatmin etmedi. Yeni yasa önerisi ile, hükümetin diğer kanadının yanı sıra büyük ortağı CTP-BG de sol gösterip sağ vurmakla ve hukukun üstünlüğü ilkesine sığınarak finans lobisinin çıkarlarını yükseltmekle eleştiriliyor.

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü Kazım And, yasa önerisi geliştirilmeden önce, Meclis’teki Geçici (AD-HOC) Komite’de yaptıkları görüşmeler sırasında dile getirdikleri sıkıntılara komitedeki milletvekillerinin hak verdiğini ancak hazırlanan yasa önerisinde mağdurların sorunlarına çözüm getirilmediğini savunuyor. And, yasa önerisindeki çelişkileri şöyle sıralıyor: 1. Donuk alacak kapsamına alınmadan önce faiz mağdurlarının yaptığı ödemelerin yok sayılarak, finans lobisinin çıkarlarının yükseltilmesi. 2. Yasa önerisinin mağdurların kamu kuruluşlarına, yerel yönetimlere ve TMSF’ye devredilen bankalara olan borçlarını kapsamaması. 3. Yasa önerisinin yargıyı yasamanın önüne koyması ve ticari mahkemelerin olmadığı bir hukuk sisteminde mağdurları, uzmanlık alanı ticaret hukuku olmayan ‘yargıçların iki dudağı arasına’ mahkum etmesi.

Kazım And, 28 Ocak 2002 tarihli KKTC Merkez Bankası tebliğine göre bankaların 90 gün süresince tahsil edemedikleri alacaklarını ‘donuk alacak’ kapsamına almalarının bir zorunluluk olduğunu ancak birçok bankanın faiz rantını artırmak için bu alacakları ‘canlı kredi’ olarak bilançolarında göstermeye devam ettiğini ifade ediyor. And, kredi sağlayıcılarının devlete kredi vergilerini ödeyerek canlı kredi posizyonunda tutmaya gayret gösterdikleri ‘donuk alacaklar’la, borçlunun faiz yükünü kendi lehlerine ve usulsüzce ağırlaştırdıklarını vurguluyor.

AD-HOC Komite’de yapılan toplantılarda konunun defalarca gündeme geldiğini kaydeden And, finans lobisinin, bankaların eski bilançolarının incelenmesi durumunda, donuk alacak kapsamına alınması gerektiği halde canlı kredi gibi gösterdikleri alacaklarına ilişkin ödedikleri vergileri devletten geri talep etmek suretiyle ‘devleti tehdit ettiği’ne ve lobinin, yasa önerisinde bu yönde bir değişiklik yapılmasını engellediğine dikkat çekiyor.

Aldığı krediye ilişkin ödeme sıkıntısı baş gösteren borçlunun borcunun yıllar süresince faizlerle şişirildiği ve borçlunun faizi ödemekten anaparayı ödemeye bir türlü geçemediği bir sürecin kurbanı haline getirildiğini ifade eden Kazım And, devletin bankaların geçmiş bilançolarını tek tek inceleyerek donuk alacak kapsamına alınması gereken ancak alınmayan borçları tespit etmesi gerektiğini komitede belirttiklerini fakat finans lobisinin devlete ödediği kredi vergilerini geri talep etme ‘tehdit’i karşısında komitedeki ‘milletvekilerinin sindiği’ni iddia ediyor. Bankaların usulsüzlükle ‘hırsızlık’ yaptığını savunan And, hırsızlık yapıp sonra da devlete verdiğim vergileri geri talep ederim demenin dünyanın bir başka ülkesinde gerçekleşemeyeceğini belirtiyor.

Öte yandan mağdurların borçlarına ilişkin ödeme güçlüğüne düşmeden önce yıllarca yaptıkları ödemeler de yeni yasa önerisinde dikkate alınmıyor. Farz edelim ki bir borçlu aldığı krediye ilişkin 3 sene boyunca ödeme yaptı ve sonra ödeme güçlüğü içine girdi; yasa önerisinde yapılan bu ödemeler hiçe saylıyor ve hiç ödeme yapmamış olanla, öncesinde ödeme yapmış olan aynı kefeye konuyor. Ödeme yapmış olana katsayı farkı yaratılsa bile, bunun mağdurun yaşadığı mağduriyeti gidermediğini vurgulayan Kazım And; bu noktadaki hassasiyetlerinin dikkate alınmamasını ‘finans lobisine boyun eğen politikacılar’ olgusu ile açıklıyor.

And, Meclis’teki geçici komitenin başkanlığını yürüten, CTP-BG Lefkoşa milletvekili Tufan Erhürman’ı da hukuku yasamanın önüne geçirmekle eleştiriyor. Kazım And, ihtisas mahkemelerinin olmadığı bir ülkede yeni yasa önerisiyle, yargıçlara özel uzmanlık alanlarına girmeyen konularda takdir yetkisi vermenin büyük bir hata olacağını ve yasa önerisinin Meclis’ten bu haliyle geçmesi durumunda yargıya güvenin azalacağını ifade ediyor. Kazım And bazı yargıçların ‘sermayenin emrinde olma ihtimali’ne dikkati çekerek, ‘Bermuda şeytan üçgeninin tepesinde bankalar oturuyor. Üçgenin ikinci ucunda rantçı siyasetçiler, üçüncü ucunda ise hukukçular oturuyor’ diyor...

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi ve pek çok meslek örgütü bu hafta başından itibaren yeni yasa önerisinin kadüklüğüne ilişkin kamuoyu yaratmaya ve yasanın Meclis’e geldiği gün Meclis önünde eylem yapmaya hazırlanıyor.