Bu nüfusa bu kadar çok “satılık kalem” çok be kardeşim; ne bünye kaldırır ne de mide. Bu satılık kalem pazarı her daim gündemdeki yerini sıcak tutmakta Türkiye’de yeni yeni adlandırılan “ Etki Ajanı”! kimliğine bürünmekte hiç de geç kalmamaktadır.
Fikri namussuz olan adamın tabi ki de kaleminden de namussuzluk ve adaletsizlik akar. Tabiri caizse bu “fikir fahişeleri” her dönemin adamı, gelen paşam giden paşam, kraldan çok kralcı olma yeteneklerinde üstün performans göstermekten, yalakalık sektörünün naçizane onursal üyesi olmaktan gurur! ve şeref! duymaktadırlar.
Bu satılık kaleme sahip arkadaşların bazıları, iktidar ister sağ olsun ister sol, ya da sosyal demokrat veya liboş olsun her kılığa girer sinekten yağ çıkarırmışcasına arı gibi çalışırlar. Aslında gerçek meslekleri gazetecilik değildir bu tiplerin; halk içinde muteber bir yer edinememiş boş gezenin boş kalfası olma yönündeki becerileri yazma yeteneğinden çok taleplere göre ısmarlama her türlü övgü, yalakalık, asparagas haberleri özenle makale ederler, verilen her köşede faaliyet gösterilir. Ha bazen de patron edalarında sağa sola gülücükler atarak “Abi aslında biz sizdeniz ama ne yapalım ekmek parası” diyecek kadar da aşağılık olmaktan geri durmazlar.
A be güzel kardeşim gidip namusunla iş yapsan hem kendin için hem ülken için daha hayırlı olmaz mı? Ama sen namus kavramını da bilmediğin için o kavram çerçevesinde kazanılan paranın da tadını bilmezsin tabi. Havadan paralar yalakalık oranına bağlı olarak cukkaya girerken daha bir zevk alırsın sen.
Vatandaşın içine düştüğü borç batağıymış, asgari ücretli geçim derdindeymiş, hastalar sabahın 5’inde kuyrukta sıra numarası bekliyormuş, demokrasi ve hukuk ayaklar altına alınmış, ülke tam bir çıkmazdaymış, kimin umurunda? Bu FOR SALE tabelalı arkadaşlar için hiçbir önemi yok bunların; alınan icazet doğrultusunda Padişahın hükmü gibi körü körüne gözlerini kaparlar vazifelerini yaparlar. Bu kalemler acıdan, kederden, göz yaşından anlamazlar; varsa yoksa iman katıksız biattır onlar için. Ara sıra da keyfe gelince “Padişahım çok yaşa” diye nara da atar bu utanmazlar.
Bu tiplere gazetelerin köşelerinde, kenarında, altında, başında rastlayabilirsiniz; ayrıca bazıları joker gibi oldukları için onlara t.v’de, dağda, kırda bayırda hatta bakanlıklarda Danışman adı altında bile rastlayabilirsiniz. Hepsinin bir fiyatı vardır aslında ; bazıları bir basit yemeğe, bir yurt dışı gezisine, cüzi bir maaşa, gazetesine bir reklama, bir arka sıvazlamaya bile düşüncesini ipotek altına aldırıp iplerini çıkarlar uğruna taptığı sahibine devredebiliyor.
Boğazlarında SATILIK tabelası ile gezen bu gazeteci müsvetteleri kadar onları başımıza musallat edenler de suçludur. Zaten suçun büyüğü de onlardadır; onlar bazen siyasetçi bazen de işadamı olarak ortaya çıkarlar ve güçleri oranında namussuzları kolaylıkla satın alabileceklerini bildikleri için bunlarla değil de mesleklerini basının etik kuralları ile yapan düzgün gazetecilerle uğraşırlar daha çok.
Bu siyasiler veya işadamları çıkar hedefleri doğrultusunda önlerine çıkan ve yaptıkları çirkin ve ahlaksız icraatları yeren gazeteciler de olursa o prensip sahibi, onurlu gazeteciyi çalıştığı gazeteden, televizyondan veya radyodan attırıncaya kadar uğraşırlar ve bu amaçlarına ulaşmak için tehdit ve şantajı kullanmaktan hiç de gocunmaz bu büyük kodamanlar.
Sonuç olarak siz kardeşim, en terbiyesiz, en ahlaksız, en insanlık dışı manşetleri atabiliyorsunuz...Hırsınızı alamayıp herkese çapsız, sefil, zavallı, utanmaz diye atıp tutabiliyorsunuz…
Bu kadar itibar kaybederken müsaade edin, birileri de sizin için “satılmış” desin...Bu kadarcığını bari söyleyebilsin.
“YARASI OLAN DA GOCUNSUN ARTIK”