KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi 19 Nisan 2015 tarihinde gerçekleşmek üzere. Geçen yıl 29
Haziran 2014 de yapılmış yerel seçimlerle birlikte Anayasa değişiklik önerileri de halkoyuna
sunulmuştu. Bu önerilerin büyük oranda “hayır” oyuyla ret olması KKTC de ve KKTC ile
ilgilenen herkeste büyük şaşkınlık yarattı. Bu girişimin ve ortaya çıkan sonucun yasal etkileri
oldu. Arzu ederseniz bu sonucu inceleyelim ve karşı karşıya kaldığımız yasal durumu
değerlendirmeye çalışalım.
Anayasa değişiklik girişiminin yerel seçimlerle birlikte yapılması isabetli olmuştur. Böylece
ek masraf ve emek harcanmadan halkoyuna gidilmiş oldu. Acaba aynı yöntem diğer genel
seçimlerde örneğin yakında gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde de uygulanamaz mı?
Geçmişte olduğu gibi kapsamlı bir öneri değilse bile Anayasamızda sorun yaratan bazı
maddelerden kurtulmamız gündeme gelemez mi?
Bir an için bu soruya olumlu yanıt verdiğimizi düşünelim. O zaman sormak zorunda kalırız.
Anayasamızda sorun yaratan maddeler nelerdir ve bu maddelerden nasıl kurtulabiliriz?
Bu sorulara yanıt vermeden önce genelde yasa yapılırken veya bir yasada değişiklik
yapılırken dikkat edilmesi gereken bir hususa değinmek yararlı olacaktır. İyi bir yasa
yapabilmek için o konudaki tüm şikayetlerin eksiksiz ve hatasız saptanması gerekir. Bu
yapılmadan akla gelen uzak olasılıkları düşünüp onlara çözüm aramak veya akademik bir
yaklaşımla “Şöyle bir yasa yapılması daha iyi olurdu” düşüncesi içinde hareket etmek doğru
değildir. Bu nedenle öncelikle Anayasamızın sorun yaratan maddeleri üzerinde durmamız ve
şikayetlerin neler olduğunu saptamamız gerekir.
Anayasamızı incelemeye başlayınca ilginç özelliklerle karşılaşırız. Anayasamızda dünyanın
hiçbir Anayasasında bulunmayan üstün özellikler olduğunu görürüz. Bunun yanı sıra hiçbir
Anayasada bulunmayan ciddi hatalarla karşılaşırız. Önce üstün özellikler üzerinde duralım.
KKTC Anayasasının üstün özelliği
Anayasamızın üstün özelliği yargı bağımsızlığını sağlamış olmasıdır. KKTC Anayasası bu
yönde o kadar ileri gitmiştir ki dünyanın hiçbir ülkesinde yapılmamış olanı yaparak Adalet
Bakanlığını ortadan kaldırmıştır. Bu bakanlığın yetkilerini çoğunluğu yargıçlardan oluşan
Yüksek Adliye Kuruluna vermiştir.
Bugün Türkiye’de Başkanlık sistemine geçiş tartışmaları yapılıyor. Biz hukukçular biliyoruz
ki Başkanlık sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesine dayandığı zaman olumlu sonuç verir. İyi sonuç
vermesi için o ülkede yargı bağımsızlığının gerçekleşmiş olması gerekir. Bu durumda yargı
bağımsızlığını gerçekleştirmiş olan KKTC de Başkanlık sisteminin iyi sonuç verebileceğini
söyleyebiliriz. Buna karşılık bunu henüz gerçekleştirememiş Türkiye’de Başkanlık sistemine
geçmeden önce yargı bağımsızlığının sağlanması gerektiğini düşünürüz.
Türkiye yargı bağımsızlığı konusunda KKTC Anayasasını örnek alamaz mı? Niçin olmasın?
Anayasamız bu konuda tüm dünyaya örnek olacak hükümler içermektedir. Anayasamız
Adalet Bakanlığını iptal etmekle kalmamış, yargı bağımsızlığını en kusursuz şekliyle
gerçekleştirmeye çalışmıştır.
KKTC Anayasasının 141.ci maddesine göre Yargıçların atanma, terfi, nakil ve disiplin
işlemleri Yüksek Adliye Kurulu tarafından yapılır. Çoğunluğu yargıçlardan oluşan bu kurulda
Hükümetin bir temsilcisi dahi yoktur. İşlemler Yüksek Mahkeme sekreterliği tarafından
yürütülmektedir. Bu durumda Yargıya ilişkin kararların alınmasında Hükümetin müdahalesi
değil haberi dahi olmamaktadır.
Yargı bağımsızlığı ülkemize 1975 Federe Devlet Anayasası ile gelmişti. O tarihten beri
ülkemizde Adalet Bakanı yoktur. 1985 Anayasası ile sistemde bazı düzeltmeler yapıldı. 1975
yılından beri ülkemizde tüm dünyadan ileri bir yargı bağımsızlığı uygulanmaktadır. O zaman
sormamız gerekiyor. Bu uygulama sorun yarattı mı? Uygulamadan şikayet edenler oldu mu?
1975 den sonra ülkemizde değişik siyasi partiler iktidara gelmiştir. Zıt siyasi görüşler ülkeyi
yönetmiştir. Tümü Yargıya saygılı olmuştur. Bir süre Yargının başında bulunmuş bir kişi
olarak söyleyebilirim ki hiçbir şikayet işitmedim. Bu nedenle hiç çekinmeden Yargı
bağımsızlığı uygulamasının KKTC de başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Dünya ülkelerini taradığımız zaman KKTC düzeyinde Yargı bağımsızlığını dünyanın en ileri
demokrasilerin bile gerçekleştiremediğini görürüz. Bu başarıdan Kıbrıs Türk Halkının
kıvanç duyması gerekmez mi?
Anayasamızın hatalı özelliği nedir?
Bu üstün özellikten sonra Anayasamızda bulunan hatalı özellikler üzerinde duralım.
Anayasamızın başlangıç bölümünde devletin şekli ile ilgili değiştirilemeyecek maddeler
vardır. Bunların dışındaki tüm maddelerin değiştirilmesi mümkündür. Ancak değişimi
gerçekleştirmek kolay değildir. Hatta imkansızdır.
Anayasamızın 162 ci maddesine göre Anayasa maddelerinin değiştirilmesi için Yasama
Meclisinin üye tam sayısının 2/3 çoğunluğunun oyu ve ayrıca halkoylaması gereklidir. Buna
göre Anayasamızda en küçük bir değişikliği yapmak için halkoyu veya referandum şarttır.
Bir Anayasada en küçük bir değişikliğin bile sadece halkoyu ile gerçekleşebilmesi kuralı
KKTC ye özgüdür. Dünyanın başka hiçbir Anayasasında böyle bir kural yoktur.
Anayasalar öz Anayasalar ve detaylı Anayasalar olmak üzere ikiye ayrılır. KKTC Anayasası
detaylı bir Anayasadır. Yani genelde yasalarda bulunan bazı düzenlemeler Anayasada yer
almaktadır. Böyle bir Anayasada en küçük bir değişikliğin bile halkoyu ile yapılabilmesi
büyük sorunlar çıkarmaya adaydır. Nitekim KKTC de gerçekleşen budur.
Anayasamızı hazırlayan Kurucu Meclis daha sonra gelecek Meclislere güvenmemiş olacak ki
herhangi bir değişiklik yapma yetkisini Meclislere değil halka vermek istemiştir. Yargı
bağımsızlığı konusunda dünyanın en demokratik Anayasasını yapan Kurucu Meclisimiz
değişim konusunda alışılmamış bir yol izlemeyi tercih etmiştir. Yasama Meclisinin yetkilerine
demokratik ülkelerin hiçbirinde görülmemiş bir sınırlama getirerek referandumsuz değişiklik
yapılmasını önlemiştir.
Değişim konusunda dünya Anayasaları nasıldır?
Değişim konusunda dünya Anayasaları sert ve yumuşak olmak üzere ikiye ayrılır.
Yumuşak Anayasalar normal yasalar gibi meclisteki nisabın oluşmasından sonra üyelerin
çoğunluğunun oyu ile değiştirilebilen Anayasalardır. Yumuşak Anayasaya en iyi örnek
İngilteredir. Demokrasinin beşiği kabul edilen İngilterede Anayasa ismi verilen ayrı bir
metne gerek duyulmamış ve Anayasal kurallar değişik yasalarda yer almaya devam etmiştir.
İngilterede ilk Anayasal kurallar 1215 yılında kabul edilmiş Magna Kartada yani büyük
sözleşmede yer almıştı ve hala aynı yerde durmaktadır . Magna Kartayı herhangi bir yasa
gibi Parlamentonun basit çoğunluğuyla değiştirmek mümkün olduğu halde bunu yapmak
kimsenin aklına gelmiyor.
Katı Anayasalarda ise Anayasa maddelerinin değişimi zorlaştırılmıştır.
Türkiye ve KKTC Anayasalarının değişim açısından kıyaslanması
Türkiye Anayasası dünyanın en katı Anayasalarından biridir. 1982 Anayasasına göre
değiştirilemeyecek maddelerin dışındaki diğer maddeleri değiştirebilmek için Meclis üye tam
sayısının 2/3 sinin oyu gereklidir. Bu oran bulunduğu zaman artık halk oyuna başvurmaya
gerek yoktur. 2/3 oran bulunamazsa Meclisin 3/5 ünün oyu ve buna ek olarak referandumla
Anayasada değişiklik yapmak mümkündür.
Türkiye Anayasası da KKTC Anayasası gibi detaylı bir Anayasadır. Böyle bir Anayasanın
hatalar içermesi veya uygulama başlayınca değişim ihtiyacı duyulması kaçınılmazdır. Bu
nedenle Türkiye’de 1982 yılından sonra birçok konuda iktidarla muhalefet anlaşarak
halkoyuna başvurmadan Anayasa değişikliği gerçekleştirmiştir. Anlaşma sağlanamayan ve
rejim değişikliği öngören Cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesi konusunda ise iktidar 2/3
oyu sağlayamamış sadece 3/5 oy sağladığından halkoyuna başvurulmuş ve değişiklik halkoyu
ile gerçekleşmiştir. Bu değişiklikten sonra Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmiştir.
Bir de KKTC Anayasasına bakalım. KKTC Anayasasında iktidarla muhalefetin anlaştıkları
yani meclis tam sayısının 2/3 çoğunluğunun sağlandığı zamanlarda dahi değişiklik
yapılamamaktadır. Daha doğrusu KKTC Anayasasında herkesin hatalı olduğunu kabul ettiği,
Meclis üyelerinin oy birliği ile değişmesini istediği konularda dahi referandum şarttır.
Dünyanın hiçbir Anayasasında böyle bir kural yoktur. Bu durum ülkenin yasal durumunun
kilitlenebileceği anlamına gelir. Nitekim bugün içinde bulunduğumuz durum budur.
Üç gün sürecek bu yazı dizisinde Anayasamızdaki üstün özelliklerle hatalı yönleri
inceleyecek ve nasıl bir çözüm bulunabileceğini araştıracağız.

Yazının yarınki bölümünde Anayasadaki hatalara somut örnekler vereceğiz.