Sevgili dostum Can Polat DENKTAŞ’ı çok üzücü bir olay sonunda kaybettik. DENKTAŞ Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağolsun.

Can DENKTAŞ ile ilk karşılaşmam Alay Komutanlığı yaptığım sırada Gülseren Eğitim Merkezinde oldu. O günü hiç unutmuyorum. Yedek Subay olarak askerlik mükellefiyetini yaparken, bir süre beraber çalışma fırsatı bulduğum abisi Rauf Alp DENKTAŞ, yanıma gelmişti. Büyük bir heyecanla söylediği sözler bugün gibi aklımda. “ Komutanım çok mutluyum, nihayet Can Polat’ı bugün askere getirdim” demişti.

Onunla ikinci karşılaşmam Şubat 2005 seçim kampanyasında oldu. Ben yeni emekliye ayrılmış ve Demokrat Partiye katılmıştım. Sivil hayata geri döndüğüm ve siyasi hayata ilk adımı attığım o günlerde, herkesin söylediği isimle Can DENKTAŞ benim yanımdaydı. Ne yapacağımı bilememenin şaşkınlığı içinde olduğum her anda, Can ilk akıl danışdığım ve bana yardımcı olandı.

Bütün DENKTAŞ Ailesi gibi Can da sıkı bir Demokrat Partiliydi. Her zaman ortalıkta görünmese bile, her ihtiyaç duyulduğunda Genel Merkezdeydi. 2009 seçim kampanyasında pek çok gün sabaha kadar Genel Merkezde bilgisayar başında çalıştığını bilirim. Her fırsat bulduğunda yanıma gelir, birlikte gündemin değerlendirmesini yapardık.

Yaptığımız bu değerlendirmeler sırasında beceriksiz iktidarların yaptıklarına “Komutanım bu iş böyle olmaz” diye tepki gösterirdi. Ortaya koyduğu makul görüşlerin tam tersinin yapıldığını gördükçe de “bunların yapacağı iş bu kadar” diye hayal kırıklığı yaşardı.

Kısa süren bir evliliği olmuş ve babasının adını verdiği bir oğlu olmuştu. Demokrat Parti’nin düzenlediği pek çok sosyal faaliyette oğlunun elinden tutarak geldiğini görürdüm. Her karşılaştığımızda oğlu Raif’in biraz daha büyüdüğünü gururla gösterirdi.

Can DENKTAŞ kendi işinin çalışanı ve patronuydu. Taşıdığı soyadının bilinci ile ekmeğini devlet kapısında aramadı. Kendi yeteneğine ve girişimciliğine güvendi hep. Hepimizde olduğu gibi, zaman zaman onun da sıkıntılar yaşadığını biliyordum. Sağa sola bakmadan hızlı adımlarla Genel Başkanın yanına girdiğini gördüğümde “Yine bir derdi var herhalde” diye düşünürdüm.

Göçmenköy’de Belediye Başkan Adayımız Sayın Mustafa ARABACIOĞLU, Belediye Meclis Üyesi Adayları ve partili arkadaşlar birlikte topluca broşür dağıtırken, üzerinde Polis Olay Yeri İnceleme Ekibi yazan bir aracın acı siren sesleri çalarak yanımızdan geçtiğini gördük. Siren seslerine bir anlam verememiştik. Acı gerçeği biraz sonra öğrendik.

Cumhuriyet Meclisinde faiz ve mazbata mağdurlarını ilgilendiren yasa tasarılarının tartışıldığı bir günde, kanlar içinde babasının mezarı başında bulunmuş. Cumhuriyet Meclisindekiler yasaların içeriğini tartışacağına, “sen bunu dedin, ben şunu demedim” diye ağız dalaşı yaparken, Can hastahanede yaşam savaşı veriyordu. Can’ın babasının mezarına akan kanı, umarım Cumhuriyet Meclisi’ni verimli çalıştırmamakta direnenlere bir uyarı olur.

Son sözlerini amca oğlu Rauf DENKTAŞ’a söylemiş ve “oğluma sahip çıkın” demiş. Bu trajik olayın masum kurbanı, bu minik yavru, sadece Rauf’a değil, hepimize emanet.

Can dostum. Dün cenazene binlerce kişi katıldı. Senin için dua eden, aziz hatırana ve DENKTAŞ Ailesine saygı gösterenlerde, başka bir cenazede görmediğim bir hüzün vardı. Dün senin için dua eden, üzülen ve ağlayanlardan sessiz bir çığlık yükseliyordu. Sana ve senin gibi mağdurlara sahip çıkamamanın, acı çığlığı.

ÇAĞRI

Çağrım bütün Demokrat Partilileredir. DENKTAŞ Ailesinin ve Demokrat Partililerin acısı büyük. Kurucu Cumhurbaşkanımızı ebediyete uğurladığımız günlerde olduğu gibi, bugün de Genel Başkanımız Sayın Serdar DENKTAŞ’ın etrafında kenetlenerek, geleceğe yürümek zorundayız.

Lefkoşa Türk Belediyesi ara seçimlerine sadece 17 gün kaldı. Demokrat Parti, sorumlu siyaset anlayışının gereği, bu seçimlerin KKTC siyasetinde kırılma noktası olduğunu söylüyor. Bu seçimlerden başarı ile çıkmak, sadece Lefkoşalıya değil, KKTC Halkına karşı yükümlülüğümüz.

Acımızı yüreğimize gömerek, çalışmaya devam etmeliyiz. Önce Lefkoşa Türk Belediyesinde uygulama fırsatını bulacağımız, halka güven veren, sorun çözen, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi ve halkın iradesine dayanan bir yönetim kurma süreci, bizi bekliyor.

GÜN, BİR AİLE GİBİ BİRBİRİMİZE SARILMA VE GENEL BAŞKANIMIZ ETRAFINDA KENETLENME GÜNÜ. ZAMAN, DÜNDEN DAHA FAZLA ÇALIŞMA ZAMANI.