Kuşkusuz ki Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ikinci bir örneğini ne görmek ne de yaşamak isteriz.

Son günlerin hatta son yılların en önde gelen konusu olan belediyeler, artık kaderlerine boyun eğmek istemiyor.

Bugün gelişen ‘şok istifa’ ile küçük belediyelerin UBP’li belediye başkanları kendi hükümetlerine baş kaldırdı... Kaldırdı kaldırmalarına da sonradan başlarını yine aşağı eğdiler.

Çok yakından tanıdığım bu başkanlar icraat yapmak adına canla başla çalışan başarılı belediye başkanlarıdır. Her biri kendi bölgesini ihya etmek adına gerek projelerle gerekse kendi imkânları çerçevesinde çalışma yürütür.

Uzun zamandır şikâyetlerini dile getiren belediye başkanlarımız bu sorunlarını gerek Başbakana gerekse İçişleri Bakanlığına iletti. Gelirlerinin günden güne düştüğünü her seferinde dile getirseler de bugüne kadar dikkate alınmadıkları da bir gerçektir. Gelir gider dengesizliğini ortaya koyarak mücadele içerisinde giren belediyeler atık rest çekerek, tepkilerini gösterdiler.

Rest çekmeleri değil de taleplerinin yerine getirilmesi konusunda daha dik durması gereken başkanlar başbakanla görüşmenin ardından yapılan açıklama ile geri adım attılar. Aslında istifalarını sunarken de usulüne uygun sunmadılar. Hatta usulüne uygunluğu bırakın, faks geçerek, dile getirdiler istifalarını.

Nüfusu 5000’in altında olan belediyelerin 0.5 katkı payı daha fazla alması öngörülüyordu fakat Cumhuriyet Meclisi komitesi bu doğrultuda istenilen kararı alamayınca katkı payı 0.25 gerileyerek belediyeleri daha da çıkmaza düşürdü.

Kısaca belediyeler ilerleyeceğine gerilemeye başladı ve şuan artık çıkmazdalar.

Bugün alınan karar aslında çok önceden alınmıştı fakat kurultay sürecinde arada kaynadı ve ileriki tarihlere atılarak geçiştirildi.

Bugün alınan istifa kararı da fevri bir şekilde alınmıştır. Son raddeye geldiklerini düşünerek ani aldıkları kararı başbakana faks çekerek dile getirdiler. Basına yansıyan bu konu gündeme bomba gibi düştü. Başbakanın belediye başkanlarını makamına çağırması ile sorun bastırıldı ve açıklama yapılarak ‘spekülatif haberler yapıldı’ dendi. Aslında gerçek öyle değildi. Bu ne kadar inkar edilse de herkes gerçeğin ne olduğunu az çok tahmin etti..

Başkanların tek hatası sorunları kendi içerisinde değil de kamuoyu önünde çözmeye çalışmalarıdır.

Konunun basına yansıması ile sorun haddinden fazla büyüdü.

Hâlbuki bu durum UBP’nin kendi içerisinde gerek başbakan gerekse bakanlarla görüşülerek çözümlenebilirdi.

LTB seçimleri öncesinde yapılan bu davranış çok hoş olmasa da olan oldu.

Başkanlar bu olayda kazanan taraf olmadı çünkü, hem direndiler hem de geri adım attılar.

ben soruyorum size...'Bu nasıl savaşmak?' ya da 'Bu nasıl direnmek?' ya da 'Bu nasıl hak aramak?'

Kısaca başkanlar boşuna istifa ederek gündemi meşgul ettiler...

Çünkü,

Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer kürkçü dükkânıdır.