Ha geldiler, ha gelecekler derken yapılan açıklamalar adada deprem etkisi yarattı.
T.C Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay yaptığı açıklamayla, UBP’ deki belirsizliğe karşı çok kesin bir tepki koydu.

Beşir Atalay öyle kritik bir dönemde o kadar önemli açıklamalar yapıyordu ki, bu açıklamalar Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki “one minute” restini aratmayan cinstendi.

Başbakan Yardımcısı Atalay ve Bakan Binali Yıldırım’ın bu ziyaretleri Kıbrıs siyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olarak anılacaktır.

Çünkü AK Parti’nin iki önemli kurmayı adada yaşanan belirsizliğe karşı müdahalede bulunmak ve “köprü geçerken at değiştirmeyiz” demek üzere adaya gelmişlerdi. Çünkü AK Parti, İrsen Küçük’ün görevine devam etmesini çok net şekilde istedi.

Bakan Atalay KKTC’de sürecin doğru anlaşılmasına ilişkin ekonomiyi baz alır nitelikte aba altından öyle bir sopa gösterdi ki, yapılan bu açıklamalar Kıbrıs’ta Davos etkisi yarattı.

İrsen Küçük yönetimindeki iktidarın ekonomi alanındaki başarılarını dile getiren bu ziyaretin ardından, bir kritik açıklama da Cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan geldi. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun açıklamaları da Ankara’ya meydan okuyan cinstendi. Çünkü Cumhurbaşkanı, KKTC ekonomisinin istikrardan uzak olduğuna işaret ediyordu. Ankara’ya durum sizin bildiğiniz gibi değil diyordu. Bu açıklamanın ardından Cumhurbaşkanı Eroğlu ile AK Parti yönetimi arasındaki ilişkiler nasıl olur bunu da bekleyip görmek lazım.

Fakat kesin olan bir şey var ki, bu açıklamalar, çok uzun yıllar boyunca dillerden düşmeyecektir.
İktidar partisindeki başkanlık rekabetini daha bir kızıştıracak cinsten olan bu açıklamalar belki de en çok muhalefet partilerinin işine yarayacaktır.

Kanımca bu ziyaret UBP’ de telafisi mümkün olmayan bir yaraya neden oldu. Yaşadığı sorunların ardından yeni bir kan arayışında olan UBP, belki de bu müdahalenin ardından çok daha ciddi şekilde bir kan kaybına uğramıştır.

Bu kadar küçük bir adada bu denli büyük politik manevraların yaşanması adada tarifsiz bir baş dönmesi etkisi yaratmıştır.

Yaşananların ardından Kıbrıs Türkü artık çok şaşkındır. Kıbrıs Türkü artık çok kızgındır. Ama Kıbrıs Türkü aynı zamanda çok da yorgundur. Adaya barışın kimlerle nasıl geleceğini bilemez haldedir. Çünkü Kıbrıs Türkü artık tamamen dibe vurmuş bir psikolojiye sahiptir.
Dibe vuran ekonominin ve bu kötü gidişin, ne türden ve hangi politikalarla düzlüğe çıkacağını kestirememektedir.

Türkiye’ye gelince… Türkiye de kendince küresel ölçekli yürüttüğü politikanın sekteye uğramaması adına böyle bir müdahalede bulunma gereği hissetmiştir. Yeni müdahaleler de olur mu bilinmez. Doğan gün, ne türden yeni gelişmeleri de beraberinde getirir bunu da bekleyip görmek gerek…
Bu saatten sonra ne yaşanırsa yaşansın çok içten şekilde hep birlikte hayırlısı olsun diyelim.