KKTC Cumhuriyet Meclisi’ne yeni bir günah keçisi daha bulundu: Ejder Aslanbaba... Adı skandallara karışan tek günah keçisi Aslanbaba sanki... Meclis’teki vekilleri bir karıştıracak olsak, kaçı tertemizdir? Kaçı akrabalarını devlette istihdam etmemiş, kaçı bakanlığı veya başbakanlığı sırasında yakınlarına menfaat sağlamamıştır? Bir tane örnek gösterebilecek olan var mı? Bir kişi söyleyin bana ki, o kişi ne kendisine ne ailesine ya da yakınlarına ne partizanlarına ne de seçildiği bölgedeki seçmenlerine herhangi bir kıyak geçmemiş olsun. Yok, düşünmeyin boşuna, böyle biri Meclis’te yok. Hiç olmadı zaten! Şahıslarına asla menfaat sağlamadığı iddia edilenler kızlarına, damatlarına iltimas geçtiler. Aile bağı ile bağlı olmadıklarını memnun etmek için çok “özel” gerekçelerle yol yıktırıp altından su borusu bile geçirttiler.
Meclis’e neden bir kez daha girmek istiyor bu milletvekilleri? Yenileri niçin aday olmaya bu kadar hevesli? Milletvekili, bakan, başbakan olmanın sağladığı faydalarla günlerini gün etsinler, yakın çevrelerinin menfaatlerini gütsünler diye mi seçiyoruz bu zatları? Öyle değilse, yıllardır herkesin şikayet ettiği seçim sistemi ve Anyasa’nın eleştirilen maddeleri neden değiştirilemiyor? Profesyonel politikacıların işine gelmiyor ki bu değişiklikleri yapmak. Kimse kapı kapı dolaşıp çalışmak, daha fazla çalışmak istemiyor. Bırakın seçilmek için çalışmayı, seçildiklerinde yasaların değişmesi için Meclis komisyonlarında görev almadıkları gibi, hayati bir oylama yapılmayacaksa Meclis oturumlarına dahi gitmiyor pek çok vekil.
Ülkedeki seçim sistemi değiştirilmeden siyasal partilerin yenilenemeyeceğini, Meclis’teki vekillerin niteliği artırılsa dahi pratikte bunun bir işe yaramayacağını fark edenler, mevcut sistemin Meclis içinden gösterilecek tepkilerle değil, Meclis dışındaki sivil yurttaşların örgütlü tepkisiyle değiştirilebileceğini de fark etmeli.
Delikli kumtaşları gibi Meclisimiz. Girinti ve çıkıntıları ile birbirlerine kumla bağlanmış taşlar gibi birleşmiş vekiller ve yurttaşın önüne set çekmişler. Yurttaşın mevcut seçim sistemi ile Meclis’e göndereceği “yeni yüz” olarak lanse edilen vekil adayları ağızlarıyla kuş tutsalar bile bu seti içeriden yıkamayacaktır. Kumtaşlarını yıkacak olan yurttaşlar ve birlikte oluşturacakları bilfiil baskıdır. Yoksa bir Aslanbaba gider, başka bir baba başka bir ana gelir. Bu tip babalar ve analar üzerinden tezgah kuranlar, yapıştıkları taşları keskinleştirenler kadar bu zatları yanlarında tutmaya kalkanlar da aynı kumdan aynı taştandır. Kumtaşlarını denizden taşlara yeni yapışacak olan kumlarla yıkacaklarını zannedenlerin aklından şüphe ederim... Yapışacak kumun yenisi eskisi yoktur yapışacağı yer delikli kumtaşı olduktan sonra yeninin kumtaşlarının morfolojisni değiştirebilecek gücü yoktur. Kumtaşlarının tabanında çamurtaşları yatar ve o tabanın denizaltında uzantısı da vardır.
Gel, 28 Temmuz gel! Önce hamakta kitap okumalı sonra denize gitmeli; değerli pazar günü kumtaşlarının bir gün nasıl yıkılabileceğini bol bol düşünmeli...