Küresel siyasetin çalkantılı sularında, Orta Doğu’da patlak veren gerilimlerin dalgaları en çok bizim kıyılarımıza vuruyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik insanlıkla bağdaşmayan hamleleriyle ısınan bölge, sadece bir güvenlik meselesi değil, hepimizin cebini doğrudan hedef alan devasa bir ekonomik yangına dönüştü.

Ancak bu yangın karşısında adanın kuzeyi ile güneyi arasındaki tepki farkı, "devlet olma" ve "vatandaşı koruma" bilincinin ne kadar uçurumlarda gezindiğini acı bir şekilde yüzümüze çarpıyor.

Hristodulidis hükümeti, Hürmüz Boğazı krizi ve artan petrol fiyatları karşısında kalkanını kuşanmış durumda.

Rum yönetimi, 200 milyon euroyu aşan bir destek paketiyle halkının satın alma gücünü korumak için somut adımlar atıyor. Elektrikten akaryakıta, temel gıdadan turizm sektörüne kadar her alanda "ben buradayım" diyen bir irade var.

Peki, bizim tarafımızda durum ne?

Güneyde elektrik KDV’si %5’te sabitlenirken, bizde fosil yakıta dayalı enerji üretimi nedeniyle kapıda bekleyen %40’lık zamların korkusu yaşanıyor.

Onlar akaryakıtta tüketim vergisini aşağı çekerken, bizde her pompa başında vatandaşın beli biraz daha bükülüyor.

Onlar et, balık ve tavukta KDV’yi sıfırlarken; bizde mutfak yangını "zam yağmuru" ile harlanıyor.

En acısı da şu: Güney yönetimi otel çalışanının maaşının %30’unu üstlenip turizmini ayakta tutmaya çalışırken, bizim hükümetimiz turizmcinin de esnafın da memurun da kaderini rüzgara bırakmış durumda.

Turizm, barışın ve huzurun sektörüdür; savaşın, füzelerin ve belirsizliğin olduğu yerde ilk terk edilen limandır.

Bölgedeki savaş iklimi ve artan güvenlik kaygıları kapımızdayken, KKTC turizmini sadece "kaderine terk edilmiş" bir sezon değil, adeta bir varoluş mücadelesi bekliyor.

Uçuş maliyetlerinin zirve yaptığı, özellikle Güney Kıbrıs’ın havayolu şirketlerine teşvikler yağdırarak turist akışını garanti altına aldığı bir dönemde, bizim hükümetimizin "bekle-gör" politikası turizmciyi uçurumun kenarına itiyor.

Turizm sadece otelciden ibaret değildir; bu sektörün çarkları durduğunda çiftçiden esnafa, taksiciden tedarikçiye kadar tüm ülke ekonomisi kontak kapatır.

Savaşın faturasını sadece vatandaşa zam olarak kesenlerin, bu hayati sektörün ayakta kalması için kılını kıpırdatmaması, ekonomik bir öngörüsüzlükten öte, toplumsal bir ihmal zinciridir.

Hayat pahalılığı ödeneği tırpanlanıyor, halk adeta bu ekonomik krizde cezalandırılıyor.

Ne olacak bu Kıbrıs Türkünün hali?

Bir taraf "sosyal devlet" refleksleriyle halkını kucaklarken, diğer taraf sadece zamları ve ek yükleri izlemekle yetiniyor. İrade yok, plan yok, vizyon yok. Sadece "sabır" telkin eden bir sessizlik var.

Bu krizden çıkış yolu, vatandaşı daha fazla yük altına sokmak değil; devletin elindeki kaynakları doğru önceliklerle halkı için harcamasından geçer.

Aksi halde, sınırın öte yanındaki refahı sadece uzaktan izlemeye devam edeceğiz.

Sokaktaki vatandaşın sofrasındaki ekmeği küçültürken, devletin ihtişamından ödün vermemesi kabul edilemez bir tezat oluşturuyor. Halktan "fedakarlık" bekleyen bir irade, önce kendi lüksünden, şatafatından ve verimsiz harcamalarından feragat etmek zorundadır.

Vatandaş akaryakıt zammı altında ezilirken, makam araçlarının konvoylarla gezmesi, temsil ve ağırlama giderlerinin rekor kırması sadece ekonomik bir hata değil, aynı zamanda toplumsal vicdanı yaralayan bir adaletsizliktir.

Eğer ortada bir kriz varsa ve bu kriz "topyekün" göğüslenecekse, o kemer önce yüksek bürokrasinin ve siyasetin belinde sıkılmalıdır.

Halkın boğazından geçen lokmanın hesabı tutulurken, devletin savurganlığına göz yummak, yönetimin inandırıcılığını tamamen ortadan kaldııyor.

MESAJ KUTUSU

Sayın Ceyhun KIROK, bize gelen bilgilere göre izin diploma konusu yeniden gündeme gelecek gibi gözüküyor. Bu kez söz konusu okulla ilgili ve sizin bölgenizde oturan bir iş adamının da adı anılmaya başladı bir araştırın bakalım bu konuda perde gerisinde kim ya da kimlerin parmağı var...

...

Sayın Armağan CANDAN, yerel seçimlerde CTP’den Güzelyurt belediye başkan adayı olmanız için parti içinde bir grup epey bastırmaya başladı. Kimi de vekillik garantiyken riske girmeye gerek olmadığını söylüyor. Ama yine de vekillik gerçekten garanti mi biraz nabız yoklamakta yarar görüyoruz...

...

Sayın Ünal ÜSTEL, ekonomik sıkıntılar nedeniyle alınan tedbirler tartışma konusu olmaya devam ederken iş dünyası Güney’de alınan önlemlerin daha mantıklı ve sonuç alıcı olduğu konusunda yorumlarda bulunmaya başladılar. Özellikle turizm işletmeleri kendilerini bir masada toplamanız ve görüş olmanız için uyarılarda bulunuyorlar...

...

Sayın Özdaş TÜM, UBP’den Güzelyurt belediye başkan adaylığı için ciddi bir propaganda süreci başlattığınız yönünde siyasi kulislerde bir takım yorumlar yapılmaya başlandı. Bazıları bunun bir hayalden öteye gidemeyeceğini ifade ediyorlar, en iyisi bir daha sonraki döneme hazırlanmanız daha gerçekçi olacak gibi gözüküyor...

...

Sayın Erhan ARIKLI, değerli dostumuz Mehmet Hasgüler’i kendinize danışman olarak seçmeniz özellikle parti tabanınızda fırtına etkisi yaratmaya yetti bile. Siyasi duruşunun parti ilkeleriyle ters düştüğünü söyleyenlerin sayısı bir hayli fazla bakalım bu kararınızın ardından nasıl bir yol haritası belirleyeceksiniz...

...

Sayın Mehmet KERMEOĞLU, sosyal medya UBP’den vekil olacağınız konusunda çalkalanırken bir takım esnaf kesimi de bu görüşe destek beyan etmeye başladı. Zira mecliste artık kendilerini de temsil edecek birilerinin olması gerektiği görüşünde birleşiyorlar, yeni isim ve yüz olarak şansınızı denemekte bir sakınca yok...

...

Sayın Fikri ATAOĞLU, çok sayıda turizm işletmesi yaz sezonu rezervasyonlarında savaş nedeniyle iptaller yaşandığını belirten uyarı mesajları göndermeye başladı. Yurt dışı ziyaretlerinden fırsat bulursanız bir ara kendileri ile görüşüp fikir alışverişinde bulunmanızı talep ediyorlar...

...

Sayın Kudret ÖZERSAY, geçen hafta yapılan bir kamuoyu yoklaması sonuçlarına göre artık baraj sorununuz olmadığı ancak vekil sayısında da beklentinin çok altında kalacağınız yönünde bir rakamın ortaya çıktığı iddia edilmeye başlandı. Bir anket yaptırmayı da muhakkak düşünmelisiniz, en azından elinizde veriler bulunsun...

...

Sayın İsmail ARTER, DP ilçe başkanı olarak hem yerel hem de genel seçimler için bölgenizde ciddi bir aday arayışı sürecini başlattığınız ve özellikle sürpriz isimlere ağırlık verdiğiniz konuşulmaya başlandı. Bu arada kamuoyunda belediye başkan adaylığı için aday olup olmayacağınız da sorgulanmaya başladı haberiniz olsun istedik...

...

Sayın Raşit PERTEV, günlük ve karikatürlerinizle ilgi odağı olmaya devam ederken bunun ardından nasıl bir siyasi yol haritası belirleyeceğiniz yönünde bir takım tahminler yapılmaya başlandı. Siyaset genlerinizde var ama emekliliğin tadını çıkarmak varken niye siyaset içinde kirlenmeyi tercih edesiniz ki?

...