Rakam size çok abartılı gelebilir ama değil…
Aksine bu rakamın ay sonuna kadar 5 bine çıkması bekleniyor!
Bir kurumumuz 7 kişiyi istihdam etmek için münhal açtı, dünkü müracaat sayısı 4 bini gösteriyordu!
Çünkü burası bir devlet kuruluşu ve gençlerin gözü hala geleceği sadece devlet kurumlarında görüyor…
Elbette bir çoğunun işi gücü var ama gözler yine de devlete kapak atmakta…
Devlete yeni girenler belki eskiye nazaran çok fazla maaş alamıyorlar ama en güvenli ve geleceği olduğu için de ortak arzu bir şekilde devlette çalışmak ve oradan emekli olmak…
Özelde çok iyi işi olan ama devlette iş bulunca kaçanlara çok kızarım ama hak vermemek de elde değil ki!
Peki bunları niçin yazdım, ya da nereye bağlayacağım;
Yılda 80 milyon TL’lik ek mesai konusunda yazdığım yazıdan sonra önce Kamu-Sen bir açıklama göndermişti onu dün yayınladım…
Bugün de Hemşireler ve Ebeler Sendikası’nın gönderdiği açıklamayı yazımın sonunda yayınlayacağım;
Ama şunu söylemeden de edemeyeceğim…
Ne Kamu-Sen ne de Hemşireler ve Ebeler Sendikası bu açıklamalarla benim hemşirelerle aramı açmak istiyorlarsa bunu asla başaramazlar…
Çünkü işini tam ve özverili bir şekilde yapan bütün hemşeriler benim başımın tacıdır ve bunu onlarda iyi bilir…
Ayrıca benim sağlık konularındaki bir çok yazımda da kaynağım genelde hemşirelerdir ve burada amacımız sağlık sisteminin düzeltilmesinden başka bir şey değildir…
Ayrıca her iki sendika belli ki yazdıklarımdan gerekli mesajları alamamışlar, sırf üyeleri olan hemşirelere şirin gözükmek için kalem sallamışlar!
Popülizm yapıyorlar yani…
Sanki de ben bütün hemşire camiasını ‘çete’ kurmakla suçlamışım gibi bir hava yaratmaya çalışıyorlar…
Aslında öyle olmadığını onlarda biliyorlar!
Bizim yazılarımızda vurguladığımız konu tamamen farklı ve ‘bazı’ hemşirelerin aralarında uyguladıkları tezgahla fazla mesai çalışıp fazla ek mesai alma oyunlarından başka bir şey değil!
Sanki de biz bütün hemşire camiasını suçluyormuş gibi bir hava yaratmak sendikalar için kolaycılıktan başka bir şey değildir, bunu böyle bilsinler…
Ve acı bir gerçektir ki hemşireleri bünyesinde barındıran sendikaların onların kangren haline gelmiş sorunlarına yıllarca çözüm üretememiş olmaları da bilinen bir gerçektir.
Kimse bize olayları çarpıtıp da ahmak kesmeye çalışmasın!
Başa dönersek;
Bu ülkede binlerce insan devlette istihdam edilmek için birbiriyle yarışmaktadır…
Bunda da haklılık payı vardır çünkü ülkede hiçbir özel şirket bir kaçı dışında çalışana güven vermemektedir…
7 kişilik münhal ilanına 4 bin civarında müracaat yapıldığını bunun için başta kullandım…
İşte yıllık 80 milyon ek mesai parası elbette yeni istihdamlar için kullanılabilir ve gençlerimize iş olanakları sağlanabilir…
Hatta bu bir devlet politikası haline getirilmelidir diye düşünmekteyiz…
Onun için sendikalar bizi hemşire kardeşlerimizle karşı karşıya getirecek yere bunlar üzerinde proje üretsinler deriz…
İşte şimdi de Ebeler ve Hemşireler Sendikası’nın bize gönderdiği cevabi mektubu aşağıda yayınlıyoruz!
…  
Sayın araştırmacı yazar Levent ÖZADAM,
Yılda 80 milyon TL ek mesai mi olur! Başlıklı ve 22.07.2015 tarihli yazınızı hayretle
okuduğumuzu bildirmek isteriz. Öncelikle pek çok kurumda mesai ödeneği verildiğini, ancak sağlık çalışanlarını özelde de hemşirelik adını öne çıkararak çete kurduğumuzu iddia etmektesiniz. Bu yazınızın emekçi hemşirelerin ve ebeleri yansıtmadığını ve iddiaların gerçek olmadığını bildirmek isterim.
Ek mesailerin 2 senede %35’den %42’ye yükseldiğini yazmışsınız. Hiç araştırdınız mı 2 sene içinde kaç tane yeni yeni sağlık servisi/birimi açıldığını? Ben birkaç örnek vereyim;
Girne Hastanesinin genişletilmesi, Çamlıbel sağlık merkezi, Girne Diyaliz merkezi, Geçitkale sağlık merkezi, Lapta sağlık merkezi, Tatlısu sağlık merkezi, tüm günler aktif çalışan anjiografi ve kalp damar cerrahisi ünitesi, Sigara bıraktırma ve solunum fonksiyon testi merkezi, uyku Laboratuvar, açılmak üzere olan Onkoloji merkezi vb. bunlardan bazılarıdır. İki sene önce zaten personel eksikliği yüzünden ek mesailer vardı. Her geçen gün açılan yeni birimler için planlı bir istihdam
planı yapılmamasından dolayı personel eksikliği ile doğru orantılı olarak ek mesai oranları artmıştır. Bunları planlayamayan hükümetler mi yoksa hemşireler mi suçlu?
Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde hastanelerde yatan 36 hastaya 2 hemşire düştüğünü ve KKTC’de ise 16 hastaya 2 hemşire düştüğünü iddia etmişsiniz. KKTC de sistemsizliğin hemşirelere getirdiği hemşirelik dışı işlerde geçirdiği mesainin hesabını hiç araştırdınız mı?
Bizlerde sadece hemşirelik yapmak istiyoruz. Peki, hiç araştırdınız mı yoğun bakımlarda yurt dışında 1 hastaya 1 hemşire düşerken KKTC’de 4 hastaya 1 hemşire düştüğünü? Avrupa’da 10.000 hastaya 4.5 hemşire düşerken KKTC’de 10.000 kişiye 3.5 hemşire düştüğünü de araştırın lütfen.
Şimdi de hükümet zaten yıllarca kanunsuzca budadığı ek mesai ödeneği hakkımıza el atmaya karar vermiştir. Bunun için de lobi yapmaktadır. Hem zorla ek mesai yaptırıp sonrada ek mesai vermek istemeyerek haklarımız yine budanmak istenmektedir. Gerekli yerlere çok acil olarak Hemşire, Ebe, Anestezi Teknikeri, Diyaliz Teknikeri, Acil Tıbbi Teknisyen(ATT), Ambulans ve Acil
Bakım Teknikeri (Paramedik) istihdamı yaparak bu çözülebilir. Ancak istihdam yerine ek mesai yaptırılarak yeni alınacak personelin sigorta vb. yatırımlardan kaçınılmakta hem de yüksek vergi kesintileri ile maliyeye ek kaynak yaratılmaktadır.
Bizleri 5 çalışan yükü vererek masa başı memurlarla bir tutmaya çalışan, kendileri rahat yatağında yatarken bizler vardiya çalışan hemşireleri eleştiren, önce bizleri ek mesaiye kalmak zorunda bırakan ve ardından mesleğimizi yıpratmaya çalışan siyasilerden bıktık. Ek çalışma ancak zaruret halinde olabilecekken bunu bir sistem haline getirmiş olan bir hükümetin siyaset kokan sızdırma haberlerini bu şekilde ciddiye almanız bizleri, sağlıkta çalışan emekçi meslektaşlarımızı ve tüm kamuoyunu derinden üzmüştür…”
 
Hemşireler ve Ebeler Sendikası Başkan
Nihat ŞENCAN
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Ömer KALYONCU, erken seçim entrikaları konusunda endişeli olduğunuzu ifade ederek bütün kamuoyunu şaşkına çevirdiniz. Madem ki ortağınız böyle bir entrika peşindeydi onlarla niçin hükümet kurdunuz ki?..
Sayın Mazlum MERCAN, LAÜ Mütevelli Heyeti Başkanlığı için adınız listenin en başına yazıldı. Bunda en fazla emekli bir öğretmen oluşunuz ve halkın içinden birisi olmanız etken oldu. Ama yine de son dakika gollerini unutmamak lazım bilesiniz…
Sayın Mustafa ERÜLGEN, 20 Temmuz törenlerinde Erdoğan’ın korumalarıyla ciddi bir şekilde tartışıp görev yapan basın mensuplarımızın hakkını savunduğunuz için hem tebrik hem de teşekkür ederiz…Başka birisi olsa çoktan ortalıktan tüyerdi…
Sayın Serdar DENKTAŞ, 9 milyon TL’lik rüşvet iddiaları konusunda ciddi ve inandırıcı bir savunma yaptınız ama bu söylentileri kimin kasıtlı olarak çıkardığı konusunda ip ucu vermediniz. Oysa bunu siz de çok iyi biliyorsunuz değil mi?
Sayın Kemal Deniz DANA, bakanlık müdürlüğü konusunda epey buruk olduğunuzu öğrendik. Elbette sizin yeriniz çok daha üstlerde olmalıydı ama her şeyin bir başlangıcı olduğunu da unutmamak lazım, biraz sabır.
Sayın Zorlu TÖRE, sırf hükümete güvenoyu vermemek için Derviş bey ile birlikte Antalya’ya konferans vermeye gittiğinizi öğrendik. Sizinki de ne inatmış böyle! Bakalım güvenoyu verileceği gün başka vekiller de ortadan kaybolacak mı?
Sayın Hakan DİNÇYÜREK, Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcılığı görevi için adınız anılmaya başladı bile. Bazı vekilleriniz gönül koyabilir ama o kadar da olacak artık değil mi? Hayırlara vesile olsun…
Sayın Ersin TATAR, bazı şahsi açıklamalarınızdan ötürü genel başkanınızdan epey tepki gördüğünüz ve bundan böyle eleştirilerinizi sadece parti içinde yapmanız istenmiş. Parti disiplinine takılırsanız sakın şaşırmayın olur mu?
Sayın İlker EDİP, Mağusa anayolu-Güvercinlik arasındaki yolda 5 derin çukur bölge halkını artık iyice çileden çıkardı. Şunları bir kaza bela olmadan yamalasanız artık diyoruz. Çok da başarılı bir Baykan olarak niye bekliyorsunuz anlamış değiliz…
Sayın Faiz SUCUOĞLU, geçmişte ne bakanlar Girne Antik Limanı’na ziyaretler gerçekleştirdi ama işte durum ortada. Umarız bu kez bir bakan sonuna kadar olayı takip eder ve bu utanç tablosu ortadan kalkar…
Sayın Emine ÇOLAK, hem sıkı bir diyet programı uyguluyor hem de diyetisyene para ödeyerek kendinize resme Çin işkencesi uyguluyorsunuz. Bunun başka bir yolu mutlaka olmalıdır diye düşünüyoruz…
Sayın Feriha Yiğittürk NURLUÖZ, siz devletten ayrılıp kendi işinizi kuracağınızı söylediniz ama partiniz bunu kabul etmeyip sizi Mağusa Limanı’na atamışlar. Vardır bir bildikleri her halde, hayırlı ve uğurlu olsun…
Sayın Erman ÇİTİM, Ortaköy’deki dairelerin kapış kapış gittiğini duyduk. Olacak artık o kadar 240 ay vade bu ülkede ilk kez oluyor ve bunun da mimarı sizsiniz. Hayırlı işler bol kazançlar temenni ederiz…
Sayın Fırat ATASER, bir ay sonra yapacağınız Alsancak Festivali için bu sıcaklarda yoğun bir çalışma temposu içine girdiğiniz gözleniyor. Bu arada dün Başbakan Kalyoncu ile çok özel bir toplantı yaptığınız söyleniyor, hayırdır!
Sayın Şakir ALEMDAR, 300 kişilik Hala Sultan Tekkesi’ne bin kişinin ziyaretini epey başarılı atlattığınız söyleniyor. Bu arada caminin suyunun da yetersiz olduğu iddiaları var, Mağusa’dan bir su hattı borusu döşemeye ne dersiniz…