Genç arkadaş markette yanıma yanaştı…

Tanıdın mı abi diye sordu!

Elbette tanımıştım…

KTHY’zedelerden birisiydi çünkü!

Yaptıkları eylemler esnasında verilen o büyük mücadelenin içindeydi…

“Ne olacak bu memleketin hali” diye sordu!

Son günlerde bu soruyu soranların derdi döviz patlaması, ekonomideki gidişat filan değil…

Yanındaki başka bir arkadaşı gösterdi;

“Bu hayattaki en samimi arkadaşım” diye tanıttı!

İşte ‘ne olacak bu memleketin hali’ sorusunun gerekçesi de buydu zaten…

Olası bir Türkiyeli-Kıbrıslı kavgası!

Düşünmesi bile insanın tüylerini ürpertiyor…

Önce kendi fikrimi söyleyeyim…

Böyle bir şey olursa bu ülkenin başına gelecek en büyük tehlikedir bu!

Kısaca adı iç savaş olur…

Kan gövdeyi götürür!

Sonuçta bunun galibi de olmaz, dünyaya rezil kepaze oluruz sadece…

Böyle bir ihtimal görmüyorum çünkü çoğunluk böyle bir kavgaya asla izin vermez!

Çünkü ülkemizin çoğunluğu aklıselim insanlardan oluşur…

Herkes yıllar önce kız almış damat vermiş!

Aileler ve kişiler arasında müthiş dostluklar oluşmuş…

Zaten korku da bunun için toplumun içinde şu an!

Ama kimse içinde böyle duygular barındırmasın lütfen…

Dostuna arkadaşına sahip çıksın, birbirini kollasın yeter de artar bile!

İyi de Kıbrıslı-Türkiyeli ayrımı yapan yok mu diye sorabilirsiniz…

Var tabi ki!

Kendini bunun için adayan bile var…

Hem de iki tarafta da!

Tamamen kin kusuyorlar mübarekler…

En ağza alınmayacak küfürler, hakaretler!

İki taraf da ırkçı…

İçlerinde zerre kadar insan sevgisi yok!

Beyinleri ön yargılarla örülmüş…

Ağızlarından salya akıyor sanki!

İyi de ses getiriyorlar doğrusu…

Ama işte nafile!

Başta da dedik ya…

Bu toplum böyle bir kavgaya asla izin vermez!

Her iki taraftan da çürük elmaları temizler ve bir kenara atar…

Atmak da zorunda!

Bunun için herkese insani ödevler düşmektedir…

Zira her hangi bir konuda eylem yapmak, hak aramak, demokrasiyi savunmak başka bir şeydir!

Provoke ederek insanları birbirine düşürmek çok başka bir şey…

Yönetenlere, rejime, her türlü haksızlık ve adaletsizliğe kızıp öfkelenebiliriz ama Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımcılığına da kimsenin yüreği el vermez!

Onun için benim içim rahat…

Sizin de rahat olsun!

“Kusura bakmayın bekleyeceksiniz!”

Siyasi partilerin artık tek derdi hükümet içinde olmak…

Dünkü gelişmelere göre 4’lü de olabilir 3’lü de!

Ne olursa olsun çok da umurumuzda değil…

Ama esnafın ve iş adamının durumu hiç de iç açıcı değil!

Belediyelerin durumu zaten ortada…

Devlete iş yapanlar ise çıldırmak üzere!

Adı üstünde iş yapmışlar…

Ceplerinden para harcamışlar, haliyle paralarını istiyorlar!

Aldıkları cevap hep aynı:

“Kusura bakmayın bekleyeceksiniz”

Peki ne kadar bekleyecekler?

Hükümet kurulacak, bütçe görüşülecek ve onaylanacak…

Sonra da ödemeler yapılacak!

Bunları söylemek çok basit de…

Ödeme alamayanların ruh halini şu sıralar kimseler çözemez işte!

Hele de maaş bekleyen binlercesini bir düşünün siz hele…

Serdar Denktaş döner mi?

Hükümet kurma çalışmalarında garip şeyler yaşanıyor…

Tam da 4’lü koalisyon oldu derken, UBP-DP görüşmesi ve ardından yaşananlar kafaları bulandırdı!

Özgürgün ışık gördüğünü söyledi…

Denktaş, partisi kendine tam yetki verdiği halde görüşme sonuçlarını Parti Meclisi’ne götürme kararı aldı!

Doğal olarak da şimdi kamuoyunda Denktaş kıvırır mı soruları gündeme geldi…

DP 4’lü hükümette 2 bakanlık alacak!

Ama 3’lü hükümette 3 bakanlık…

Yani tüm DP vekilleri bakan olacak!

Denktaş için iki ucu pis değnek yani…

Ama tekbir gerçek var;

Hükümetin de ülkenin de geleceği kendi ellerinde!

Ne ilginçtir değil mi?

Bir yandan parti olarak kan kaybediyor ama diğer yandan şu anda ülkeni en güçlü silaset adamı!

GKK gözbebeğimizdir!

Bu ülkede askeri seven de var sevmeyen de…

Ama anketler hep bu kurumun en güvenilir kurum olduğunu göstermiştir!

Onun için içimiz rahat…

Çünkü asker buraya uzaydan gelmiş bir mahlukat filan değildir!

Bizim içimizden çıkan insanların oluşturduğu kutsal bir kurumdur…

Ama görüyoruz ki ülkede yaşanan son gelişmelerde GKK da tartışmaların içine sokulmaya çalışılıyor!

Yine belli, azınlıkta olan bir grup tarafından…

Bu maya elbette tutmayacaktır!

GKK’yı tartışmaların içine sokmaya çalışmak, yıpratma girişimleri sonuç vermeyecektir…

Gözbebeğimizdir ve onu korumak her Kıbrıslı Türkün de en önemli ödevleri arasındadır!

“Kıbrıs sorunu 74’de mi başladı?”


''Kıbrıs Türktür Türk kalacaktır'' sloganını ilk kimler hangi tarihte atmaya başlamıştır.
Çok kısa süre sonra bu sloganın yerine ''Ya taksim ya ölüm''sloganı ile vatanını savunan ne İngiliz’e ne de Rum’a vermeyen kimlerdir.
Şimdi siz bu onurlu mücadeleyi verenlere ve onların çocuk ve torunlarına RUM PİÇİ deme hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz.
Yoksa siz da Rumlar gibi Kıbrıs sorununun 1974'den sonra başladığına inananlardan mısınız?

(Arif ALASYA)

“Bu kadar mı ucuz?”

“Sağduyulu olmak sözünün ,
Sağ veya Sol ideoloji ile alakalı bir konu olmadığını illa da yazmak mı lazım bu popülizm kokan paylaşımları taç’a atmak için .

Sağduyu kelimesinin kökünde itibar ve aklıselim yattığını bununda belki 1000 yıl önceye dayandığını yazmak mı lazım?

Bu kadar da mı ucuza indi siyaset seviyemiz !

Ben herkesi sağduyuya değil aklı selime davet edeyim de “böyük solcular” kompleks yapmasın .

Trajikomik halimiz gerçekten..”

(Murat ŞENKUL)

“Demokrasi herkes için…”

“Milletvekiliysen veya gazeten varsa; Türkiye'ye Türk ordusuna hakaret serbest?

PKK 'ya sempati duymak, propagandasını yapmak serbest?

Kendimize gelelim...

Nasıl ki bir gazetenin tabelası majinal guruplar tarafından indirilip camları kırılamazsa, Nasıl ki halkın iradesinin sembolu meclisimizin damına çıkılıp bayrak sallanamazsa devletimize, anavatanımıza ve kahraman ordumuza kimse hakaret edemez.

DEMOKRASİYSE herkes için demokrasi... ADALETSE herkes için adalet…”

(Göktürk ÖTÜKEN)

19 Sene geçti ama…

Siyaseti niçin sevmiyorum biliyor musunuz?

Çoğu yalancı olduğu için!

Verdikleri sözleri yerine getirmedikleri, insanların gözünün içine bakarak kandırdıkları için…

19 seneyi geçti!

Bir Cumartesi günü öğlen vaktiydi…

Lefkoşa’da gökyüzünü kara dumanlar kaplamıştı!

Aslında yanan Devlet Tiyatroları binası değil yüreğimizdi…

Geldiler, gittiler ama sözlerinde durmadılar!

Seçim öncelerinde söylediklerini hep unuttular…

Oysa ne güzel de sanata ve kültüre ne kadar değer verdiklerini söylemişlerdi!

Ve o tarihte doğan bir çocuk şimdi 19 yaşına geldi ama…

Orası halen harabe şeklinde duruyor!