Bazı Siyasi partiler ve kadroları Lefkoşa’nın Başkent ve Meclisin bulunduğu ve ayrıca halkın yoğunca ikamet ettiği şehir olması hasebiyle politikalarını, kadrolaşmalarını, organizasyonlarını ve eylemlerini hep Lefkoşa ve çevresinde gerçekleştirirler nedense !

Eğer hala daha böyle düşünüyorlarsa büyük bir yanılgı içerisine girerler kanımca. Şöyle ki; ister kabul edin ister kabul etmeyin Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan 5 ilçede uygulanacak politika ve söylemler bölgelere göre farklılık ve çeşitlilik göstermektedir ve eğer sadece Lefkoşa ve çevresine yönelik geliştirilen bu politika ve söylemler bu bahsettiğim farklı yapıya sahip bölgelerde aynı meyanda dile getirilir ve Lefkoşa’ya verilen önem kadar önem verilmezse hiçbir siyasi parti arzu ettiği varlığı gösteremez.

Mevcut siyasi erkin ülkeyi akıl tutulması yaşarken yönetme gayreti, kokuşmuşluk ve yasa tanımaz yolsuzluklar furyası ile kendine rehber edindiği YOK OLUŞ MANİFESTOSU’nu her geçen gün ileriye götürme konusundaki İSTİKRARI aslında muhalif partiler için müthiş bir fırsattır.

Ancak bu fırsatı rantabıl olarak değerlendirmek yerine gelin görün ki bazı entel dantel üstün ırk fenomeninden olduğunu zanneden ama kendilerine halkcı yaftasını takan bazı kişiler ve bazı  siyasi partiler hep bir ağızdan “hepsi aynıdır” türküsünü ağzılarına dolamışlar ve sinekten yağ çıkaracak umutlarıyla ağızlarını ayaza açarak bu siyasi arenada yerlerini almak için fermada bekliyorlar.

Bir bakıyorum bu siyasi partiler halk arasında şu ifadelerle anılıyorlar : “biz taze, buz gibi turfandan yeni çıkmış daha önce tadılmamışız” deyip de aslında lezzeti geçmişten gelen siyasi partiler, bir taraftan ideolojik tabanı yayvan olan ve baba mirasının sonunu da yeme aşamasında olanlar, bir taraftan kaypaklar, yalakalar, fırsatçılar, bir taraftan bal yapmaz arılar, bir taraftan da mutlak gücünü halkın desteği ve talepleri yönünde kamuoyuna yansıtıp destek ve güven alamayanlar….” Tüm muhaliflerin de bu söylenenlere rağmen bir potansiyeli var tabi ama Kıbrıslı Türklerin geleceğini garanti altına alacak ve vesayetle yönetilmesine dur diyecek olanların artık harekete geçmesi lazım. “Gımıldanın be gavvole artık”

Tüm bunlar ortada iken halkın dilinden anlayan ve sıkıntılarını kendi sıkıntıları gibi yaşayan siyasiler bu süreçte sosyal ve ekonomik sorunların çözümüne yaşayabilir ve uygulanabilir çözümler üretir ve yine yukarıda da bahsettiğim gibi farklı bölgelerde farklı değerleri ve/veya asgari müşterekleri olan konu ve sorunların çözümünde halka uygun bir dil ve yöntemle politikalarını anlatılırsa halkın gözünde umut ve tabiri caizse bu çapaculli hükümetten kurtulmak için can simidi olabilir.

Bugünden tezi yok komplekslerden arınarak, gerekirse muhalif siyasi partiler istişare içerisinde bu ceberut yapıdan kurtulmak için tezlerini ortaya koyup birlikte hareket etmeli, bizlere layık görülen bu onursuz ve gurursuz yaşam tarzını bertaraf etmek ve kokuşan statik düzeni yeniden tesis etmek için bir araya gelip ortak hedef için mücadele etmelidir.

GIMILDANMA’DAN önce düzgün bir hedef belirleyip tezlerini halkının çıkarlarını ön planda tutacak politikalarla destekleyen siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinde başlayacak ki buna güven duyan ve bu yönde umut besleyen halk da GIMILDANABİLSİN….