Üçü kardeştir aslında,ve ayrılamaz üç silahşör,ve bizi biz yapan değerler.Biri diğerini getirir beraberinde
ama gittikçe kaybettiğimiz değerler.Heleki şu zamanda ikiyüzlüğün,riyakarlağın,yalancılığın,menfaat üstü ne kurulan ilişkilerde,yalakalığın marifet sanıldığı bir devirde üstelik, bunları bulmak gittikçe lüks oldu.Dostlukların çıkar ugruna bozuk para gibi harcandığı,bir koltuk yada iş uğruna ruhların satılığa çıktığı bir süreçte
SEVGİ,SAYGI,HOŞGÖRÜ aramak,anlaşılmaya çalışılmak....
Japonlar sudaki molekküllerin bile güzel sözle çiçek gibi açtıgı ve faydalı mineral hale geldiğini incelerken,ve yanında kötü söz söylendiginde, kömür gibi kararıp içine kapandığını söyleyen suyun mineral degerlerini de yitirdiğini söyledikleri insanlığın bilim ve ilim alanında mesafe kat ettiği bu devirde,100'de 99'u müslüman dediğimiz bir ülkede müslümanlığın geregi...Yaradılanı sev, yaradandan ötürü,her ne olursan ol, gene gel,sana zulum edene, sen merhamet et,sana taş atana, sen gül uzat ve gülmeyi, tebessümü sadaka hükmünde sayan bir dinin mensupları olduğumuz bu ülkede eger sevgisizlik,barışsızlık,hoşnutsuzluk ve hazımsızlık ararsak...Durup, durup kocaman soru işaretleriyle çokça düşünmemiz lazım...Ve yaratılış degerlerimizi bize unutturanları yada unutulmaya yüz tutmuş değerleri, ivedilikle en baştan bir daha düşünüp,sevgi,inanç ve insana saygımızı gözden geçirmeliyiz....
DOKTOR, SAVCI, HAKİM, BAŞKAN, BAŞBAKAN OLABİLİRİZ...AMA MARİFET VE HAKKANİYET...NE KADAR İNSANIZ...düşüncenize...sevgiyle...