Benzer yöntemi Kıb-Tek’te uygulamışlardı;
CTP ve DP aralarında anlaşıp uyduruktan bir sözlü mülakat yapmışlar ama sonuçta isimleri çok önceden belli olan partilileri istihdam etmişlerdi…
Birkaç eleştiri yazısından sonra olay kapanıp gitti!
Bazı parti kurmayları “UBP yaptı biz de yapacağız elbette” dediler…
İyi halt ettiler!
UBP en azından sınav filan açmayıp kimsenin duygularıyla oynamamıştı…
Elbette yaptıkları doğru değil, tamamen kurultaya yönelikti ve kendinden olmayanları itelemişlerdi ama en azından bunu tepeden inme yapmıştı!
Bu hükümetin ise taktiği bambaşka;
Önce gazetelere ilan verip çok sayıda gencimizin yüreğini kaldırıyorlar, sonra da iki parti kurmayları aralarında anlaşıp istihdamları paylaşıyorlar!
Sınav ve mülakat yine göstermelik…
UBP yaptı ya illa ki onlar da yapacak!
Hele de Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde güya siyasi rant elde edecekler…
Kalkınma Bankası yöneticileri ise tüm eleştirilere rağmen derin sessizliklerini koruyorlar.
Çünkü söyleyecek çok da bir şeyleri yok, nasıl olsa halk bunu da yutar içine sindirir!
Öyle sanıyorlarsa çok aldanıyorlar…
Sınava 400 kişi katılmış, bunlardan 13 tanesini alacaklar…
Peki 387 kişinin duyguları ne olacak, hele de bunun tam bir rezalet olduğu ortaya çıkınca siyasi götürüsü hiç mi akıllarına gelmiyor!
Kendileri bilir….
Bakın bir okurumuz Kalkınma Bankası’nda yaşanan sınav rezaletini ne güzel kaleme almış ve sağ olsun bize göndermiş…
“Sevgili Levent abi,
Memleketteki yolsuzluk, usulsüzlük ve sahtekarlıkların üzerine giden, gidebilen ender gazetecilerdensiniz. Mümkün olduğu kadar sizi takip ediyorum.
Geçen hafta Kalkınma Bankası münhalleri ile ilgili yaşanan rezilliklerden bir tek siz bahsettiniz.
Gerçekten tam bir fiyasko ve rezalet yaşandı geçen Perşembe günü.
400 civarında gencimizin girdiği yazılı sınavda çocuklara cevap kağıdı verilmedi.
Sorulduğu zaman doğru cevabın soru kağıdına ve tükenmez kalemle işaretleneceği söylenmiş!
Pekala yanlışımızı fark edip düzeltmek istersek nasıl yapacağız sorusuna ise ‘ilk işaretlediğiniz cevabın üzerini karalayıp diğer seçeneği işaretleyin’ denildi.
Böyle bir rezillik olamaz, tam bir torpil düzeni...35 yıllık yaşamımda öyle bir şey görmedim. Ertesi gün sonuçlar sorulduğu zaman ise biz sadece kazanamayanları açıklayacağız denildi. Akıl almaz uygulamalar bunlar.
Ve 16 Şubat Pazartesi de kazananlar ki kendilerinden başkası bilmiyor bunu, mülakata alınıp işe alınacakmış.
Ülke gençliğine çok yazık ediyorlar. Kurdukları devletin güvenilirliğini kendileri ortadan kaldırıyo, ondan sonra da gençlerimiz niye göç ediyor diye herkes birbirine soruyor.
Bu rezalete birisinin dur demesi lazım artık...”
 
 
Sağlıkta ikinci iş muamması!
 
“Sayın Levent Özadam
Öncelikle konuya hassasiyetinizden dolayı size teşekkür ederim.
Bizler yani Kıbrıs Türk Serbest Çalışan Hekimler Birliği Yönetim Kurulu olarak bu mücadeleye haksız rekabeti hiç düşünmeden başladık çünkü hukuk devleti olduğunu iddia eden bir siyasi erk kendi Anayasasını bile hiçe saymaktadır bu kabul edilemez bir tutumdur, ayrıca bu yasa uygulanırsa halkımız hak ettiği sağlık hizmetini insanca alabilecek yaşlı insanlarımız hastane kapılarında saatlerce beklemek zorunda kalmayacaktır, kamu doktorlarımız 3 saat mesai yaptıktan sonra hastaneden ayrılamayacaklardır (Bunu Sayın Sağlık Bakanımız bile hepinizin bildiği bir kamu doktorunun istifası sonrası kendini haklı çıkaracak sebepler üretirken ilgili doktorun az hasta baktığını 1 saat mesaiden sonra hastaneden ayrıldığından bahsediyordu…
Peki Sayın Bakan bizler de sana soruyoruz;
Bu ve bunun gibiler için sen ne yapıyorsun ya da yapamıyorsun) .
Bizlerin siz sayın basın mensuplarından isteği bize bu mücadelemizde Kıbrıs halkı için destek olmanızdır.
Tekrar teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim…”
 
(Dr. Remzi GARDİYANOĞLU)
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
 
Sayın Ahmet KAPTAN, bir gazetenin genel yayın yönetmenini arayıp reklam vermemekle tehdit etmişsiniz. Büyük bir sendikanın başkanına hiç yakışmadı. Demokrasilerde her zaman eleştiriye de açık olmak gerek ve bunun da ilk savunucusu sendikalardır. Umarız en kısa zamanda kendisinden özür dilersiniz…
Sayın Salih TÜRKADALI, Nüfus Kayıt Dairesi Müdür muavinliği için atama yazınız yazıldı ancak büyük bir sorunuz var. Yasal olarak bunun mümkün olmadığını iddia eden ilgili sendika bugün eylem yapacak diye duyduk. Hakkınızda hayırlısı artık…
Sayın Hasan CURCİOĞLU, Serbest Liman Müdürlüğü’nün aydınlatma ihalesi konusunda kulağımıza bir şeyler fısıldandı. Eğer duyduklarımız doğruysa bugünden itibaren bu işin peşine düşeceğiz haberiniz olsun.
Sayın Bilal SAN, sadece sizin işlerinizi yapacak bir odacı istihdam etmeniz Merkez Bankası çalışanları arasında eleştiri konusu oldu. Bu arada bankada geçici olarak çalışan arkadaşlar ne zaman kadrolanacaklarını sormaya başladı, bir hatırlatalım dedik…
Sayın Rauf ERSENAL, Vakıflar İdaresi’nin 800 dönümlük arazisi hakkında yaptığınız açıklamalar nedeniyle sanırız Günay Çerkez’e bir özür borcunuz var. Bakalım gönlünü nasıl alacaksınız? Ülkeye yatırım yapan ve yüzlerce kişiye iş alanı sağlayan iş adamlarımıza karşı biraz fazla acımasız olmuyor muyuz?
Sayın Hüseyin ÖZCAFER, Serbest Liman’ın son şaibeli aydınlatma ihalesinde sizin adınızın da anıldığını duyduk. Bugün size ulaşıp konu hakkında bilgi isteyeceğiz haberiniz olsun. Umarız bize söylenenler doğru çıkmaz…
Sayın Zeren MUNGAN, hazırlık ödeneklerinin ikinci kısmı ödenen öğretmenlerden teşekkür mesajlarınız geliyor. Tüm maddi sıkıntılara rağmen ödemelerin gecikmeden yapılması memnuniyet yarattı. Paranın yüzü sıcaktır değil mi?
Sayın Halil TALAYKURT, Serbest Liman’daki ihale konusunda bugün sizinle de bir görüşme yapmayı planladık. Konuya en fazla sizin hakim olduğunuz da söyleniyor. Umarız tüm detayları bize anlatırsınız artık…
Sayın Remzi GARDİYANOĞLU, asıl biz size kamuoyu adına teşekkür ederiz çünkü bu devletin yasalarına göre devlet çalışanlarının ikinci iş yapması resmen yasaktır. Bu konuda size sonuna kadar tam destek olacağımızdan hiç kuşkunuz olmasın. Devletin yasalarının yine devlet makamları tarafından ayaklar altına alınması kabul edilemez.
Sayın Özdemir BEROVA, dün iki okul müdürü ile görüştüm yeni döneme yine rehber öğretmensiz girdiklerinden şikayetçi oldular. Bu konunun hayati olduğunu ve bir an önce rehber öğretmenlerin görev başı yapmasını temenni ediyorlar, bizden iletmesi…
Sayın Fatma KINIŞ, daha birkaç hafta içinde Kalkınma Bankası’nda torpil ve siyaset yoktur dediniz ama sınav skandalı ile kendi söylediklerinizi çürütmüş oldunuz. Sınava katılanlar ‘biz böyle sınav hayatımızda görmedik’ diyorlar. Hala susmayı mı tercih edeceksiniz?
Sayın Oshan SABIRLI Pazartesi günleri haber sendromu yaşamaya başladığınız söyleniyor. Sendroma girmemek için haftanın bir günü de manşette çiçeklerden böceklerden söz etmeye ne dersiniz? Zaten kötü haberler halkın ruh sağlığına da zararlı…
Sayın Güvenç CANTAŞ, patronu olduğunuz CAS çalışanları ne devletten iş ne de maaş artışı istiyor tek istedikleri iş güvencesi ile geleceğe daha sıkı bağlanmak. Böyle küçük  bir fedakarlığı onlardan esirgemezsiniz değil mi?
Sayın Günay ÇERKEZ, yani sizin gibi mülayim birini de çileden çıkardılar ya artık ne diyeceğimizi bilemiyoruz. İyi bile dayandınız, demek ki bu memlekette susup oturmak yerine ağzınızı açıp cevap hakkınızı kullanmak en doğru iştir…
Sayın Ömer TAZEOĞLU, sizin bölgedeki polis arkadaşlardan biri için vatandaş şikayeti geldi. İddiaya göre bir sürücünün aracının camındaki filmi çıkarmak için yanıcı madde kullanmışlar. Böyle yetkileri var da biz mi bilmiyoruz yoksa!
 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN FOTOĞRAFI: 






Günün Fıkrası
 
Tuvalet muhabbeti

Temel otobüs yolculuğu sırasında mola yerinde inerek tuvalete gitmiş. Tuvalete girdikten kısa süre sonra, yan tuvaletten bir ses gelmiş:
- Merhaba!
Temel bu sesi duyunca önce ne yapacağını şaşırmış, sonra gayri ihtiyari "Merhaba" demek zorunda kalmış.
Hemen ardından :
- Nasılsın? diye ses gelmiş.
Temel yine şaşırıp muhabbete devam etmiş.
- iyiyim teşekkür ederim siz nasilsinuz?
Yan tuvaletten cevap gelmiş :
- Ne yapıyorsun? Bu soruyu duyan Temel, soruyu soranın o an ne yaptığını tahmin edeceğini düşünerek konuyu dağıtmak için :
- Trabzon dan İzmir’ e cideyrum demiş. Ya siz? Yan kabinden sinirli ses tonu ile cevap gelmiş:
- Aşkım şimdi telefonu kapatmak zorundayım. Yan tuvalette adamın biri var, sana sorduğum soruları cevaplıyor.