Sokağa çıkma yasağı yok.Restoranlar, kafeler gece saat 22.00 sonrasında sadece paket servis yapabilir.

Vatandaşların bir yere gitmesi, oturması, kalkması, yemesi içmesi yasak, sadece eve çağırabilirler belli bir saat sonrasında.

Ammaaaa…Kumarhaneye gidilebilir.Orada her şey serbest.

Sahi memlekette kumar oynamaya ehliyetli, yani kumarhaneye girişi yasak olmayan kaç kişi var?

Yani bizler gidemeyeceğimize göre, öğrenci ve askerler de gidemeyeceğine göre geriye kimler kalıyor?

Tabi kumarhaneli oteller de ağır ağır kapanma kararı alıp süresiz olarak hizmetlerini durduracakları bilgisi vermeye başladılar ki senelerdir “kumarın” KKTC maliyesinin can suyu” muamelesi gördüğünü hesaba katacak olursak bu bir kırmızı alarm olabilir. Sadece alarm değil, aynı zamanda bir tür uyarı da olabilir!

***

Adil olmayan önlemler alınacağı ve bu önlemlerin önlem nitelikli olmak yerine, “en azından” dedirtecek türden oldukları, açıklamaların toplantı başladıktan 12 saat sonrasında yapılmasından belliydi.

Şunu üzme, bunu kırma, ona karşı mahcup olma, el eli yıkayacak el de dönecek yüzü yıkayacak; onu kızdırtma, bunu bağırttırma diyerek önlem alınmaz.

Devlet der ki “Geçici bir süreliğine şu kararı aldım, mağduriyeti de şu şekilde çözeceğim. Bu mesele şu noktaya ulaşıncaya kadar tavrım da bu olacak…” Konuyu kapatır. Yasal dayanağı da ortada olur her türlü yaptırımlı uygulaması da…

Tabi bizimki öyle diyemediğinden; o bağırmasın, koltuk sarsılmasın, şunu kızdırmayalım vergimizi de istediğimizde borç da alabilelim ki yerimiz tehlikeye girmesin diyerek pandemi içinde sözüm ona önlemler belirliyor, açıklamalar yapıyoruz.

***

Devlet bugünlerde işleyiş açısından sıkıntılar da yaşamıyor değil. Şimdi henüz resmi olarak görevden almalar, göreve getirmeler başlamadı. Atamalar da başlayacak yakında. Bazı yerlerde yönetim kurulları değişecek. Bazı yerlerde görevden çekilenler izinler kullanmaya başladı. Yönetim kurulları dağıldı, başkanlar el çekti…Yürütme açısından sıkıntılar yaşanıyor. Sağlıkta görev değişiklikleri kilit noktalarda olmayacağından en azından problem yaşanmayacaktır da eğitimde, maliyede, ekonomide, çalışmada ve daha birçok alanda değişimler yürütmeyi tökezletebilir.

Meclis Başkanlığı tökezlediği gibi gerginlikler de yaşanabilir. Bu gerginliklerin zararsız atlatılması mümkün olmayacağı gibi yine de bir Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu bu türden siyasi manevralardan etkilenmeyelim en azından sağlıkla ilgili önemler uzmanlıkla, etik değerlerle ve bilimsel bakış açısı ile değerlendirilebilsin demiştik. Onun da siyasi etkileşimlere maruz kalmasına engel olamadık. Hal böyle olunca da anomalilerin önüne geçilmesi mümkün olamadı.

Bir üst kurul olması ya da olmaması bir şeyi değiştiremedi. Bu üst kuruldan ziyade bir alt kurul gibi çalıştırıldığı hissini yarattı.

***

Biz galiba iflah da olmayacağız, sağlıklı da…

Eğitimli, adil ve zengin hiç diyemeyeceğim çünkü sistemli bir şekilde çalışamadıkça sağlık hususundaki değerleri bilinçli bir şekilde yerleştirmedikçe toplumsal ya da bireysel başka hiçbir düzelme, ilerleme beklemek çok anlamlı olmaz!

Hep dediğimiz gibi: Ne yazık ki kalan sağlar bizimdir.

Dr. Çiğdem DÜRÜST