UBP-DP Hükümetinin en fazla sıkıntı yaşadığı kurum Kıb-Tek…

Bu kurum 2016 yılında hayatında ilk kez 120 milyon gibi ciddi bir rakam kara geçse de yönetim kurulunda yaşanan uyuşmazlıklar iktidar ortakları arasında ciddi sıkıntılar yaşanmasına neden oluyor…

Burada asıl mesele ise Cratos’un borcunun silinmesi!

UBP kanadı buna onay verirken DP kanadı hala ısrar ediyor ve bu konu diğer konulara da etki ediyor, bunları önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız…

İki ayrı partinin kurumdaki yöneticileri elbette bir takım konularda ters düşebilir, bir takım tartışmalar yaşanabilir ama eğer bu kuruma zarar verecek noktaya kadar gelmişse bu kabul edilemez!

UBP içinde şu anda iki grup var…

Bunlardan birisi DP’den kurtulmak isteyenler!

Çünkü son aylarda yaşanan bir takım olaylar ve bunların ardında genelde Serdar Denktaş’ın olmasının huzursuzluğu yaşanıyor…

Bu kesim sürekli partinin üst düzeyine şikayetlerde bulunuyor ve sokakta tutukları nabzı ileterek bu ortaklığın UBP’ye de zarar verdiğini öne sürerek erken seçimin gerekli olduğunu öne sürüyorlar!

Örneğin bir şikayette ‘bunun ardında da mı Serdar var’ diyen Başbakan Özgürgün durumdan rahatsız ama çok da fazla yapabilecek bir şeyi yok…

Yaptığı tek şey durumu idare etmek!

Seçimlere kadar iktidarda olmak ve o tarihe kadar mümkün olduğu kadar icraat yapmak…

Seçim istemeyenler ise genelde bakanlar ve bürokratlar!

Özgürgün daha birkaç hafta öncesine kadar kabinede köklü bir değişiklik yapacaktı…

Hatta bunu çok yakınlarına ‘sürprizim olacak’ diye duyurdu!

Ama bu değişimi gerçekleştirmedi, gerçekleştiremedi, bakanlık bekleyen çok sayıda vekilin gazabından çekindi…

Ama şu anda kabinede öyle bakanlar var ki, yine çok yakın dostlarına bunlardan şikayet ediyor, mutlaka değiştirilmesi gerekir diyor ama işte sonuçta parti dengelerini düşünerek bu değişimi bir türlü gerçekleştiremiyor, haklı nedenleri var!

Ama bazı kabine üyelerinin parti için değil de bireysel çalışmaları Özgürgün’ün canını fazlasıyla sıkıyor…

Bu arada CTP de erken seçim söylemlerini son günlerde yoğunlaştırırken bazı aracılar vasıtasıyla UBP-CTP seçim hükümetinin kurulması için nabız yoklamaya başladı…

Tufan Erhürman başkanlığındaki CTP’nin amacı yeni süreçte iktidar olanaklarını da kullanarak ülkeyi seçime götürmek istiyor.

Bu konuda genel başkanların dışında iki partinin aracıları çeşitli senaryolar hazırlayıp iki partinin genel başkanlarının önlerine sunuyorlar.

Başbakan bu konuda şimdilik bir yorumda bulunmuyor ama parti tabanının önemli bir kesininin CTP’ye bakış açısı bu alternatifi çok da fazla geçerli kılmıyor!

Çok büyük ihtimalle de bu görüş sadece aracılar arasında kalacak ve noktalanacak, çok büyük bir sürpriz olmazsa…

UBP’de başka büyük sıkıntı DP’den ayrılan ve bağımsız olan milletvekilleri…

Sayı olarak hükümeti ayakta tuttukları için bakanlardan bile daha fazla forsları var!

İstihdamlar, atamalar, devlet kaynaklarının yakınlara dağıtılmasında hepsinin bir kontenjanı var…

Bunların hepsi de yaptıkları ziyaretlerde UBP adına konuşuyor, sözler veriyor ve tam yetkili olduklarını gösteriyorlar!

Başbakan bu konuda büyük sıkıntı yaşıyor ama yapabileceği çok bir şey de yok, tabiî ki köprüden geçinceye kadar…

Sonuçta bir kabine değişikliği ya da erken genel seçim neredeyse hiç düşünülmüyor!

En azından bu yıl devrilmeden bu tür düşünceler rafa kaldırılmış durumda…

Olağanüstü bir durum yaşanmazsa!

Hastanelerde ‘güvenlik’ yok!

Devlet hastanelerinin güvenlik ihalesi sonuçlandıktan sonra kaybeden işletme ara emri aldığı için ciddi bir kaos yaşanmaya başladı.

Şu anda KKTC’de devlet hastanelerinde güvenlik şirketleri görev yapamıyor!

Durum böyle olunca da hastane görevlileri ve hastalar arasında çıkabilecek herhangi bir kavgaya müdahale şansı da kalmamış durumda…

Anlayacağınız buraları Allah’a havale edilmiş bir görüntü çiziyor!

“Sakın adımı yazma…”

Beni fazlasıyla geren, bunalıma sokan bir durum bu…

En büyük destekçimiz okuyucu sağ olsunlar ihbarlarıyla bizim haber kaynaklarımızı oluşturuyor.

Elimizden geldiği kadar bir çoğunun ihbarlarını bu sayfada değerlendirmeye çalışıyoruz!

Ama özellikle telefon görüşmelerimizde son söylenenler şu oluyor;

“Sakın benim adım geçmesin olur mu?”

İşte sinir olduğum durum bu!

Sanki şimdiye kadar birinin adını kaynak olarak kullanmış ve onu deşifre etmişiz gibi…

Tamam vatandaş da bir takım nedenlerden dolayı bunu söylemekte haklı ama lütfen biraz bizi de düşünün!

Kaynağımız namusumuzdur ve öyle olmaya da devam edecektir, kimsenin kuşkusu olmasın…

MESAJ KUTUSU

Sayın Serdar DENKTAŞ, bundan bir süre önce Sayıştay’ın raporuna rağmen Atlas Jet’e KKTC devleti tarafından 14 Milyon TL ödendiği yönünde şikayetler gelmeye başladı. Kararın resmi gazetede yayınlanmama şartı kafaları epey karıştırmış diyorlar!

Sayın Tufan ERHÜRMAN, sizin bazı kurmaylar sizden haberli ya da habersiz olarak UBP kurmayları ile seçim hükümeti konusunu görüşmeye başladılar. Eğer bilginiz dışındaysa haberiniz olsun istedik!

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, parti dengelerinin bozulmaması için hem kabine değişikliğinden hem de erken genel seçimden vazgeçtiğinizi ve en azından bu sene içinde konuyu kapattığınızı öğrendik. Bu arada bağımsız vekiller artık çizmeyi aşmaya başladı değil mi! Allah sabırlar versin!

Sayın İsmet ESENYEL, sizi ziyarete gelen bazı sigortacı arkadaşı sağlık nedenlerinden dolayı kabul edemediğinizi öğrendik. Büyük geçmiş olsun eğer şeker 500’leri geçtiyse bir süre istirahat artık şart olmuştur!

Sayın Nazmiye ÇELEBİ, şoför okullarının yarısının rüşvet alarak sürüş ehliyeti verdikleri konusundaki haberden sonra bu konuda her hangi bir soruşturma başlattınız mı! Umarız başlatmış olup en kısa zamanda kamuoyunu bilgilendirirsiniz…

Sayın Yusuf SUİÇMEZ, hükümet nezdinde yapılan değerlendirmelerde bir kez daha Din İşleri Dairesi müdürlüğüne atanmanız konuşuluyor. Yıllar önce uçup giden tarihi halılar konusu da hala unutulmuş değil, bakalım bu fırsatı yakalayabilecek misiniz!

Sayın Süleyman MANAVOĞLU, 5 bin kız öğrencinin yaşadığı Lefke ve yöresinde ne yazık ki karakolda bir tane bile kadın polis görevlendirilmemiş. Bu arada bölgenin polis sayısının da artırılması talepleri geliyor bilginize!

Sayın Mehmet HARMANCI, Dereboyu’nda bazı mağazaların tuvaletlerini müşterilerine kullandırmaması ciddi sıkıntıların yaşanmasına neden oluyormuş. Özellikle yaşlı ve çocuklar burada girişine şey etse daha mı iyi olur acaba, lütfen hepsini uyarınız!

Sayın Kemal YILMAZ, son günlerdeki siniriniz anlaşılan odur ki geçmeye başlamış ve normal hayata dönmüşsünüz! Her şeyden önce sağlık gelin aman dikkat sevdiklerinizi üzecek kadar kendinizi yormayın olur mu!

Sayın Ayşegül Özmen GARABLİ, sosyal medyada sosyal bir hesaptan sizin hakka kavuştuğunu paylaşınca doğal olarak çok değişik bir ruh haline girmişsiniz, büyük geçmiş olsun. Ne yazık ki artık sosyal medyada bazı kişiler çizginin çok ötesine çıktılar…

Sayın Ali BATURAY, Kıbrıs Gazetesi’nin 28’nci kuruluş yılını kutlar nice başarılı seneler dileriz. Bu arada umarız gazetenin kuruluşunda büyük emeği geçen eski büyük meslektaşlarımızı da yönetim olarak unutmazsınız…

Sayın Mehmet İNANCI, İngiltere’den de emekli olduktan sonra özgürlüğünüze tam olarak kavuştuğunuzu ve KKTC ziyaretlerini sıklaştırdığınız gözlemleniyor. İnsanın kendi memleketi gibisi yok değil mi!

Sayın Mehmet ÇAKICI, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Kıbrıs konusunda bilgilendirme toplantısını protesto ederek katılmayacağınızı açıkladınız. Bu konuda yerden göğe kadar haklısınız zira sanırız bu işe biraz siyaset karıştırıldı. Tescilli bir siyasi parti nasıl olur da Meclis’te temsil edilen bir parti yerine konulmaz!

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, Türkiye’den gelen suyun bundan böyle tarım amaçlı kullanılması için gerekli çalışmaların geç de olsa başlatılması olumlu bir görüşmedir. Ha keşke bur tür hayati konular zamanında yapılsa da ekonomiye erken katkıda bulunsaydı.