Yukarıdaki başlık Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’na ait…
Hatta ‘bunu benim ağzımdan da yazabilirsin’ dedi!
Bu kez seçimler bir öncekilere benzemeyecek ve ‘kalleş’ geçecek!
Sertoğlu, sadece futbolun şu anki patronu değil aynı zamanda siyasetin de göbeğindeki adam…
Başta UBP olmak üzere hemen her partiden büyük bir çevresi var ve gittiği tüm mekanlardaki izlenimi de siyasetin eskisinden çok farklı olduğu yönünde…
Peki bu değişiklik ne?
Siyasetin kalleşliği!
Ya da başka bir anlatımla artık seçmenin değiştiği ama kendilerine oy için gelen adayların yüzüne karşı başka arkalarından da başka söylemlerde bulunduğu gerçeği!
Bu tespite ben de katılırım çünkü biz de az biraz meslek icabı siyasetin ucunda olduğumuz için seçim gezilerindeki atmosfer ile adayların ardından ortaya konulan atmosfer çok farklı…
Bunun ilk mesajları yerel seçimlerde verildi;
Belediye Başkanlıklarına en büyük aday olarak gösterilenlerin bir çoğu seçim ziyaretlerinde kendilerine gösterilen ilgi ve alakanın aksine sandığa gömüldüler…
Ne kadar etik bir davranış olduğu su kaldırır ama seçmen bir çok iddialı adayın yanında gibi görülürken sandığa gittiği zaman seçim öncesi iradesini göstermedi ve sonuçta kazanmasına inanılan bir aday kazanamadı!
Yerel seçim sonuçları bile Hasan Sertoğlu ve onun gibi düşünenleri doğrular nitelikte…
Onun için, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sonucu önceden kestirmek çok zor olacak kazanmaya çok yakın görülen adaylar bile nal toplayarak hayal kırıklığına uğrayacaklar!
Kalleş bir seçim yaşanmasını elbette kimsenin gönlü arzu etmez…
Ama ne yazık ki hala vatandaşın üzerinde müthiş bir siyasi baskı var!
O da biraz da mecburiyetten tüm adaylara şirin görünme politikası güdüp bir anlamda da aslında siyasetçiyi cezalandırmak istiyor!
Ama bunun iki yüzlülükle yapılması da sakıncalı…
Demek ki daha ülkede demokrasi tam manasıyla oturmamış, siyaset her şeyin üstünde olduğu için adaletsiz bir süreç hüküm sürdüğünden vatandaş da dışarıdan bakıldığında çok hoş gözükmese de siyasetçiye karşı dürüst olamıyor, rengini belli edemiyor o da kendince kendi menfaatlerini ön planda tutuyor…
Kötü siyaset yapanların ayıplanmadığı bu ülkede seçmeni de ayıplamamak lazım!
Demek ki adaylar bu kez, eski seçimlere nazaran daha fazla yanıltılacaklar!
Parti fanatiklerinin dışında garanti oy yok ve bu kez partililerin değil sessiz çoğunluğun istediği sonuç ortaya çıkacak!
Onun için halkın karşısına çıktıkları zaman daha ayağı yere basan projelere hazır olmalılar…
Seçmeni kendilerine nasıl inandıracaklar, bunun hesabını kitabını yaparak evlerin kapılarını çalmalılar…
Kimse yüzlerine güldü, sırtlarını sıvazladı diye o evden, köyden ve kentten oy alacağını hesap etmesin…
Dört ay gibi uzun bir süre sonunda kendisine çok ilgi gösterilen ve alkışlanan değil, kendini seçmene inandıran adaylar üstte yarışırken, diğerleri bu kez nal toplayacak gibi görülüyor!
Demek ki dinsizin hakkından bu kez imansız gelecek…
Zaten öyle olması da gerekiyor!
 
 
‘Yüzsüz’ siyasetçi dönemi bitmeli!
 
Milletvekili transferleri sık sık görülen bir ülkeyiz!
Belli ki KKTC siyaseti bu ay içinde bir kez daha transferlere tanık olacak…
Ahmet Kaşif, Hamit Bakırcı ve Ergün Serdaroğlu ay içinde UBP’ye katılarak siyasi hayatlarına orada devam edecekler…
Zaten UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün de daha geçen haftalarda kapılarının DP’den ayrılan vekillere açık olduğunu ifade etmişti…
DP’den istifa ettiler ve yakında UBP rozeti takacaklar!
Ne yazık ki iki sağ partinin doğa halleridir bunlar…
Oradan istifa edip bir diğerine transfer olurlar!
İki parti de hiçbir zaman ‘temiz siyaset için transfer kabul etmiyoruz’ diyemez ve yeni gelenleri bağırlarına basarlar hatta bununla kendilerini büyük bir icraat yapmış sayarlar!
UBP ve DP’nin kaderi bu mu?
Bu yüzsüz siyaset niçin sol partilerde görülmüyor?
Halkın iradesi çalınarak gerçekleşen transferler sonrası temiz siyaset diye bir şey bekleyebilir miyiz?
Hangi sağ parti bu kötü gidişata ‘dur’ diyecek!
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın İsmail ARTER, bugünden itibaren istihdam edilmek üzere Mağusa Belediyesi’ne 5 kişi daha aldığınızı duyduk. Madem ki çalışanları ödeyecek paranız çok sizin de bundan böyle şikayet etme hakkınız yoktur değil mi? Kendi düşen ağlamaz diye bir laf vardır ya bunu bir yere yazmanızı salık veririz!
Sayın Katip DEMİR, Yeni Boğaçizi Belediyesi veznelerine kameralardan sonra şimdi de ses dinleme cihazları koydurmuşsunuz. Böyle giderse çok yakında her çalışanın başına bir de gardiyan koyarsınız her halde! Yani siz de ne yapacağınızı şaşırdınız!
Sayın Selim YEŞİLPINAR, güzel temennilerle dolu mesajınızı aldım en kısa zamanda kahvenizi içmeye geleceğim. Ancak 40 metreküplük bir arıtma tesisine ÇET raporu istenmesi konusunda sizinle aynı fikirde değilim. Yasaları bir kez daha gözden geçirmenizi rica ederim.
Sayın Ahmet GÜLLE, Lefkoşa Kan Bankası binasının restore edilmesi için uçuk bir fiyata anlaşıldığı şikayetleri alıyoruz. Konuyla ilgili bir aydınlatma açıklaması yaparsanız yanlış anlaşılmaların da önüne geçilmiş olur.
Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, İrsen Küçük dönemindeki faturaları ödememek için direttiğiniz söyleniyor. Ancak bir çok örgüt başkanınız sizin gibi düşünmüyor zira alacaklı kesimden Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl oy isteyeceklerini bilemiyorlar. Kararınızı bir daha gözden geçirmekte yarar görüyoruz.
Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, bir çok partiliniz de sizin gibi milletvekili transferi istemiyor ama bunu da cesaretle dile getiremiyor. Dün bir vekiliniz aradı onun adına size teşekkür etmemi istedi. Nasıl vekil ama?
Sayın Yüksel ÇELEBİ, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hangi adaya destek vereceğiniz merak konusu olmuş. Sizin çevreden bu konuda çeşitli sorular gelmeye başladı. Hayırdır sol gösterip sağ vurmaya mı hazırlanıyorsunuz?
Sayın Birikim ÖZGÜR, önceki akşam Lefkoşa’da bir cafede Ali Bizden ile hararetli bir sohbette görülmüşsünüz. Sohbet konusunun Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğundan hiç kuşkumuz yok. Ama yine de detayı siz açıklayın deriz!
Sayın Özdemir BEROVA, öğrenci taşıyan otobüs işletmeleri yeni yapılan sözleşmeden bin hayli memnun görülüyorlar. Tamam da Maliye’nin adamları toplantıyı terk ettiğine göre faturaları kim ödeyecek? Umarız bir sürprizle karşılaşmazsınız.
Sayın Ahmet KAŞİF, yani dün öyle bir açıklama yaptınız ki sanki de koskocaman UBP’den sizden gelecek paralara ihtiyacı var. Bence artık kendi partinizi kurun ve başaramazsanız da doktorluğa dönüp bu işi tadında bırakın.
Sayın Oya TALAT, yıllardan sonra ilk kez bir Hamsi Festivali’ne katılmayıp bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattınız. Hade Hamsi bir yana da iddia ederiz ki bu ülkede sizden daha iyi horon tepen ikinci bir kişi daha yok.
Sayın Halil ORUN, Cumhurbaşkanlığı sürecinde start verilirken Derviş bey ile aranızı bulmak için bir ekip yakında kapınızı çalacak. Biliyoruz intikam saatini bekliyorsunuz  ama çok cazip teklifler gelebilir.
Sayın Turan BÜYÜKYILMAZ, her yıl bu festivali yaparsınız ama ilk kez bu defa Hamsiler için sizden 2 bin 600 TL  gümrük parası almışlar ve fena buzulmuşsunuz. Bence de ayıp etmişler doğrusu!
Sayın Arif Salih KIRDAĞ, bir araca arkadan fena halde çarptığınızı duyduk. Hele de çarptığınız sürücü Emir Ersoy olunca işiniz çok zor görülüyor. Büyük geçmiş olsun, cana değil de mala gelsin değil mi?
Sayın Ahmet SENNAROĞLU, küçük bir rahatsızlık geçirerek hastaneye kaldırıldığınızı öğrendik, büyük geçmiş olsun. Daha siyasette çok yenisiniz strese sıkıntıya filan girmenin manası yok.
Sayın Halil FALYALI, Rum işadamı Fagyero ile fazla içli dışlı olmaya başlamışsınız. Hanginiz daha tehlikeli bilemiyorum ama bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim lafını bilirsiniz değil mi?
 
 
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
 


NAZAR DEĞDİ: Büyükkonuk'un genç  Belediye Başkanı Ahmet Sennaroğlu hızlı tempoda çalışmakta ısrar edince küçük bir rahatızlık geçirip sevenlerini korkuttu.

Günün Fıkrası
 
Mektup
 
Postanede çalışan görevliler mektupları ayırırken bir adres dikkatlerini çeker. Adres "Noel Babadır." Böyle bir adres olamayacağı için mektubu açıp okurlar.
-Sevgili Noel baba ben kimsesizler yurdunda kalan bir çocuğum. Geçen senede seni geleceksin diye çok bekledim ama gelmedin. Bu sene gelirsen bana bir ayakkabı bir boyama kalemi bir de kalem kutusu getir. Seni çok seviyorum.
Tüm postacılar çok duygulanır. Bu yetim yavrunun isteğini yerine getirmek isterler. Aralarında para toplayıp bir ayakkabı bir boyama kalemi takımı alırlar ancak paraları kalem kutusu almaya yetmez. 
Aldıklarını çocuğun adresine gönderirler. Bir hafta sonra çocuktan Noel babaya yeni bir mektup gelir. Postacılar merakla açıp okurlar;
-Sevgili Noel baba. Gönderdiğin hediyeleri aldım çok teşekkür ederim. Ancak içinden kalem kutusu çıkmadı. Herhalde postanedeki şerefsizler açıp aldılar.