Sağlık Bakanı Dr.Salih İzbul’un Ada TV’de yaptığı açıklamaları okuyunca hem sevindim hem de kızdım!
Sevindim çünkü KKTC’nin bir bakanı sonuçta devlet içindeki örgütlenmelerden ve çetelerden bahsetti!
Bunu dile getirmek bile cesaret işidir…
Hoş bu bilinmeyen bir şey değil ama Sayın İzbul’un da kabul ettiği gibi ne acıdır ki devleti asıl yöneten devletin resmi organları değil içinde çöreklenen bundan maddi rant elde eden bir takım kişilerdir…
Devletin bütün organlarında vardırlar ve sömürü düzeninin vazgeçilmezleridir!
Ama Sayın İzbul’a sitem de etmek gerek;
Bu açıklamayı üstü örtülü yaptığı için!
Kendi deyimiyle ayağının kaydırılmasından da korkmuyorsa niçin bildiği halde bunları isim isim deşifre etmiyor ki…
Bu konuda aklıma hemen şu sorular geliyor;
Devlet içindeki bu örgütler kendi partisinden olabilir…
Hatta bakanlıktaki bazı yetkili kişiler olabilir…
Dost ahbap ilişkileri olabilir…
Başka bir alternatif düşünemiyorum!
Sanayi Dairesi Müdürlüğü görevinden alınan Baki Aygün de sosyal medyada yaptığı veda açıklamasında çok ciddi iddialarda bulunmuştu;
“Devletin içinde siyasi haramiler var!”
Ona da şu soruyu sormak gerekir;
Görev başındayken bu haramilerden niçin bahsetmediniz, niçin onlarla mücadele etmediniz ya da deşifre etmediniz?
Devletin içinde harami, çete, her türlü entrikacı olduğu biliniyor da bilmediğimiz bunların isimleri, kimlikleri ve makamları!
Buyurun bunları açıklayın ki halen maaşını çektiğiniz devlete bir katkınız olsun…
Kıbrıs Türk halkının kaderi bu olmamalıdır…
Hele de devletin çeşitli makamlarında oturan ve karar mekanizmalarında bulunanlar artık emekliye ayrılmadan içerideyken bu çetelere savaş açmalı, mücadele etmeli, üstünü örterek değil isimleri deşifre ederek görevinin hakkını vermeli ve devleti kemirip, kene gibi kan emenleri yakasından tuttuğu gibi kamuoyunun önüne koymalıdır!
Ya da sonsuza kadar sussunlar…
Ama bilip de söylemeyen de en az onlar kadar suçludur!
 
 
Serdar Denktaş doğru olanı yapmış!
 
Dünya siyasi tarihinde belki de ilk kez yaşanıyor;
DP’den istifa eden ve UBP’ye giden 4 vekil için mahkeme süreci devam ediyor!
Zorlu Töre 500 bin, Ahmet Kaşif, Hamit Bakırcı ve Ergün Serdaroğlu senet imzaladıkları için 400’en bin TL ödeyecekmiş…
Başka kaçmaya çalışanlar da var ama sanırız bu imza yüzünden kaçmayı göze alamıyorlar!
Serdar Denktaş ne kadar eleştirilirse eleştirilsin bu icraatı ile hem tarihte bir ilki gerçekleştirmiş hem de seçmenin iradesine saygı göstermeyenleri fena halde köşeye sıkıştırmıştır!
Parti değiştirmek seçmen iradesine saygısızlıktır ama yine de çok isterseniz parayı ödeyip istifayı basın!
 
 
Basını silah olarak gören patronlar!
 
Bir iş adamı niçin gazete ve televizyon kurar…
Ülkede iki çeşit medya patronu var;
Birincisi gazetecidir, doğrudan ve halktan yanadır, kamuoyunu doğru bilgilendirme amacını taşır…
İkincisi de basını sadece ‘silah’ olarak görür ve bunu devlete ve rakiplerine karşı kullanmak için bu sektöre girer!
İşte bu iki tip medya patronunu birbirinden ayırabilirsek ne ala…
 
 
Hastanede hastabakıcı mafyası!
 
Mafya suçlaması biraz ağır kaçmış olabilir ama doğrusu da bu!
Özellikle Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde hemşire ve hastabakıcı açığı olunca son yıllarda dışarıdan hastabakıcı furyası başladı…
Genelde Türkmenistan uyruklu kadınlar hastanede yatan ve refakatçısı olmayanlara hastabakıcılık yapıyor ve günlük ücretleri de 150 TL..!
Devlet buna nasıl göz yumuyor anlamak zor…
Bu arada hasta bakan bu kadınlar bazen işi öyle abartıyorlar ki bunlara elini veren kolunu da kaptırıyor!
 
 
İşte ispatı!
 
Kiralık araçların dehşet saçıp ölümlü kazaların yaşandığı bir süreçte yaşanan güzel bir örnek…
Dün Lefkoşa-Mağusa anayolunda yolları şaşıran kiralık araç sürücüsü ters yöne girince hem kendinin hem de diğer sürücülerin panik yaşamasına neden oldu.
Araç sürücüsü öyle korktu ki aracın geri vitesini bulamayarak diğer sürücülerden yardım almak zorunda kaldı…
Bu olay bile kiralık araç sürmek için şartların değişmesi gerektiğini gözler önüne serdi!
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
 
Sayın Salih İZBUL, devlet içinde çöreklenen örgütlenmeler konusunda fazla detaya girmeden olsa da doğru bir açıklama yaptınız! Ama devletin en üst makamlarından birini tutan bir bakan olarak çok daha fazla detay vermeniz elzem olmuştur! Biraz cesaret lütfen!
Sayın Erhan ERÇİN, önceki akşam apar topar Ankara’ya gittiğinizi öğrendik. Ama bunun müzakereler konusu değil de başka bir önemli konu üzerine gerçekleştiği söyleniyor! İşte şimdi daha da fazla merak etmeye başladık!
Sayın Ersan SANER, Ulaştırma Bakanlığı için sizin de adınız anılmaya başladı! Genel başkana karşı kurultayda aday olmanıza rağmen bu gerçekleşirse iyi bir demokrasi örneği olacak değil mi!
Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, üç bakanlık için değişim sinyalleri vermeye başlamışsınız! Sizin vekiller öyle bir heyecan içinde ki her birinin şansı yüzde 20 olsa da hemen hepsi rüyalarında koltuklara oturdu bile!
Sayın Özgün FARUK, Mütevelli heyeti Başkanı olduğunuz LAÜ’nün 500 bin sterlin verip aldığı arazinin sit alanı çıktığı konuşuluyor! Bu arada yeterli olmadığı halde bir ilkokul müdiresi öğretim üyeliğine başlamış şikayet mesajları geliyor!
Sayın Nazmiye ÇELEBİ, siz avantacıların önünü kesmeye çalışırken onlar da düğmeye bastı ve sizi o görevden almak için telefon trafiğine başladı bile! Kötü sürprizlerle karşılaşabilirsiniz, haberiniz olsun istedik!
Sayın Mehmet BAYRAM, Doğa Koleji’nin Nişantaşı Üniversitesi’ne devri iddiaları artık ayyuka çıktı! Söylentilerin doğru olup olmadığı yönünde bir açıklama yapma zamanı daha gelmedi mi!
Sayın Mustafa AKINCI, perde gerisinde Ukrayna’nın KKTC’yi tanıması için bir takım girişimler yapıldığını duyduk! Eğer bu gerçekleşirse müzakereler darbe alır mı yoksa elimiz daha mı güçlenir!
Sayın Ergün OZA, önce Ankara’da şirket kurup daha sonra da Lübnan’a Oza Kahvesi ihracatına başladığınızı memnuniyetle öğrendik. Demek ki istenince ambargolar ve izolasyonlar delinebiliyormuş değil mi! Tebrik ederiz…
Sayın Baki AYGÜN, veda konuşmanız epey sert oldu ama nedense bir türlü devlet içindeki haramileri isimleriyle açıklayamadınız! Eğer gerçekten bir amme hizmeti yapmak istiyorsanız kesinlikle konuşmaya başlamalısınız!
Sayın Ahmet KAŞİF, çok yakın dostlarınız kesinlikle Ulaştırma Bakanlığı’nı kabul etmemeniz yönünde telkinlerde bulunmaya başladılar! Bana söyleyenler size de söylüyor mu yoksa yazdığımız zaman mı hoşlarına gidiyor dersiniz!
Sayın Hakan DİNÇYÜREK, ne mutlu size ki senetleri imzalamayarak büyük bir yükten kurtuldunuz! Bu arada bölgede bazı DP’li dostlarla ufak tefek tartışmaya girdiğiniz söyleniyor. O kadar da olsun değil mi ama!
Sayın Polat ALPER, hayırdır birileri bam teminize basmış olsa gerek ki ansızın köşe yazılarına başladınız! Bu memlekette acaba illallah etmeyen tek bir kişi kalmış mıdır? Hadi bakalım hayırlara vesile olsun…
Sayın Teoman TURAN, her gün 3 saat spor biraz fazla olmuyor mu? Bu arada ara sıra havuz başında dinlenirken uykuya daldığınız görülüyormuş! Bu büyük değişimin bir sebebi var mı yoksa rutin mi!
Sayın Gökhan GÜLER, dün nihayet nikah masasına oturup o çok kıymetli imzaları atmışsınız! Hayırlı uğurlu olsun, Allah bir yastıkta kocatsın inşallah. Mutlu ve mesut bir ömür boyu dileriz…