Türkiye’de düşüşe geçen AK Parti oyları, iktidar partisi için erken bir genel seçimi zorunlu kılacak gibi görünüyor. Eski yol arkadaşı ile büyük bir kavga içine giren iktidar partisinin şimdiden % 15’lik ‘Cemaat oyları’nı kaybettiği, sokaktaki seçmenin kaybedilen oylara daha fazlasını ekleyebileceği ortaya çıkıyor. Şartların tepki oylarını toplayacak muhalefet partilerine yarayacağı netleşirken Kuzey Kıbrıs’ta da koalisyon hükümetinin uzun erimli olamayacağı öngörülüyor.
İlk bakışta Türkiye’deki ve KKTC’deki siyasal gelişmelerin birbirinden çok farklı temellere dayandığı sanılabilir. Halbuki iktidar odaklarının kendi içlerindeki erk ve çıkar çatışması, iki ülkenin kaderinin aynı tezgahta örüldüğünü gösteriyor.
Türkiye’de ayakkabı kutularında saklanan Dolarlarla, KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde uçuşan Dolarlar sistemin yolsuzluktan ve rüşvetten nasıl beslendiğini, çıbanın ancak siyasilerin kendi aralarındaki çıkar çatışması ile uç verdiğini zihinlerimize işliyor.
Oysa orada, içi iltihapla dolmakta olan bir çıban olduğunu herkes görüyor ve konuşuyor. Ta ki gittikçe irileşen çıban iktidar savaşında eline iğneyi alan tarafından patlatılsın… Politikacıların aralarındaki iktidar savaşı sayesinde siyasetin kirinin sokaktaki insana görünmesi, seçmende temizlik yapma hevesi uyandırıyor önce… Fakat bezi eline alıp temizliğe girişen seçmen, politikanın bir sonraki seçilen tarafından gene kire batırıldığını fark ediyor…
Siyaset seçmenden bağımsız düşünülemeyeceğine göre seçmenin bu kirlilikte hiç mi payı yok?
Ekonomik reform paketine direnen İtalya’da, İtalyan seçmeni, seçmenin cebine dokunacak bir reform yapmayı zorunlu gören sol koalisyonun lideri ve İtalya eski Başbakanı Romano Prodi’ye erken genel seçim baskısı yapmış ve 2008’deki erken genel seçimlerde popülist Berlusconi’ye başbakanlık yetkisi vermişti.
İtalyan ekonomisinin Berlusconi politikaları sonucunda tarihinin en büyük ekonomik krizine girmesi bir yana, 2008’de bedel ödemeye yanaşmayan İtalyan seçmeni bugün çok daha büyük bedel ödemektedir. Adı sonradan yolsuzluk ve seks skandallarına karışan Berlusconi’ye seçmenin verdiği destek, bir tür sen bizi gör; biz de seni görelim desteğiydi. Cebimdeki paraya dokunma, hatta cebime daha fazla para koy da kendin ve ailenin çıkarları için dilediğini yap...
Velhasıl reform paketlerine karşı gelen seçmen paketlerden kaçıp popülist politikalara, popülist siyaset kültürüne ve temsilcilerine prim verdikçe çıbanlar tekrar oluşuyor. Politikacılar ve aileleri devlet olanaklarını çıkarları için sömürürken cebine dokunulmadığı sürece susan seçmen, çıbanı oluşturacak kirli ortamın hazırlanmasına suskunluğu ile onay veriyor.
Gelin görün ki cebindekini korumaya çalışırken sonunda politikacılardan daha fazla bedel ödeyen ve cebindeki para daha da azalan her seferinde seçmen oluyor…
Bu kire akılsızca ortak olmaya devam ettikçe küçük çıkarlarımızın boyumuzu aşan bedelleri, her geçen gün daha fazla yoksulluk olarak her birimize geri dönüyor. Gözümüzün önünde büyüyen çıbanı görmezden geldikçe yaptığımız, nihayetinde bir çıbandan kurtulup diğerine ortam hazırlamaktan ibaret…