İrsen Bey hükümeti dün resmen bitti. İrsen Küçük ve hükümetini eleştirmek için bir yazı kaleme alsam bitmesinin nedeni olarak BİN NEDEN bulabilirim. Ama İrsen Küçük’ün başbakanlığı döneminde yaptığı en önemli yanlış “yufka yürekliliği” oldu. Bunun ceremesini de semeresini de kendisi 28 Temmuz Seçimlerinde görecek. İyi veya kötü. Bunu sandıklar açılınca anlayacağız 28 Temmuz Pazar gecesi. İrsen Küçük, görevden alması gerekenleri son güne kadar görevlerinden almadı, İrsen Küçük göreve getirmemesi gerekenleri göreve getirdi. “İşini iyi yapıyor” dediği Tümerkan ve Yalyalı’yı çok kritik iki kurumun başına getirdi. Bunun bedelini UBP ağır bir şekilde ödeyecek. Bakın BRT’de ilk atamadan sonra CTP’ye yakınlığı ile bilinenler amir oldu. Şimdi benzer bir operasyon TAK’ta başladı. 11 muhabirin olduğu TAK’ta 9 amir görevlendirilmek isteniyor. TAK’ta çalışan bir arkadaşımızdan bir mail aldım. Adını vermeden bu arkadaşın iddialarını sizinle paylaşıyorum. Bu yazıyı başta UBP’nin Onursal lideri (UBP tüzüğüne göre) Dr. Derviş Eroğlu ile UBP Genel Başkanı İrsen Küçük, eski kabine üyeleri ve TAK yönetim kurulu üyelerinin okumasını da rica ediyorum. Eğer birisi yazılanlarla ilgili cevap verme gereği hissederse köşemiz yine açık olacak. Buyurun bakalım TAK’ta neler oluyor? “Sevgili Alihan, sana tüm samimiyetimle TAK ajansında neler olduğunu ve işin perde gerisini anlatmak istiyorum. Burada işler çığırından çıkmadan kamuoyu gerçekleri bilsin istiyorum. Adımı vermezsen çok sevinirim. Türk Ajansı Kıbrıs’a olaylı bir şekilde müdür atanan Hüseyin Yalyalı’nın misyonu belli oldu. Onu müdür yapan Hüseyin Özgürgün ve ajansta her daim yanında olan kişilere diyet borcunu ödemek, imza toplayıp müdürlüğünü engellemek isteyen iş arkadaşlarını cezalandırmak ve Basın-Sen’i yeniden TAK’ın yetkili sendikası haline getirmek.
Gazeteciliğinden çok gittiği haberlerde yaptığı tartışmalar ve sendikal kimliğiyle ön plana çıkan, hatta Afrika gazetesi için hapse giren Yalyalı’nın TAK gibi bir kurumun başına atanmasının artcıl sarsıntıları geçmeden icraatları deprem etkisi yapmaya başladı.Yalyalı, yıllardır olduğunu söylediği solcu kimliğini bir yana bırakıp, ne amirleri, ne de çalışanlarıyla görüş alışverişinde bulunmadan sözde “TAK’ı kurtarma” operasyonunu hazırladı.
Kendine yakın 2 editörle mesai saati dışında toplantı yaparak, yeni dönemde yapacaklarını planlayan Yalyalı, merkezde 16 olan muhabir sayısını 9’a indireceğini, muhabir sayısını artırmak için Gazimağusa ve Girne’deki bölge muhabirlerini merkeze getireceğini ve amir sayısını Temmuz ayından itibaren 9’a çıkaracağını açıkladı.
Yalyalı’nın, amirler ve amir yetkisiyle donattığı editörlerle ayrı ayrı yaptığı toplantılarda açıkladığı plana göre, 5 editör, Yalyalı’nın da sendika temsilcisi olarak görev yaptığı yönetim kurulu tarafından amirliğe getirilen 3 amirle bir tutulup, yetkiyle donatılarak yönetici konumuna getiriliyor.
Hüseyin Yalyalı’nın, editörlerle bir tutulmayı kabul etmeyecek amirlerin geri çekileceği ve yönetimin tamamıyla kendisiyle 2 editöre kalacağı varsayımıyla hareket ediyor olduğunu düşünenler de var. Ancak yıllar var ajansa her türlü ek görevi reddedip, sürekli rapor kullanan bu 2 editörle nereye kadar gideceği de merak konusu.
Yalyalı, müdürlük görevini 15 ay vekaleten yürüten ve Pazartesi günü izne çıkan Müdür muavini Selim Kumbaracı’yı ise “dinlenmeye” alacağını açıkladı.Hüseyin Yalyalı’nın bu icraatları, personel tarafından “kendisiyle işbirliği içinde çalışmayı reddeden amirleri cezalandırma, her daim yanında olan 2 bayan editörü de ihya etme” olarak değerlendiriliyor.
Yalyalı’nın, kendisini müdür yapmak için çaba harcayan Özel Tahsin ve onun ajansın Rumca tercüme bölümünde çalışan kızı için nasıl bir ayrıcalık düşündüğü ise merak konusu.
Yalyalı’nın, kendisini önce müdür muavini, daha sonra da müdür yapmak için büyük çaba harcayan Özgürgün’e diyetini, TAK Yönetim Kurulu Başkanı Emir Ersoy’un ısrarla ajansa geri getirmeye çalıştığı Dışişleri Bakanlığı’ndaki 2 TAK personeline dokunmayarak ödeyeceği iddia ediliyor. Hala hazırda bu iki kişi Özgürgün’ün seçim ofisinde çalışıyor.
Hüseyin Yalyalı’nın, kendisine duyulan tepkiden dolayı Basın Sen’den topluca istifa eden personeli geri kazanmak için de kulislere başladığı belirtiliyor. Yalyalı, özellikle kavga edip küstüğü personelle birebir görüşme yapıp, “geçmişe sünger çekmeye” çalışıyor. Mesai arkadaşlarıyla sürekli kavga eden ve hakarete varan üslubuyla bilinen Yalyalı’nın bu “kuzu postuna bürünmüş kurt” imajı personel tarafından şüpheyle karşılanıyor. Bazıları ise bu duruşu “Kamu-İş üyelerini, kendine göre belirlediği zayıf halkalardan başlayarak, ayartıp, Basın-Sen’e çekme girişimi” şeklinde yorumlanıyor. Hüseyin Yalyalı’nın, personele yönelik bu kucaklayıcı tutumuyla, iş yükünü 2 kat artırmaya çalıştığı muhabirlerin öncülüğünü yapacağı olası bir grevi engellemeye, en azından etkisizleştirmeye çalıştığını düşünenler de var.
TAK müdürlüğüne atanmasıyla Yalyalı’nın yıllarca verdiği sendikal mücadele de mercek altına alındı. Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında katıldığı tüm toplantılarda sergilediği radikal sol duruş ve Türkiye karşıtlığıyla dikkat çeken bir kişinin, KKTC’nin sesini duyurmak için kurulan ajansa müdür atanmasıyla şoka giren sol çevreler, Yalyalı’nın gerçekte kim olduğunu sorgulamaya başladı. Bazı çevreler, bir dönemin moda terimi kabul edilen “kontır mı?” sorusunu sorarken, bazı solcu çevreler ise “Acaba aramıza katılıp, bizi gammazlayan bir ajan mıydı?” tartışması yapıyor. Her olaya şüpheyle yaklaşan Afrika gazetesi ekibi ise Yalyalı’ya açık destek veren tek sol çevre oldu. Bu arada Yalyalı’nın derin taktikler kullanıp personelle yaptığı görüşmeleri yasadışı bir şekilde gizlice kayıt cihazıyla kaydettiği, Yalyalı ile arası iyi olmayan personelin, müdüre yakın çalışanlar tarafından odalarına dinleme cihazı konulduğu şüphesi taşıdığı iddia ediliyor.
Özellikle, UBP’li bakanın önerdiği, UBP’li Cumhurbaşkanının atamasını onayladığı yeni müdürün bazı 'solcu' bilinen personelin yanı sıra özellikle UBP’ye yakın personel üzerinde baskı kurmaya çalışması da diğer bir “yaman çelişki”. Senin anlayacağın Alihan’ın TAK’ın içi için kaynıyor. Bu yaz çok sıcak geçecek. İstifayı düşünen arkadaşlarımız var. Bizim senden başka güvenebileceğimiz kimse kalmadı. Lütfen kendine dikkat et. Çünkü birilerinin senin içinde kumpas hazırladığını duymaktayız. Kendine ve ailene iyi bak. Sevgilerimizle..TAK’tan…….”
Özkan YORGANCIOĞLU: Yeni uzayan faulleriniz 70 yılların imajını hatırlatıyor bize. Yoksa seçim öncesi bir mesaj mı vermek istiyorsunuz bir kesime…
Tahsin ERTUĞRULOĞLU: Sonunda bir konuda olsun Derviş Beyin usta olduğunu kabul ettiniz. Nihayetinde buda bir şeydir değil mi?
Ersin TATAR: Bir vatandaşın işi ile yakından ilgilenmeniz kendisini ve hafif şişman olan oğlunu ziyadesi ile memnun etmişe benziyor. Bunu duyan diğer vatandaş ta sizden aynı muameleyi isterse şaşırmayın sakın.
Polat ALPER: Önceki gün Lefkoşa’da bir mekânda Levent Özadam ile buluşup gizli gizli şeyler konuşmuşsunuz. Hepsinden haberimiz var, ikinizin de haberi olsun, bizden bir şey kaçmaz….
Abdullah İŞKEY: Son dakika operasyonu ile Güzelyurt’ta 5. Sıraya yerleşmişsiniz. Umarız son dakika bir konti atmazlar size.
Faiz SUCUOĞLU: Siz Lefkoşa’da dördüncülüğü istiyorsunuz ama bize gelen haberlere göre 7 veya 8 de yer alacakmışsınız.
Mehmet ÇAĞLAR: Güzelyurt’ta birileri sizin için düğmeye basmış olsa bile siz hiç takmayın. Zira seçilecek 2 vekilden bir tanesi sizsiniz.
Memduh ÇETO: Aday olmayacağınızı üzüntü ile öğrendik. Keşke her sendikacı sizin gibi doğru ve dürüst olabilse. Diğerlerini görünce değeriniz bir kat daha artıyor nazarımızda.
Mehmet ÇANGAR: Tabanca iznini aldıktan sonra bir gazeteci ağabeyimiz yanına koruma almaya karar vermiş. Dereboyunda gördüğümüz ağabeyimiz yanında koruması ile pek havalı gözüküyordu. Yakında mahkemede yine karşı karşıya gelirsiniz.
Derviş EKŞİCİ: Hocam tabancada nereden çıktı? Yoksa size oy vermeyeceğini söyleyenleri mi ikna etmekte kullanacaksınız.
Halil FALYALI: Bir liman işi eksikti artık o da oldu. Artık ultra lüks yatınızı kendi limanınıza demirlersiniz.
Dr. Bülent DİZDARLI: Herkes aday olmak için teklif beklerken siz televizyon programcısı olmaya karar vermişsiniz. Farklı bir seçim şekli.
Yakup KILGÖZ: Geçen gece sizi Lefkoşa’da görememişler. Hayırdır bir aksilik yok ya.
Hakan Efe YILDIRIM: Seçim atmosferinde tatile gitme fikri de nereden çıktı? Belki de en doğrusunu sen yapıyorsun. Biz burada sıcaklarda siyasetçileri çekelim sen Göcek’te balıkları çek. Özdemir
TOKEL: DP-UG’nin kampanyasını üstlenmişsiniz. Size dinlenmek yok galiba. Son 4 yıldır kampanya üzerine kampanya yapıyorsunuz. Bu arada babanız Güzelyurt’ta oldukça rahatmış.
Sevgi DEĞİN: Girne DP-UG adaylığınız belli olmuş ve çalışmalara başlamışsınız. Arap köye uğramanızda fayda var.
Özel TAHSİN: UBP 2. Kurultayında oy verdiniz dün akşamda DP-UG için el kaldırdınız. Bir eliniz UBP’de diğer eliniz DP’de. Neyse sizi gayet sağlıklı gördük bu kafi. Bu arada Fenerin transferlerini nasıl buldunuz? Ahmet İKİDERELİ: Kimse senin hızına yetişemiyor. Yakında bir çok gazeteden ve vekillerden teklif gelirse hiç şaşırmam.
GÜNÜN SÖZÜ “Hiç şüphe yok ki tüm bu gelişmeleri takip eden Cumhurbaşkanımız mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerle istişare ettikten sonra hükümeti kurma görevini verecektir. Bugün medyamızda bundan sonra gelişecek süreç ile ilgili yer alan haberleri de dikkate alarak belirtmek isteriz ki ülkemizin seçim dönemine kadar hükümetsiz kalmaması için gerekli özveri gösterilecektir. Bu noktada tüm gelişmeler hakkında devamlı suretle halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz. Demokrat Parti Ulusal Güçler olarak halkımızı herhangi bir belirsizlik içinde bırakmayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.” DP -UG Genel Başkanı Serdar Denktaş BİZİM TEMEL Temel'le Dursun balık tutmaya çıkmışlar. Baya bi balık tuttuktan sonra gece 11 surları kar, fırtına bir taraftan bizimkiler geri dönüyor. Fırtına iyice hızını arttırıyor.
Bizim temel başlıyor duaya
- Allahım fırtına dinerse balıkların %25'ini yetimlere bağışlayacağum.
Fırtına dinmiyor.
Bizim temel yine yalvarmaya başlıyo
- Allahım fırtına dinerse balıkların %50'sini bağışlayacağım.
Yine dinmiyor.
Temel bir dua daha
- Hepsini bağışlayacağım diyor.
Dursun atlıyo
- Ula Temel bize kalmiyi.
Temel de
- Sus ula kandireyrum