8 Ocak 2015 tarihinde Polis Genel Müdürlüğü’nün uyuşturucu konusunda çok önemli bir açıklaması vardı.
2014 yılında meydana gelen uyuşturucu olaylarının bir dökümü yapılıp çok da önemli bir mesaj verilmişti.
İşte o açıklamadan çok önemli bir alıntı;
“Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ile yapılan mücadeleyi bugüne kadar sadece Polisiye tedbirlerle engelleyen bir ülke bulunmamaktır. Söz konusu suçlarla mücadelede başarılı olmanın temel şartı, sadece adli anlamda değil, koruyucu, önleyici ve rehabilite yönünde de tedbirlerin alınmasından geçmektedir…”
Sizlerin de okuduğunuz gibi burada Polis Genel Müdürlüğü bas bas bağırıyor…
Uyuşturucunun önüne sadece polisiye tedbirlerle geçilmez diye devletin ilgili makamlarına da göndermede bulunuyor.
Polisin bu önemli açıklaması kimin dikkatini çekti, hangi devletin kurumu kendine pay çıkardı bir bilen var mı acaba?
Bizde uzun yıllar devletin hiçbir birimi uyuşturucu konusuna eğilmedi son olarak önce Başbakanlık sonra da Başbakan Yardımcılığı birer komite kurdu ve işte o kadar…
Bu komiteler ne yapıyor, nasıl çalışıyor, gençlerin uyuşturucu kullanmasının önüne nasıl geçilecek şimdilik ciddi bir açıklama yok…
Ama bizim elimizde en azından cezaevinde yatmış ve uyuşturucuya bulaşmış gençlerimizin deneyimine bire bir şahit olan ve bunları anlatan bir yazı var en azından.
Kendisi adıyla yazdığı için biz de yazmakta bir sakınca görmüyoruz…
Namık Seven adlı kardeşimiz cezaevinde bulunduğu dönemde uyuşturucu kullanan ya da yatan gençlerle ilgili bize göre çok yararlı bir analiz ve önerilerde bulunmuş.
İşte gönderdiği ve kamuoyunu aydınlatmak isteyen o yazısı:
“Levent bey aşağıdaki yazıyı bütün basınla paylaştım ama sizden başkasının ilgileneceğini zannetmiyorum.
O yüzden size münhasıran gönderiyorum. Sizden ricam kamuoyunu bilgilendirmeniz.
Her şey daha temiz bir gençlik için, daha şeffaf bir sosyal devlet için. Şimdiden teşekkür ederim…
Bu gençlik nasıl kurulacak bu illetten, bir fikriniz var mı? Zira devletin bir fikri yok.....Demeyin var diye gerçektende yok. Ben rastlamadım ciddi bir şeyler, ciddi bir fikre. Şimdi sıralayalım bütün emareleri, belki birileri okur da biraz kafası bulanır birilerinin de vicdanı okşanır.
Polisimiz, kahraman polisimiz, hani herkese eşit vatandaş muamelesi yapan o çok saygılı ve yaslara ve Anayasa’ya bağlı ve asla işkence yapmayan ‘bana işkence yaptılar diyenler kahraman polisimize çamur atarlar ve yalan söylerler mahkemelerde, hakim ve savcı da sağlık kontrolüne yollar, dr kontrol eder ve asla( işkence yok) raporu verip hakimin gazabına uğrar zanlı...
Senin haddine mi bizim kahraman polisimize çamur atmak!
Peki sorunu biliyoruz da çözümü ne?
Örnek (20 civarı veya daha genç vs..içicilikden mahkum oldu) e mahkeme öyle taktir etti. Şeriatın kestiği parmak misali...Bu genç mahkum edildi diyelim;hapis veya para cezası....Sicil adlımı, aldı...
Peki cezaevinden çıktı, sonra iş aramaya başladı, buldu bir iş özel sektörde.. Zaten torpilin yoksa hele birde uyuşturucu sicilin varsa...Peeeee işin çok zor hatta imkansız.Sonra bu özel sektör patronu, temiz kağıdı isteyecek, getirecek....Olum sende uyuşturucu var sicilinde, kusura bakma polis seni mimlemiştir ikide bir polis gelir buraya müşteriler rahatsız olur, benim de bu yolun yolcusu sanırlar, kusura bakma sana iş yok.
Empati yapın.....Sonra bakar iş yok, bakar iş yok bunalıma girer ve bir kere daha bu bunalımdan kurtulmak için vurur dalgaya..Parası yoksa hırsızlık yapar, yakalanırsa birde hırsızlıktan sicil yer. Çünkü birçoğu böyle oluyor. Der ki yemişsin bir kere damgayı, artık ben bu yolun yolcusuyum. İç diyen iş teklifi yapar, al sana 50 paket,10 tanesi senin,40 tanesinin parası benim. İster iç ister sat sermaye yap. İçicilikten torbacılığa terfi ettik, bir de ceza evinde bütün satıcıları içicileri patronajları tanıdı. Avantaj tabi ki. O kahraman polisimiz yakaladı gene o genci...Mahkeme der ki sen yine akıllanmadın da gene geldin, mahkemeyi meşgul ediyorsun, sen uslanmaz birisin al sana şu kadar ceza aklın başına gelsin...
Gelsin de gerçek sorunu çözmek yerine yürü cezaevine der.Gençliğini boşuna heba ettiğini anlayamaz zavallı genç bunu anlaması için zaman geçmesi lazım, eee koskoca devlet anlamamış, devletin en yetkili memurları anlamamış, ailesi anlamamış da zavallı 20 yaşındaki çocuk mu anlayacak?
Suçlu kim? Gerçek suçlu kim? Sosyal devlet olmak nasıl bir şey? Devlet birilerini hapiste yatırarak diğerlerine örnek olsa idi şimdi kimse bu uyuşturucu illeti ile uğraşmazdı, herkes örnek alırdı kimsede içmezdi, satmazdı, herkes uslanırdı. Peki uslandı mı? Uslansaydı  her gün basına uyuşturucudan narkotik haberleri düşmezdi?. . Onu yargılayan mahkeme mi? Sonuçta yasalara göre sicil alması lazım....Yakalayan polis mi? İş vermeyen devlet veya sektör patronu mu? Onu böyle illetten koruyamadığı için ailesi mi? Yoksa böyle bir illete bulaştığı için o genç mi?
Peki sistem ne Avrupa’da? Boş verin Avrupa’yı, Türkiye ne yapıyor? Bu gençleri eğitse devlet ve iş bulsa veya verse devlet devamlı bir süre için kontrol altında tutsa, tekrar bu illete bulaşmaz. Peki kimin menfaati bozulur?
Evet doğru dediniz, esas patronun, bu uyuşturucu baronlarının. Kahraman polisimiz yakaladı içiciyi, yakaladı torbacıyı,eee esas patron nerelerde?
Baron yani...Bunlar gider yenileri gelir baron için değişmez. Kim mi KKTC’nin baronları?
Ben cezaevinde yattım, bu soruları bu torbacı kardeşlere sordum, onlarda bana söylediler, duyduklarıma inanamadın dudaklarım uçukladı.
Sormayın bana söyleyemem yasal suç işlerim, polisimiz sormuştur muhakkak. Amma her neyse kimse bu suyu kesmiyor, belki suyun başını kimlerin tutuğunu bilmek hiçbir şey ifade etmez.
Sonuçta yasalar baştan değişmesi lazım, Anayasa belki de yeniden günün şartlarına uygun yapılmalı, hapis cezaları yerine rehabilite merkezlerinde tedavi edilmeleri lazım, hatta Hollanda’nın yaptığı gibi, İngiltere’nin yaptığı gibi, A.B.D’nin bölge bölge hayata geçirdiği gibi bir serbesiyet, kontrollü kullanma, yeniden düzenleme yapılabilir ve bu illet her kesime sirayet etmeden bir nebze olsun engellenebilir.
Ben asla kullanmadım, alkol bile yok bende amma kullananları asla yadırgamam yakışık almaz bir sigara içicisi olarak.
Beyler öyle bol keseden atmak değil, bu yangın bizim evimizi de yakar eğer önlem almazsak, herkes kapısın önünü temiz tutsa bile, ateş yine de sıçrayıp yakar. Bu büyük bir yanar dağ lavı gibi herkesi yakar inanın.
Ben cezaevi görmüş bir kişi olarak sizlere içim yanarak yazdım bunları. Eğer devlet bu gençleri gözden çıkardı ise bence idam etsinler İran gibi, Afganistan gibi, Pakistan gibi.
Eğer biz Avrupa ülkesi gibi demokrat isek, sosyal devlet olgusunu hemen acilen hayata geçirip vatandaşımıza daha sorumlu yaklaşmamız lazım.O gençlerde bizim gençlerimiz,bir nevi gelecek neslimiz, geleceğin babaları, analarıdırlar.
Ya sosyal devlet gibi olup bunları tekrar topluma kazandırmak veya ölene dek suç makinesi haline getirmek...Karar devletin. Herkes yanılgıya düşer, bu bizim insanlık fıtratımızda vardır.Biz yanılgıya düştüğümüzde anne ve babamız büyüğümüz bize yanlışımızı gösterip yanlışımızdan döndüremiyorsa, ceza verip dönderir, illaki dönderir, ömür boyu suç işlemeye potansiyel hale getirmez.
Son dileğim ‘it ürür kervan yürür’ olmasın, herkes elinin taşın altına koyması lazım...
Devlet böyle olması lazım, sosyal devlet budur.
Yoksa herkesin kendi kanunu olsa devlet kanununa ve yasalarına ne gerek vardı..
BANA DOKUNMAYAN YILAN EN YAKINIMA DOKUNABİLİR…
İnşallah birileri bunları düşünür.
Saygılarımla…”
 
(NAMIK SEVEN)
 


 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, geçen hafta tüm bakanlıklara gönderdiğiniz ve devlet çalışanlarının mal beyanında bulunmasını içeren genelgeniz dün çalışanlara ulaşınca dairelerden ciddi tepkiler gelmeye başladı. Hatta koridorlarda bağırıp çağıranlar bile olduğu söyleniyor.
Sayın Zeren MUNGAN, Bafra bölgesi dışında kotalar dolduğu için gazino izinleri artık dondurulurken bazı bakanların devreye girip bu kararın uygulanmaması için heyecan yaptıkları iddia ediliyor. Doğru bir karar umarız geri adım atmazsınız…
Sayın Derviş EROĞLU, diğer Cumhurbaşkanı adayları ile birlikte bir televizyon kanalında canlı yayına çıkmanız bekleniyor. Kabul etmeme gibi bir şansınız olamaz değil mi? Umarız yapılan çağrılara olumlu yanıt verirsiniz…
Sayın Ahmet GÜLLE, emekli olmuş bir anestezi uzmanını devlet hastanesinde sözleşmeli personel olarak istihdam edildiği yönünde şikayette bulundular. Bundan haberiniz var mı yoksa sizden habersiz işler mi çevriliyor?
Sayın Hakan DİNÇYÜREK, hükümetin büyük ortağının sizden habersiz çöpten elektrik üretimi sistemi için yurt dışından bir firmayla anlaşmaya vardığı söyleniyor. Bu konuda devre dışı bırakılmanızın bir sebebi var mı acaba?
Sayın İsmail ARTER, DAÜ’de dekan ve yardımcıları istifa için sıraya girdi ve devamının da geleceği söyleniyor. Bir an önce önlem almazsanız ve rektör sorununu çözmezseniz okulda akademisyen sıkıntısı çekebilirsiniz.
Sayın Teberrüken ULUÇAY, Tapu ve Kadastro Dairesi’nde kilitlenen bilgisayarlar konusunda hala bir açıklama yapmadınız. O zaman ilgili Türkiye firmasının ödenmediğinden dolayı sistemi kilitlediğini kabul etmiş oluyorsunuz değil mi?
Sayın Fesih DAĞ, dün sabahtan akşama kadar telefonlarınızın susmadığını ve iş yapamaz hale geldiğinizi duyduk. Yani o açıklamadan sonra bunu beklemeniz lazımdı. Bakalım verdiğiniz kararı değiştirebilecekler mi?
Sayın Özer BOYACI, Cumhurbaşkanı adaylarından Sibel Siber’e Lefkoşa Dereboyu’nda seçim ofisi olarak tahsis ettiğiniz bina konusu UBP’de moralleri epey bozdu. Ama onlar sizin eşinizle Sibel hanımın annesinin kadim dost olduğunu bilmiyorlar değil mi?
Sayın Muslu AKGÜNEY, bu sıralar bir karalama kampanyasına kurban edilmek üzere olduğunuzu üzülerek duyduk. Demek ki birileri sizin enfes köfteleri hazmedememiş olsa gerek değil mi? Gülüp geçin, moralinizi de sakın bozmayın…
Sayın Levent HIZAL, bu sıralar ‘bu kadın neden ağlıyor’ şarkısını dilinize doladığınız yönünde haberler alıyoruz. Bütün bakanlık kimi kastettiğinizi biliyor ama vatandaş biraz Fransız kaldı. Açıklamaya ne dersiniz?
Sayın Gürel CANTAŞ, havalar soğuyunca bu sıralar şömine keyiflerin de artığı bacadan çıkan dumandan görülüyormuş. Balık ve şarabın yanında bu romantik ortamı acaba kiminle paylaşıyorsunuz merak konusu olmuş…
Sayın Turgay KONTİ, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimin cephesinde yer alacağınız merak konusu olmuş bu konuda mesajlarınız gelmeye başladı. Yoksa hiç bulaşmayıp Sadrazamköy’de balık avlamaya devam mı edeceksiniz?
Sayın Emel KİŞİ, Zeytinlik köyünde geçtiğimiz aylarda hizmete açtığınız Villagio Templos’un bir hayli ilgi gördüğünü duyduk. En kısa zamanda mutlaka ziyarete geleceğiz. Hayırlı işler bol kazançlar dileriz…
Sayın Mete ÖZMERTER, 25’nci kuruluş yıldönümünüzde resmen şov yaparak bankacılık sektöründe büyük atılım içinde olduğunuzu gösterdiniz. Başarılı çalışmalarınızın devamını dileriz.
Sayın Nazım BERATLI, sağlık ve afiyette olduğunuzu gözlerimizle gördük ya içimiz bir kez daha rahatladı. Bu arada uzun bir ara verince medyada büyük bir boşluk oldu. Edebiyat tüten yazılarınızı özledik yani. Hoş geldiniz…