İdris: Siyasette dürüst olanlar yer almalı...

TDP Genel Sekreteri Asım İdris: TDP mecliste güçlü bir şekilde yer alırken, toplumun kalbi ve vicdanı olarak mecliste görev yapacaktır.

İdris: Siyasette dürüst olanlar yer almalı...

TDP Genel Sekreteri Asım İdris: TDP mecliste güçlü bir şekilde yer alırken, toplumun kalbi ve vicdanı olarak mecliste görev yapacaktır.

11 Aralık 2017 Pazartesi 12:11
İdris: Siyasette dürüst olanlar yer almalı...

KIBRIS TİME-SEÇİM ÖZEL

Asım İdris niçin aktif siyasetin içinde?

Aslında çok insan bu soruyu bana soruyor.Ben siyaseti yaşamımızın bir parçası olarak görüyorum.Ama asla siyaseti bir meslek olarak görmedim.Bana da hep eğitimci olarak baktılar ve ben de bundan çok mutlu oldum elbette.Ben siyasetle yakından ilgilenen mesleği eğitim olan bir bireyim.

Bir yurttaşın çevresine karşı duyarlı ve bilgili olması gerektiğini düşünürüm.Bilgili insanlar ancak kendi yaşamlarına yön verebilirler.Toplumlar için de bu geçerlidir.Bilgi ve duyarlılık düzeyi yüksek toplumların da kendi yaşamlarına yön verme imkanları vardır.Bu yön verme işi de siyasetle ancak mümkündür.

Toplsumsal veya bireysel sorunların çözüm noktası da karar alma mekanizmalrına etkiden geçer. Bu da aslında devlet yönetim mekanizmalarıdır.Buraya etki etmenin de en kısa yolu siyasettir.

Bir de siyaset genelde çok temiz bir iş olarak görülmüyor.Siyasetin ve siyasetcinin algısı ne yazık ki iyi değil. Bu da bizim yönetilme biçimimize etki ediyor. Ben siyasette dürüst olanların da dürüst  olmayanlar kadar yer alması gerektiğini savunuyorum. 

Sadece kendim değil, her bireyin bir dünya görüşü, ülkenin geleceği ve her sorunu ile ilgili mutlaka bir tutumu, bir tavrı olması gerektiğini düşünürüm. Bu düşüncelerle siyasette yer almayı bir toplumsal sorumluluk ve görev olarak görüyorum. Sadece kendimin değil, aslında herkesin kendi görüşü çerçevesinde siyasette yer almasını savunuyorum. Bu şekilde siyaset daha katılımcı ve bazı kişilerin tekelinden kurtulabilir diye düşünüyorum.

Siyasette niçin TDP'yi seçti?

İdolojik tercihim üniversite yıllarında oluşmaya başladı.Kendimi hep o dönemden itibaren sosyal demokrat dünya görüşüne yakın hissettim. Adalet, özgürlükler, hukukun üstünlüğü,temiz toplum, laiklik gibi kavramlar benim düşüncelerimde büyük etki yaptı. Kıbrıs Türk siyasi yapısı içerisinde de sosyal demokrat çiziginin temsilcisi TKP’de siyasi yaşamıma başladım.Daha sonar da bu geleneğin devamı ve mirasçısı olan TDP’de siyasi yaşamımı isitikrarlı bir şekilde sürdürüyorum.Bu geleneği tercih etmemdeki diğer bir neden ise, bu geleneğin temsilcilerinin gerçekten siyasetin içinde temiz kalabilmesi ve tek icazet aldığı yerin de toplum olmasıdır.

TDP'nin bu seçimlerde tarihindeki en yüksek oyu alacağı gözlemleniyor bunun sebepleri nelerdir?

Ben hayatta hiç bir şeyin raslantısal geliştiğine inanmıyorum.Başarılar da başarısızlıklar da mutlaka nedenleri vardır.4 yıldır parti yönetimimiz istikralı şekilde bir çalışma yürütüyor.Partimiz yerel bazı anket şirketleri ile düzenli çalışmayı bir prensip edindi.Bu anketlerde sadce aldığımız oylara bakmadık.Toplumun beklentilerini, sorunlarını ve en önemlisi bizi nasıl değerlendirdiklerini inceledik.Çıkan bu sonuçları yaptığımız bilimsel çalışmalarla bir stratejik plana dönüştürdük.Bu stratejik planı sistematik şekilde uygulamayı tam olmasa da büyük oranda başardık. Bu çalışma sonucunda hem maddi gücü olan hem de iyi bir kampanya ortaya koyan güçlü ve toplum tarafından heycan yaratan bir kadro ortaya çıkarmayı başardık.

Alanında uzman, toplum tarafından takdir gören ve iş bilen adaylarımızın yanında partimizin toplumun özlediği temiz siyaset, temiz yönetim anlayışını gerçekleştirebilecek bir geçmişe sahip olması da sanırım bu başarı algısında veya toplumun bize inanışının yükselmesinde etkili olmuştur.

Geçmişten bu güne yetkili makamlarda oturan geleneğimizden gelen tüm temsilcilerimzin yarattığı bu güven şu anda toplumun istedği temiz siyaset algısını gerçekleştirebilme konusunda toplumun en önemli umudu olmayı sağlamıştır. Mecliste güclü bir TDP’nin olması  toplumun güvencesi ve sesidir. Toplumun bizimle ilgili bu değerlendirmesi yükselerek bu kampanya döneminde sürecektir.TDP mecliste güçlü bir şekilde yer alırken, toplumun kalbi ve vicdanı olarak mevcliste görev yapacaktır.

TDP eğer iktidara gelirse eğitimdeki politikaları neler olacaktır?

TDP için eğitim öncelikli konulardan biridir.Bir toplumun geleceğinin inşaası eğitimle olur. Gerek sosyal, gerekse ekonomik kalkınma eğitim sisteminizi günün  ve ülkenin ihtiyaçlarına göre düzenleyebilmenizden geçer. Bu yüzden eğitimde ciddi bir vizyon eksikliği görüyoruz.

TDP olark vizyonumuz açık ve net olarak: “Herkes için; ücretsiz, kaliteli, tam gün eğitim.”dir. Elbette bu vizyonu gerçekleştirmek bir günlük iş olmayacaktır. Ama eğitimle ilgili atılacak her adım, yapılacak her yatırım bu vizyon çerçevesinde gerçekleşecektir.

Eğitim alanında özel okullarla devlet arasında, devletle devlet okulları arasında, şehirlerle kırsal okulları arasında eşitlik sorunu vardır. Tüm okullarımızın eğitim kalitesi ve alt yapısı çağın gerektirdiği düzeye çıkarılacaktır.

Okuların tadilatları veya öğretmen nakilleri ocak ayında çalışılmayabaşlanarak döneminin açılışında sorunsuz başlanması sağlanacaktır.Böylece okulların açılışında yaşanmasına alışılan inşaat ve öğretmensiz okul açılışı görüntüsünü ortadan kaldıracağız.

Bir diğer önemli konu da ülkemizde bizim irademiz dışında hayat bulan imam hatip meselesidir.TDP olark gençliğimizin laik, demokratik hukuk sistemine bağlı yetiştirilmesi konusunda çok hassasız. Ne yazık ki Hala Sultan İlahiyat Koleji ülkemizin gençliği açısından kabul edilemez bir yapılanma olark görüyoruz. Bu yüzden de kapatılması gerektiğini düşünüyoruz.Bu konuda da konuşmaktan ve bedel ödemkten de korkmuyoruz.

Eğitim alanında daha atılması gereken bir çok sorun var elbette.Burada sadece bazılarını sıralama şansım oldu. Öğrencilerin burs, taşımacılık, yüksek öğrenim ve daha bir çok konuda sorunlarımız vardır. İşin ehli ve uzman kadrolarla her türlü sorunu öğrencileri merkeze alarka, bilimsel yönetmlerle sorunları çözebileceğize inancımız tamdır.

Ülkede tam gün eğitime niçin geçilemiyor?

Bu güne kadar hükümetlerin eğitimle ilgili vizyonlarının olmaması, eğitimden anlamamaları ve gerçekten eğitimde ihtiyacın ne olduğunun farkında olmamalarıdır.  Tam gün konusu kapsamlı ve zor bir süreçtir.Bu alanda gerçekten ciddi bir bilgi birikimine ve tecrübeye ihtiyaç var. Sıraladığımız özelliklere sahip olmayanların böylesine önemli bir konuda adım atıp, eğitimde reforum sayılacak bu ihtiyacı gidermeleri mümkün değildir.

TDP, tam gün vizyonuna ve bunu yapabilecek bilgi birikimine sahiptir.Toplumun bu isteğinin gerçekleşmesi TDP’nin meclise güçlü girmesi ile mümkün olacaktır.

Ülkenin en büyük sorunu size göre nedir, bunlara çözüm önerileriniz nelerdir?

Ülkenin aslında bir çok sorunu var. Ekonomi, işsizlik,eğitim, sağlık, trafik, çevre ve kanser gibi…Ama bu sorunları çözümü konusunda toplumun ümitsizliği en büyük sorundur.Bu ümitsizliğin en büyük nedeni de ülkede adalet sisteminin sağlıklı şekilde yürümemesi ve yapanın yanına kalmasıdır.Sistemden ümidini kesen insanların bireyselleşmesi kaçınılmazdır. O yüzden bir devlet mekanizmasını düzeltmenin başlangıç noktası adalet sisteminin düzeltilmesinden geçer. TDP işe hukuk reformunu yapmakla başlayacak.Adalet olan yerde devlete bağlılık artar. Adaletin olmadığı yerde eşitlik bozulur ve kişiler devlete değil başka güç odaklarına biat eder.

Kıbrıs sorununun çözülmesi için görüşleriniz nelerdir? Türkiye'nin garantörlügü ve güvenlik konusuna bakış açınız nelerdir?

Kıbrıs Türk’ünün kendi kimliği ile ulslararası hukuk içindeki yerini alması bizim için en büyük hedeftir.Bu hedefin gerçekleşimesinde Kıbrıs sorununun çözümü en gerçekci yöntem olarak görmekteyiz.İki bölgeli, İki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir Kıbrıs, uluslararası huku içinde kendi kimliğimizle yer almamızı sağlayacaktır.

Elbette son dönemde liderlerin görüşmelerinin olumsuzlukla sonlanmasını üzüntü ile karşılamaktayız.Herkesin de bildiği gibi güneyde yapılacak seçimler sürecin olumsuzlukla sonuçlanmasında önemli rol oynamıştır. Ama seçimlerden sonar sürecin tekrar canlanma ihtimalinin güçlü olduğu üzerinde sanırım herkes hem fikirdir.

Görüşmelerin sürekli olumsuzlukla sonuçlanması elbettki en çok Kıbrıslı Türkleri etkilemekte ve üzmektedir.Masa başında iki liderin de eşit olması önemli.Ama masadan kalkınca Kıbrıs Rumları tanınmış ve uluslararası hukuk içindeki yaşamlarına devam ediyorlar. Hem de ister olumlu ister olumsuz tutum içinde yer alasınlar. Kıbrıslı Türkler ise ne kadar olumlu yaklaşımda da olsa masadan kalktığımızda tanınmamış ve uluslararası hukukdışındaki  yaşamımızadevam ediyoruz. İşte bu süreç çözüm yönündeki en önemli sorundur diye düşünüyorum.Kıbrıs Türkün nasıl ki çözümden uzaklaştığında, ayrılıkcı olarak nitelendirip cezalandırılmış ise yine olumlu ve ayrılıkcı olmayan tutumları karşısında ödüllendirilmesi gerekmektedir.Aynı şekilde Güney Kıbrıs’ın da ayrılıkcı tutumu aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Kıbrıs Türkü çözüm odaklı siyasete devam etmeli ve uluslararası alanda barış kültürü ile yürüdüğünü göstermelidir. Diğer taraftan da kendi mekanizmamızı dünyada saygınlık kazanacak, Türkiye’nin alt yönetimi olmadığını gösterecek bir yapıya kavuşturulmaldır. Kendi kurumlarını yönetme konsunda adımlar atmalı ve anaysal değişikliklerle kendi devletimizi güçlendirmeliyiz. Bu şekilde güçlenecek Kıbrıs Türk algısı hem saygınlık kazanacak hem de düyadan daha talepkar olabilecektir. Hem çözüm vizyonu ile hareket edip hem de mevcut yapıyı güçlendirmek gerekmektedir. Bunundışındaki yollar, planlar çıkmaz yoldur.Hukuk içinde varolmamızı sağlayamazlar.

Garantiler Kıbrıs Türk’ü ve Kıbrıs Rumları açısından en önemli kunulardan biridir.Garantiler konusunu TDP olarak bizler çözümden sonar oluşacak devletin davamlılığını ve herhangi bir güvenlik sorununu yaşamamamızı sağlama aracı olarak görürüz.Mutlaka Kıbrıslı Türklerin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanacağı ama aynı zamanda da Kıbrıslı Rumlarının da korkularının bertaraf edileceği bir sistemi yaratmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz.Bu konuda karşılıklı korkular ve ihtiyaçlar ortadan kalkmadan, 0 garanti ve 0 asker noktasına gelinemeyeceğini düşünmekteyiz.Bu günün koşullarında bunu talep etmenin süreci sıkıntıya sokacağını düşünüyoruz.Garanti konusu bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç sürdüğü müddece devam etmelidir.Ama eski şekli değişmez diye bir tutum da doğru değildir.Karşılıklı korkuların ortadan kaldırılacağı bir garanti sistemini de tartışmanın süreci rahatlatıp çözümü getirebileceğini düşünüyorum.

Bana düşüncelerimizi açıklama fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Son Güncelleme: 11.12.2017 15:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.