Son yıllarda yapılan seçim süreçlerine bakarsak eskiden olduğu gibi anketlerin basında yayınlanmadığını görürüz…
Çok sayıda anket yapılır ama bunlar eskiden olduğu gibi gazete manşetlerine yansımaz!
Bana göre bunun en önemli sebebi anket sonuçlarının çok da sağlıklı olmamasıdır…
Demek ki ülkede büyük bir kitle anketörlerin sordukları sorulara samimi cevap vermiyorlar!
Ya da seçmenin kafası çok karışık olduğu için görüşünü değiştirebiliyor…
Buna siyasi baskıyı da ekleyebiliriz!
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Mustafa Akıncı da ülke seçmeninin büyük bir kısmının sorulduğunda çok samimi olmadığına inanıyor ve seçim sonuçlarını ‘gizli’ oyların belirleyeceğini düşünüyor!
Yine onun görüşüne göre bu gizli oylardan en fazla kendisi sebeplenecek…
Mustafa Akıncı’ya yapmış olduğu ziyarette kızacağını bile bile sordum;
“Harmancı, Lefkoşa’da kazanmasaydı aday olur muydunuz” diye!
Her nedense bu soru kendisine sorulduğunda hep ikilemde kalıyor…
“Evet Harmancı kazandı ben de onun için aday oldum” diyemiyor…
Niçin çekiniyor ben de bunu anlayamıyorum işte!
Parti olarak çok güçlü olmayan Mehmet Harmancı, seçmenin ‘değişim’den yana tavır koymasıyla başkan seçildi ve burada Lefkoşalıların mesajı gayet açıktı!
Mevcut partilerden bıkkınlık, bir türlü çözülemeyen sorunlar, vaatlerin yerine getirilmemesi Harmancı’ya büyük bir zafer kazandırdı!
O da başaramazsa bir dahaki sefere kazanma şansı hiç olmayacak…
Akıncı bu konudaki soruya biraz çelişkili cevap verdikten sonra ben de üstüne gidince şöyle dedi;
“Eroğlu taktiği uyguluyorum…”
Hep birlikte güldük tabi ki…
Mustafa beye göre Derviş bey de zor sorular karşısında böyle çelişkili cevaplar veriyormuş…
“Harmancı’nın kazanması elbette ki önemli oldu” diye nihayet itiraf etti…
“Ama sadece neden bu değil” diye devam etti.
Partili partisiz çok kişinin desteği ile nabız tuttuktan sonra aday olmaya karar verdiğini belirtti…
Hatta bir çok UBP, DP ve CTP’li olarak bildiği kişilerin bile kendisini teşvik ettiğini ortada alternatif bir aday olmazsa sandığa gidecek seçmen sayısının çok azalacağını düşündüğünü, adaylığının biraz da yurt görevi olarak gördüğünü ifade etti…
Mustafa Akıncı son 5 yıldır aktif siyasetin dışında bir isim…
Bu 5 yılda bırakın aktif siyasetle uğraşmayı, geçmiş seçimlerde mensubu olduğu partisi için sokağa bile inmedi!
İşte en çok eleştirilen yanı bu…
Zaten bunu kendisi de kabul ediyor ve 2009 yılına kadar milletvekili olduğunu o tarihten sonra da siyasetten daha çok araştırma yapıp kitap yazmakla günlerini geçirdiğini söylüyor!
İyi de şimdi ne oldu da ansızın Cumhurbaşkanı adayı oldu peki?
Eğer siyaseti bırakmasaydı, bu 5 yıllık süreçte hem milletvekili hem de pek ala parti başkanı olarak kalabilir bunda da hiçbir sıkıntı yaşamazdı…
Bu konudaki soruma şöyle cevap verdi;
“Siyaset demek illa ki parti başkanlığı ya da milletvekili olmak demek değildir…”
Ben bundan şunu anlarım;
Mustafa bey belediye başkanı oldu, milletvekili oldu ve parti başkanlığı yaptı, bunlardan doyuma ulaştı ve ülke siyasetindeki açığı da görerek şimdi Cumhurbaşkanlı için kolları sıvadı!
Zamanlaması mükemmel yani…
Şu anda dört aday ciddi bir yarış içindeler…
Kimin Cumhurbaşkanı seçileceğine ise halk iradesi karar verecek…
Benim inancım şudur ki seçmenin büyük bir çoğunluğu karar vermedi!
Parti fanatiklerini bir yana bırakırsak sessiz çoğunluğun belirleyeceği Cumhurbaşkanı kim olacaksa Cumhurbaşkanı olmanın öncelikle Kıbrıs sorunu ile paralel olduğunu idrak etmeli!
Bizde Cumhurbaşkanının en önemli özelliği görüşmeci olmasıdır…
Yok topluma eşit davranacaklarmış, yok herkesi kucaklayacaklarmış, şeffaf olacaklarmış lütfen bunları geçsinler artık!
Bunlar sıradan siyasetçilerin söylemlerinden öteye gitmeyen açıklamalardır…
Seçmen bundan ne kadar etkilenir bilemem ama en azından beni bu söylemler etkilemez, aksine sanki de sıradan bir genel seçim havası yaratır!
Aday olan 4 isim de ‘marka’ olmuş isimdir ama içeride marka olan isimler kronikleşmiş Kıbrıs sorunu konusunda daha fazla kafa patlatmak zorundadır…
Burada soru şudur;
Kıbrıs sorununu çözmek için formülünüz nedir, aksi halde alternatif olarak nasıl bir yol haritası belirleyeceksiniz?
 
 
 
MESAJ  KUTUSU
 
Sayın Hasan TAÇOY, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nda bir çalışanın izin doldurmadan yurt dışına gittiğini ve onun yerine bakanlıkta başka bir kişinin imza attığını biliyor muydunuz? Skandallar artık birikmeye başladı ve sizin de şikayetçi olduğunuz disiplin konusunda radikal önlemler alınması şart oldu. Bir yerden başlayın artık!
Sayın Fuat NAMSOY, belediyede çalıştıklarını iddia eden bazı kişiler aradı geçenlerde İngiltere’den getirilen iki iş aracının 15 bin sterlin yerine 53 bin sterlin olarak fatura gösterildiğini iddia ettiler. Bu olayı ciddi bir şekilde mercek altına almanız gerekiyor değil mi?...
Sayın İsmail ARTER, DAÜ’nün kayıplara karışan yelkenlisi konusunda her hangi bir çalışma başlattınız mı? Bu yelkenli ile çok sayıda turist taşındığını ve epey de para kazanıldığını duyduk. İyi de yelkenli nerede kazanılan para nerede? Görevini suistimal eden edenler kim?
Sayın Hakan DİNÇYÜREK, geçen bakan döneminde Tuzlalı bir vatandaşa verilmeye çalışılan İskele sahillerindeki arazi konusunda hassasiyetiniz ve bunun iptali için teşekkür ederiz…Ama bizce bu yeterli değil, bu peşkeşi kim çekmeye çalıştı, bunda kazancı ne oldu? Lütfen biraz da olayın bu yönlerini aydınlatın olur mu?
Sayın Özkan MURAT, Levent Koleji’nin üniversite zamanında dere yatağına bina yapımında aracı olduğunuz ve bunu da şirketin Lefkoşa’da merkez binasında Mete Boyacı’nın ofisinde çözümlediğiniz iddiaları geliyor. İsminiz geçinde kafamız epey karıştı bir açıklama yapmakta yarar görüyoruz…
Sayın Hüda HÜDAVERDİ, birkaç çiftçi arkadaş aradı aspir üretimi için kaç tane üreticinin müracaat ettiğini merak etmişler. Bu proje tamamen sizin bir eseriniz olduğu için sonun kadar da takip etmek gerekiyor değil mi?
Sayın Mustafa AKINCI, okurların dikkatini çekmiş genelde kahverengi ceket terci ediyormuşsunuz. Bu rengin biraz itici olduğu söyleniyor. Vatandaş nelerle uğraşıyor değil mi? Biraz paraya kıyın bakalım…
Sayın Enver MAMÜLCÜOĞLU, Türkiye’de fuarcılık alanında lider olar bir işletmenin KKTC temsilciğini aldığınız ve çok yakında büyük projelere hazırlandığınızı duyduk. Bu konuda çıtayı yükseltmek ülke ekonomisi için de iyi olacak, tebrik ederiz…
Sayın Derviş EROĞLU, Levent Koleji’nin sorunlu bölgesindeki bina izni için zamanında ‘Eroğlu bile izin vermedi’ diyorlar. Cumhurbaşkanı olarak bu olaya bir el atın bakalım daha bilinmeyen neler orta çıkacak?
Sayın Kemal ÖZTÜRK, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Bengü Şonya ile ayrı düştüğünüz ve oylarınızı başka bir adaya yönlendirmeye hazırlandığınızı duyduk. Bu seçimler büyük sürprizlere gebe değil mi?
Sayın Cem DANA, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için küçük bir komite kurup adaylara bazı sorular yöneltmeye hazırlandığınız söyleniyor. Demek ki artık körü körüne oy kullanma devri geçti desenize…
Sayın Ahmet ÇALUDA, Lefke’de Mehmet Ali Talat ile aynı yemek masasında görülünce kafalar iyice bulanmış diyorlar. Bölgede bir şeyler dönüyor ama daha biz ile çözemedik doğrusu…
Sayın Gencay EROĞLU, uyuşturucu konusunda devlet biraz ağırdan alınca Gençlik Dairesi olarak bir takım tedbirler dizisi başlattığınızı memnuniyetle öğrendik. Biraz daha gecikilirse bu sorun kronik hale gelecek değil mi? Umarız bütçe konusunda destek görürsünüz…
Sayın Önder SENNAROĞLU, sizin müsteşarın bazı üreticilere asgari ücret bağlama meselesi hakkında bir açıklama yapmanızı beklerdik ama henüz ses seda yok! Bu konuda kamuoyunu bilgilendirmenizi bekliyoruz…
KJ 906 plakalı aracın sahibi, iki gün önce LT temizlik işçileri selden dolayı biriken çöpleri temizlerken onların gözünün içine baka baka seyir halindeyken yola çöp attınız. Fena halde sinirlendiler haberiniz olsun…
 
 
 
 
Günün Fıkrası
 
Kadının eli… 

Fransız erkeğine sormuşlar.
“Kadının elini niye öpersiniz?” diye.
Fransız cevaplamış:
“Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.”
Alman erkeğine sormuşlar. “Kadının elini niye öpersiniz?”
Alman cevaplamış:
“Kadın kutsaldır. Hayatın devamını sağlar, doğurur.”
Türk erkeğine sormuşlar. “Kadının elini niye öpersiniz?”
Türk erkeği cevaplamış; 
“- Bir yerden başlamak lazım!”