Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü, “Şiddetin normalleştiği bir toplumda ne huzurdan ne de toplumsal barıştan söz edilebilir” diyerek, kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu korumanın devletin en temel sorumluluğu olduğunu kaydetti.
CTP Kadın Örgütü, koruyucu ve önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesine, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan kamu politikalarının uygulanmasına, kadınları koruyacak mekanizmaların etkin biçimde işletilmesine ve ilgili kurumlar arasında güçlü bir koordinasyonun sağlanmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
CTP Kadın Örgütü’nden yapılan yazılı açıklamada, son günlerde yaşanan olayların, toplumun nasıl bir noktaya sürüklendiğini gözler önüne serdiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Bir kadın, birlikte yaşadığı erkek tarafından uğradığı şiddetten kurtulabilmek için kendisini ikinci kattan aşağıya atmak zorunda kaldı. Görevini yerine getiren iki kadın paramedik, ambulans içerisinde cinsel tacize maruz kaldı. Bugün ise Lefkoşa'nın en yoğun bölgelerinden birinde, gün ortasında ve onlarca insanın bulunduğu bir markette bir kadın bıçaklı saldırının hedefi oldu.”
Birkaç gün içerisinde yaşanan bu olayların hiçbirinin birbirinden bağımsız olmadığı kaydedilen açıklamada, kadınların evlerinde, sokakta, iş yerlerinde ve görevlerini yerine getirirken şiddete, tacize ve saldırıya maruz kalmasının toplumda korku ve güvensizlik yarattığı ifade edildi.
Kuzey Kıbrıs’ın, yıllarca insanların kendilerini güvende hissettiği, toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu bir yer olarak anıldığı belirtilen açıklamada, “Ne yazık ki bugün giderek artan şiddet olayları, toplumsal yozlaşma, cezasızlık algısı ve önleyici sosyal politikaların yetersizliği bu güven duygusunu her geçen gün biraz daha aşındırmaktadır. Bu toprakların alışık olmadığı böylesi vahim olayların peş peşe yaşanması hepimiz için ciddi bir uyarıdır.” denildi.
-“Kadına yönelik şiddet yalnızca kadınların değil, tüm toplumun sorunudur”
Kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınların değil, tüm toplumun sorunu olduğu vurgulanan açıklamada, “Şiddetin normalleştiği bir toplumda ne huzurdan ne de toplumsal barıştan söz edilebilir. Kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu korumak devletin en temel sorumluluğudur.” ifadeleri kullanıldı.
Hükümetin, artan şiddet olayları karşısında seyirci kalmayı tercih ettiği savunulan açıklamada, şöyle devam edildi:
“Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca yaşanan olayların ardından yapılan açıklamalarla ya da adli süreçlerle sınırlı tutulamaz. İhtiyaç duyulan, koruyucu ve önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan kamu politikalarının kararlılıkla uygulanması, kadınları koruyacak mekanizmaların etkin biçimde işletilmesi ve ilgili kurumlar arasında güçlü bir koordinasyonun sağlanmasıdır. Şiddet yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce harekete geçmek devlet olmanın gereğidir.”
Kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplumun, eşitliği önceleyen, sosyal adaleti güçlendiren ve şiddeti ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen kamusal politikalarla mümkün olduğu belirtilen açıklamada, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca kadın örgütlerinin değil, devletin, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi.
-“Hiçbir kadın korkuyla yaşamaya mahkûm değildir”
Açıklamada, CTP Kadın Örgütü’nün, kadınların yaşam hakkını savunmaktan, şiddetin her türlüsüne karşı sesini yükseltmekten ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinden vazgeçmeyeceği vurgulandı.
Şiddetin değil barışın, korkunun değil güvenin, eşitsizliğin değil adaletin egemen olduğu bir Kuzey Kıbrıs’ın mümkün olduğu kaydedilen açıklamada, “Buna inanıyor ve bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Çünkü hiçbir kadın korkuyla yaşamaya mahkûm değildir.” denildi.





