Hem adaylıktan vaz geçtiğini hem de bakanlıktan istifa edeceğini açıklayan Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek'in eşi Sibal Dinçyürek sosyal medyada yaptığı açıklamada eşine tam destek verdi.
Açıklama şöyle;
Ben senin ne makamına ne de unvanına âşık oldum… Ben 7 yaşında elimi tutan Hakan’a vicdanına, onuruna, dürüstlüğüne âşık oldum. ![]()
İkimiz de 7 yaşındaydık ilk elimi tuttuğunda… 22 yaşında hayatlarımızı birleştirdik. Tam 40 yıldır zorlukları, başarıları, sevinçleri ve gözyaşlarını birlikte yaşadık.
Üniversite yıllarımızdan bugünlere… Önünde parlak bir kariyer varken, hemde herkesin hayali ÇAPA gibi biryerden ihtisas almak ve profesör olmak seni zor şartlarda okutan ailene ve vatanına olan vefa borcunu ödemek için Kıbrıs’a dönmeyi seçtin. Hemde askerlikte bedelli şansın varken sıfırdan kucağımızda yeni doğmuş bir çocukla 24 ay askerlik yaparak. Hocaların karşı çıktı, önünde bambaşka kapılar vardı. Ama sen aileni, insanını, memleketini seçtin. O gün de yanındaydım, bugün de…
Çünkü ben bir doktorla, milletvekiliyle ya da bakanla evlenmedim. Ben, polis bir babanın ve ev hanımı bir annenin dürüst, çalışkan, vicdanlı, ailesine ve insanına bağlı zor şartlarla okuyan oğlu Hakan Dinçyürek’le evlendim.
Sen de maddi durumu iyi, babası bankacı Sibel’le evlenmedin. Sen beni ben olduğum için sevdin.
Öğrencilik yıllarımızı hiç unutmam… Ne zaman paraya sıkışsak, “Önemli değil, babama söylerim, hemen para yollar” dediğimde bana kapıyı gösterip, “O zaman babanın evine dön! Sen bursuyla geçinen bir öğrenciyi seçtin. Bu yolu birlikte yürümeyi sen istedin.” diyen o gururlu, dürüst adamın sözleri hâlâ kulaklarımda.
İşte ben o adamla evlendim. Kolay yolu değil, kendi emeğiyle ayakta durmayı seçen adamla… Sen de beni ne ailemin imkânları ne de sahip olduklarım için sevdin. Biz birbirimizi olduğumuz gibi sevdik.
Sensiz geçen çok gecem oldu. Sabahlara kadar çalıştığın, başkalarının hayatına yetişirken kendi ailenden uzak kaldığın nice günler yaşadık. Ama seninle yürüdüğüm bu yoldan bir gün bile pişman olmadım.
En ağır günlerimizde birlikte ağladık. Hakkımızda söylenenleri duyduk, içimize attığımız acıları yaşadık. Ama ben sana hep aynı şeyi söyledim: “Sen bir doktorsun Hakan. Bir çocuğun daha hayatını kurtarabilecek, bir insanın daha umudu olabilecek bir doktorsun. Vazgeçme!” Çünkü doktorlar VAZGEÇMEZ bunu öğrendik.
Bugün aldığın her kararının da arkasındayım Çünkü benim için hiçbir makam, senin vicdanından, emeğinden ve insanlığından daha değerli olmadı.
Bizi seven, bize güvenen hastalarımız, dostlarımız, UBP yol arkadaşlarımız ve ailemiz hep en büyük gücümüz oldu. Kırıldıklarımızı da affedelim. Çünkü hayat, kırgınlıkları taşımak için çok kısa…
Varsın yıllar geçsin, nesiller değişsin, insanlar ve değer yargıları değişsin… Ama değişmemesi gereken tek bir gerçek var: İnsan kendinden, benliğinden, onurundan ve dürüstlüğünden asla vazgeçmemeli.
Biz de gelecek nesillere makamları değil, karakteriyle ayakta duran insanların hikâyesini bırakalım.
7 yaşında tuttuğun elimi hiç bırakmadın… Şimdi sıra bizde… Bir ömür…
Benim için sen dün de Hakan’dın, bugün de Hakan’sın. Ne eksildin ne değiştin…
Çünkü ben senin geldiğin makamlarla değil, hiç değişmeyen karakterinle gurur duydum.
İyi ki o gün elimi tutmuşsun. İyi ki hayat arkadaşım olmuşsun.
Seni çok seviyorum Hakan




